Anasayfa / Film / Sinema Terimleri Sözlüğü

Sinema Terimleri Sözlüğü

 A’da Z’ye Kapsamlı Sinema Terimleri Sözlüğü ;

Çoğu zaman film terimleri ortalama bir sinema izleyicisi tarafından bilinmez. Halbuki her meslekte, alanda olduğu gibi sinemanın da kendi içinde daha kolay anlaşılabilmesi için üretilen kendi has kelimeler ve bir nevi jargonu vardır.

Sinemayı biraz daha yakından tanımak için, daha iyi anlayabilmek ve araştırıp öğrenebilmek için öğrenilmesi gerek, bilinmesi gereken terimler vardır. Burada çeşitli yerlerden toplanmış ( özellikle;  Ralph Singelto’nun Sinema Terimleri kitabı da referans alınarak) sinema terimleri, türkçeleri ve açıklamarını bulabilirsiniz. Her alanda olduğu gibi bir nevi sinemanın sözlüğü olarak da değerlendirebiliriz.

Sözlükte yaklaşık 1500 terim ve anlamı bulunmaktadır.

SİNEMA TERİMLERİTÜRKÇESİAÇIKLAMA
A AND B CUTTINIGA-B BANT Kurguda bir negatif kesim (NEGATIVE CUTTING) tekniği. 16 mm filmde eklerin (SPLICES) gözükmemesi için kullanılır. İlk plan (SHOT) A bobine konur, peşine, B bobine konacak planın karşılığı olarak siyah amors (LEADER) konur. İkinci plan B bobine konur ve başına, A bobindeki planın karşılığı olarak siyah amors konur. Takip eden planlar, karşılarına siyah amors gelecek şekilde dizilir. Her iki bobin, aynı ham filme (STOCK) ayrı ayrı basılır, böylece planlar, aralarında yapışma olmadan biraraya gelmiş olur. Bu işlem 35 mm film için şart değildir, çünkü kareler (FRAME), aralarındaki yapışma yerini göstermeyecek kadar büyüktür. A—B bant, 16 ve 35 mm filmde erime (FADE) ve geçme (DISSOLVE ) yapmak için de kullanılır. Geçme veya bindirme (superpoze) (SUPERIMPOSITION) yaparken iki plan, A ve B bobinde birbirlerinin üstüne gelecek şekilde konur. İkiden fazla bindirme veya yazılar (TITLES) vs. için daha fazla bobin (C, D, vs.) kullanılabilir.
A AND B ROLLING A-B BOBİN (Bak. A AND B CUTTING)
‘A’ MOVIE (‘A’ PICTURE)A FİLMİ1) Büyük bütçeli, oyuncu kadrosunda ünlü oyuncu-ların bulunduğu, ticari yönden birinci derecede yer alan sinema filmi.
2) İki film gösterilen bir salonda oynatılan ilk film
ABBY SINGER SHOT -Yapımcı argosunda, günün programında son planı belirten deyim (ör. The next shot is the Abby Singer). Deyim, Bay Singer’in yönetmen yardımcılığı (ASSISTANT DIRECTOR) yaptığı zamandan kalmadır. Günün son planının çekimini bay Singer yönetirdi.
ABERRATION (LENS)

SAPINGGörüntünün (IMAGE) şeklinde çarpılmaya neden olan mercek hatası.
ABOVE THE LINEÇİZGİ-ÜSTÜBir filmin bütçesi (BUDGET) iki ana bölüme ayrılır: çizgi-üstü ve çizgi-altı (BELOW-THE-LINE). Çizgi-üstü masraflar, genelde bütçedeki en pahalı kalemlerdir (hikâye, senaryo, prodüktör, yönetmen ve oyuncuların maliyeti). Çizgi-altı bölüme teknisyen, malzeme ve işçilik masrafları girer. İşçilik ücretleri genelde günlük yevmiye üzerinden hesaplanır. Ham film (RAW STOCK), yıkama ve baskı (PROCESSING), kamera malzemesi, plato (STAGE) ve diğer yapım (PRODUCTION) ve yapım sonrası (POST PRODUCTION) masraflar da bütçenin çizgi-altı bölümüne girer.
ABOVE THE TITLEBAŞLIK ÜSTÜ Filmin başlığından (MAIN TITLE) önce çıkan isimleri belirtir. Bunlar genelde şöyle sıralanır: dağıtımcı (DISTRIBUTOR), yapımcı / yapım şirketi (PRODUCER / PRODUCTION COMPANY), bir
« yönetmenin adı » filmi, baş oyuncular, sonra filmin başlığı. Günümüzde, başlık üstü isimler giderek çoğalmakta. İ1k zamanlarda bu yer sadece dağıtımcıya, bir de belki çok güçlü bir yapımcıya (David O. Selznick, Samuel Goldwin, Dino De Laurentiis gibi) ayrılırdı. Frank Capra, adını başlık üstüne yazdıran ilk yönetmen olmuştur. (Bak. BILLING, TOP BILLING)
ABRASIONS AŞINMA , YORULMAKötü veya aşırı kullanımdan dolayı kopyanın gördüğü zarar. Filmin yüzeyinde çizikler ve kazıntılar olarak gözükür.
ACADEMY AWARDS AKADEMİ ÖDÜLÜACADEMY OF MOTION PICTURE ARTS AND SCIENCES
(AMPAS) tarafından film endüstrisinin çeşitli kollarında sanatsal veya teknik başarılara verilen ödül. OSCAR adı ile de bilinir. İlk ödüller 1927 yılında verildi.
ACADEMY LEADER AKADEMİ AMORSUŞekli ACADEMY OF MOTION PICTURE ARTS AND SCIENCES
(AMPAS) tarafından belirlenen amors. Her bobinin (REEL) başına (HEAD) eklenir ve filmin başlayacağı yeri belirten, 10 ile başlayıp 2’ye inen sayıları içerir. 2 sayısının göründüğü anda duyulan bir BİP sesi, filmin başlamak üzere olduğunu belirtir. 1 sayısının olması gereken yerde film başlar. Filmlerin sinema ve televizyonda gösterimi için SOCIETY OF MOTION PICTURE AND TELEVISION
ENGINEERS (SMPTE) tarafından hazırlanan yeni amorsa evrensel amors (UNIVERSAL LEADER) adı verilmiştir.
ACADEMY OF MOTION PICTURE ARTS AND SCIENCES -Davetle üye olunan Amerikan sinemacılarının onur kuruluşu. Üçbinden fazla üye; kendi alanlarına göre değişik dallarda gruplaşır (yönetmenler, oyuncular, görüntü yönetmenleri, sanat yönetmenleri, besteciler gibi). Her yıl Akademi ödüllerini belirleyip dağıtırlar. Her dal, kendi alanındaki adayları oylar, tüm üyeler de adaylar arasından en iyi filmi seçer.
ACCELERATED MOTIONDÜŞÜK KARE Sesli film için normal hız olan 24 kare/saniye hızından düşük çalışan kamera ile çekilen hareketler, projeksiyonda, hızlanmış gibi görünür. Bunun tersine yüksek kare (SLOW MOTION) denir.
A.C.E.-American Cinema Editors sözcüklerinin kısaltılması. Amerikan film kurgucularının (EDITORS) onursal meslek kuruluşu. Üyelik, kuruluşun daveti ile olur.
ACE -1000 vatlık Fresnel mercekli (FRESNEL LENS) spot (SPOT) lamba.
ACETATE BASE (=SAFETY BASE) ASETAT TABAN, YANMAZ
FİLM
Çabuk alev alan eski yanar filmin (NITRATE BASE) yerini alan, parlamadan yanan emniyetli film tabanı.
ACTION -Kamera önünde gerçekleştirilen olay.
ACTION !-Bir sahnede (SCENE) hareket veya konuşma (replik) (DIALOGUE) başlatmak için yönetmenin verdiği komut.
ACTION STILL KARE FOTOĞRAFIFilm karesinden büyütülmüş (BLOWN UP) fotoğraf.
ACTION TRACK GÖRÜNTÜ ŞERİDİMüzik, konuşma ve etki bantları eklenmemiş, yalnız resimden oluşan film şeridi.
ACTOR/ACTRESSOYUNCUTiyatro, televizyon gösterisi veya filmde rol oynayan kişi. Amerikan yapımı filmlerde oynayan ve sözlü rolü olan kişiler SCREEN ACTORS GUILD (S.A.G.) kurallarına göre ücret alırlar. Bant (odio veya video) kaydı amaçlı yapımlarda (PRODUCTIONS), American Federation of Television and Radio Artist (AFRTA), tiyatro yapımlarında da ACTORS EQUITY kurallarına uyulur
ACTORS EQUITY -(Bak, EQUITY)
ACTORS TİME SHEET-Bir oyuncunun günlük çalışmasının başlayış ve bitiş saatlerinin ve yaptığı işlerin yazıldığı rapor. Oyuncu bunu her gün imzalar ve bir kopyası SAG veya AFTRA’ ya yollanır.
ADYönetmen yardımcısı (ASSISTANT DIRECTOR) için kullanılan kısaltma.
ADAPTATIONUYARLAMAHikâye, roman, kısa hikâye vd. gibi bir kaynaktan alınan senaryo (SCREENPAY).
ADDED SCENEEK SAHNEBitmiş bir senaryoya sahne numaraları yazıldıktan sonra eklenen sahne. Ek sahne, numarasının yanına konan bir harfle belirtilir...(Bak. A- PAGE)
ADDITIVE PROCESSADITIF BASKIRenkli film baskısı sırasında yeşil, kırmzı, mavi renkli ışıklar kullanılan baskı sistemi.
AD LIB DOĞAÇLAMA, TULUATSenaryoda (SCREEN) yazılmamış, çekim anında uydurulan konuşma. (Bak. IMPROVISE, WING IT)
ADRAutomatic Dialogue Replacement sözlerini belirtmek için kullanılan kısaltma. (Bak. LOOP, DUB, ELR)
ADVENCEAVANSGösterim sırasında resimle sesin eşzamanlı olması için sesin, resimden (IMAGE) önceye kaydırılacağı kare (FRAME) sayısı. Bu sayı 35 mm için 20, 16 mm için 26 karedir.
AERIAL SHOTHAVADAN ÇEKİMÖzel bir kamera montürü (CAMERA MOUNT) kullanarak uçak veya helikopterden çekilen sahne (SCENE). (Bak. ‘COPTER MOUNT, TYLER MOUNT)
AFIAMERİKAN FİLM ENSTİTÜSÜ‘American Film Institute’ sözleri için kullanılan kısaltma.
AFMAmerikan müzisyenler birliği(UNION) American Federation of Musicians sözleri için kullanılan kısaltma.
AFTRA-‘American Federation of Television and Radio Artists’ sözleri için kullanılan kısaltma.
AGENTMENAJER, AJANSDevletin, müşterisini temsil etme ve onun adına kontrat imzalama yetkisi verdiği kişi veya firma. Normal menajerlik ücreti, müşterinin günlük ücretinin yüzde onudur.
AIR-TO-AIRHAVADAN HAVAYAHelikopter veya uçak gibi bir araçtan, başka bir uçan cismin çekimi.
ALLIGATOR CLAMPSKROKODİL MAŞAÇekim sırasında çeşitli cisimleri geçici olarak değişik yerlere tutturabilmek için kullanılan dişli maşa.
AMBIENCEBir sahnenin taşıması ve aktarması istenen ruh hali, duygu, hava.
AMBIENT SOUNDÇEVRE SESİSokak gürültüsü, kuş cıvıltısı, rüzgâr, oda sesi (ROOM TONE) gibi belirli bir mekânda bulunan normal sesler.
AMERICAN CINEMA EDITORS (A.C.E.)-Amerikan kurgucularının onursal derneği. Davetle üye olunur.
AMERICAN FILM INSTITUTE (AFI) AMERİKAN FİLM ENSTİTÜSÜEnstitünün çalışmaları arasında bir film okulu, film arşivi, film koruma ve restorasyonu bulunur ve her yıl bir ödül verir.
AMERICAN SOCIETY OF CINEMATOGRAPHERS (A.S.C.)-Üyeleri arasında Amerika’nın en iyi görüntü yönetmenlerinin bulunduğu onursal meslek derneği. Bu derneğin karşılığı, İngiltere’de ‘British Society of Cinematographers (B.S.C.), Kanada’da Canadian Society of Cinematographers’ (C.S.C.) dır.
AMORTIZE, AMORTIZATION -Bir borcun ana parasını ve faizlerini belirli taksitler halinde ödeyip azaltmak ve sonunda bitirmek. Film piyasasında, negatifin maliyeti NEGATIVE COST gelire fatura edilir ve borcu azaltır.
AMPAS-ACADEMY OF MOTION PICTURE ARTS AND SCIENCES sözcüklerinin kısaltılmışı.
ANAMORPHIC LENSANAMORFİK OBJEKTİF, SİNEMASKOP OBJEKTİFStandard 35 mm ham film (STOCK) üzerine geniş perde (WIDE SCREEN) sistemi için çekim yapılırken kullanılan özel tür objektif.
ANIMAL HANDLER-Filmde gözüken hayvanlarla ilgilenen özel eğitilmiş ekip elmanı. Çoğu zaman özel eğitilmiş oyuncu hayvanların da sahibidir. (Bak. TRAINER, WRANGLER)
ANIMATIONCANLANDIRMA, ANİMASYON Çizimlerin ya da üç boyutlu cisimlerin kare kare (aslında her seferinde ikişer kare) çekildiği film yapım tarzı. Bazen çizimler ve boyamalar doğrudan film şeridinin üzerine yapılır.
ANIMATION BED CANLANDIRMA MASASICanlandırma kamerasıyla beraber kullanılan özel yapılmış masa.
ANIMATION CAMERACANLANDIRMA KAMERASI Canlandırma sinemasında kullanılan ve her seferinde bir kare film çeken kamera.
ANIMATION CELLASETATCanlandırma kamerasıyla çekilecek resimlerin yapıldığı, yaklaşık 20x30 santim boyutlarda şeffaf asetat tabaka.
ANIMATION STANDCANLANDIRMA SEHPASICanlandırma kamerasını taşıyan ve onun aşağı yukarı hareket etmesini sağlayan özel geliştirilmiş sehpa.
ANIMATORCANLANDIRMACICanlandırmada kullanılacak resimleri çizen ya da üç boyutlu cisimleri yapan sanatçı.
ANKLE-Sinema piyasasındaki ticaret gazetelerinin (TRADE PAPER) kullandığı bir terim. Bir kişinin kendi isteği ile bir projeden, bir şirketten ayrıldığını belirtir.
ANSWER PRINTSIFIR KOPYAResim ve ses kalitesinin onaylanması için laboratuarın (LAB) bastığı ilk bileşik (COMPOSITE) kopya (PRINT).
ANTI-HALATIONANTİ HALOFilm çekilirken resimde belirebilecek istenmeyen hâle ve parıltıları önlemek için negatifin (NEGATIVE) sırtına sürülen özel tabaka. Banyo (DEVELOPMENT) sırasında bu tabaka filmden ayrılır.
A-PAGE-Senaryonun yazılıp bitmiş sayfaları arasına sonradan eklenen sayfa. Bu sayfaları numaralamak için, kendisinden önceki sayfanın numarası ve bir harf yazılır: 127, 127A, 127B, 128 gibi. (Bak. BLUE PAGES)
APERTUREAÇIKLIKKamera, projektör (PROJECTOR) veya baskı makinesindeki (PRINTER) objektiften geçen ışık yoğunluğunu kontrol eden objektif açıklığı. Bu açıklık, diyafram sayıları (F-STOPS) ile belirtilir ve diyafram (DIAPHRAGM) ile kontrol edilir.
APERTURE PLATE PENCEREKamerada, film kızağında filmin hemen önünde bulunan içi boş dikdörtgen maske. Filmin kenarlarının ışık almasını önleyerek kareyi (FRAME) belirler.
APOCHROMATIC LENSAPOKROMATİK OBJEKTİFRenk sapmasını (CHROMATIC ABERRATION) düzeltip, değişik dalga boyundaki ışık ışınlarının aynı noktada toplanmasını sağlayan objektif.
APPLE BOXTAKOZÇekim sırasında kişiler, ışıklar, aksesuarların (PROPS) yükseltilmesi için kullanılan standard boylarda yapılmış tahta kutu.
APPRENTICE EDITORKURGU STAJYERİKurgucu (EDITOR) ve kurgu yardımcısı (ASSISTANT EDITOR) yanında çeşitli görevler yaparak bu mesleği öğrenen kurgu kadrosu elemanı.
ARBITRATIONHAKEMLİKBir anlaşmazlığı, mahkeme önüne çıkarmadan çözümlemek için yapılan bir toplantı. Hakemliğe giden taraflar, anlaşmazlığın çözümü için hakemin veya hakem heyetinin vereceği karara uyacaklarını kabul ederler.
ARCARKDoğru akımla çalışan, ışık yoğunluğu yüksek lamba. İki çeşidi vardır: Ayar istemeyen Xenon/MERCURY arklar, sık sık ayar gerektiren kömürlü arklar. Kömürlü arklar, gün ışığına yakın (4900 Kelvin) nitelikte ışık sağladığı için, renkli film çekiminde stüdyoda (STUDIO) gün ışığı sağlamakta veya dış çekimlerde gün ışığını desteklemekte kullanılır.
ARRANGERARANJÖRDaha önce yazılmış bir besteyi, özgün şeklinden değişik tarzda kullanılmak üzere hazırlayan ve düzenleyen kişi. Bir bestecinin skeçlerinden yarattığı parçalar, çeşitli insan ve saz seslerine uyarlanması için orkestrasyonu yapacak kişiye verilir. Bazen aranjmanı ve orkestrasyonu, besteci kendi yapar. Pop müzik terimlerinde aranjör ve orkestrasyonu yapan, aynı kişidir.
ARRESTED, CAN’T GET-Bir işi kapamadığını belirten argo deyim. (I have gone out on six auditions this week and I can’t get arrested.)
ARRIFLEX ( = ARRI) ARRİFLEKSFilm çekim kamerası markası. İlk taşınabilir sesli çekim kamerasıdır.
ART DEPARTMENT SANAT BÖLÜMÜBir filmin genel havasını yaratmak için yapım tasarımcısı (PRODUCTION DESIGNER) yönetiminde setleri (SETS) ve mekânları (LOCATIONS) düzenleyen ekip. Bu ekip, genellikle sanat yönetmeni (ART DIRECTOR), asistanları, set tasarımcısı (SET DESIGNER) ve teknik ressamlardan oluşur.
ART DIRECTORSANAT YÖNETMENİBir filmin çekileceği iç ve dış dekor ve mekânların yapımı ve düzenlenmesinden sorumlu kişi. (Bak. PRODUCTION DESIGNER)
ARTIFICIAL BREAKEVENKâr paylarının ödenmeye başlaması için bir filmin yapması gereken, miktarı önceden belirlenmiş hasılat.
ARTIFICIAL LIGHTLAMBA IŞIĞIHer türlü insan yapısı malzemeyle sağlanan ışık. Doğal ışığın tersi.
ASA SPEED RATINGASAFilmin duyar tabakasının (EMULSION) görüntü kaydedebilme gücünü (EMULSION SPEED) ölçmek için “American Standards Association
-Amerikan Standartlar Kurumu” tarafından belirlenen ölçü sistemi. ASA sayısı yükseldikçe, filmin duyarlığı yükselir. ISO “International Standards Organisation – Uluslararası standartlar organizasyonu” , ASA’nın yerini almakta olan yeni sistemdir.
A.S.C-AMERICAN SOCIETY OF CINEMATOGRAPHERS sözcüklerinin kısaltılmışı.
A-SCENE -(Bak. ADDED SCENE)
ASPECT RATIOÇERÇEVE ORANIFilm karesinin veya perdede gösterilen resmin yüksekliği ile genişliği arasındaki orantı. Kullanılan çeşitler:
Akademi çerçevesi: 1:1.33
Standard çerçeve: 1:1.85
Geniş Perde: 1:2.35 Televizyon çerçevesi, orantı olarak Akademi çerçevesi ile aynıdır. İnsan gözünün görme boyutları, orantısı 1:1.95’e eşit olan bir elipstir. (Bak. SCREEN, WIDE SCREEN PROCESS, CINEMASCOPE, CINERAMA)
ASSEMBLYBAĞLAMA, KABA KURGUPlanların, senaryodaki sıralamaya göre biraraya getirildiği ilk kurgu işlemi. (Bak. ROUGH CUT, FINE CUT, FINAL CUT, EDITING
ASSISTANT CAMERAMANKAMERA ASİSTANI(Bak. FIRST ASSISTANT CAMERAMAN, SECOND ASSISTANT CAMERAMAN)
ASSISTANT DIRECTOR (Kısaltma AD.)YÖNETMEN YARDIMCISI(Bak. FIRST ASSISTANT DIRECTOR, SECOND ASSISTANT DIRECTOR, KEY SECOND AD, SECOND SECOND)
ASSISTANT EDITORKURGU YARDIMCISIKurgucu (EDITOR) ile çalışan, günlük iş kopyalarını (DAILIES) düzenleyen, arşivleyen, kurgu odasını (EDITING ROOM) çalışma düzeninde tutan, laboratuar sorumluları ile görüşen ve kurgucunun, kurgu dışındaki işlerle uğraşmamasını sağlayan kurgu ekibi elemanı.
ASSOCIATE PRODUCER-Her yeni yapımda belirttiği yetki ve işler değişebilen bir unvan. İş ve yaratıcılık sorumluluğunu yapımcı ile paylaşan yapımcı yardımcısına verilen ad, yapım sorumlusuna (PRODUCTION MANAGER) verilen ek bir unvan, yapıma para yatıran finansörlerden birine verilen onur payesi olabilir.
ASTIGMATISMASTİGMATİZMBir objektif hatası. Bazen diyafram kapatarak giderilebilir.
ASYNCHRONISMNON SENKRONFilm perdede gösterilirken resim ile sesinin eşzamanlı olmaması. (Bak. IN SYNC, OUT OF SYNC, SYNCHRONIZATION)
ATMOSPHEREATMOSFER1- Bir filmin ya da sahnenin ana duygusal teması ya da havası.
2- Bir sahnedeki olaya gerçeklik duygusu katan figüranlar (EXTRAS).
ATMOSPHERE VEHICLEBir sahnede baş oyuncular (PRINCIPAL PLAYERS) ve yardımcı oyuncular dışındaki kişilerin yani figüranların kullandığı veya hareketsiz duran otomobil, at arabası, kamyon, motosiklet gibi taşıtlar.
AUDIOİŞİTSEL, ODİOBir filmin video (VIDEO) ya da görsel kısmının tersine sesli kısmı ile ilgili her türlü şey.
AUDIT-Yapım veya dağıtımla ilgili bütün mali hesap ve kayıtların inceleme, uyuşma ve teyit edilmesi.
AUDITION-Role uygun kişiyi saptamak için adaylar arasında yapılan okuma sınavı.
AUDITOR-Bir filmin mali hesaplarını tutan, giderlerini hesaplayan kişi.
AVAILABLE LIGHTDOĞAL IŞIKBu deyim, hiç bir ek ışık (ARTIFICIAL LIGHT) kullanmadan çekim yapmayı belirtir.
A-WIND -Duyar tabakası bobinin dışına gelecek şekilde sarılmış ham film.
BABY -(Bak. BABY SPOT)
BABY LEGS ( = SHORTY, BABY TRIPOD)KISA AYAK Kamerayı yere yakın bir yüksekliğe yerleştirmek için kullanılan kısa sehpa (TRIPOD).
BABY SPOT / BABY KEG ( = BABY) -500 -750 vat ampul kullanan spot lamba.
BACKERFinansörBir gösteri ya da filme sermaye yatıran kişi.
BACKERS’ AUDITION-Gösteriye sermaye yatıranlara yapılan özel gösterim.
BACKGROUND (Kısa: BG)ARKA PLAN1- Sahnenin, kameradan uzakta ve hareketsiz geri bölümü.
2- Bir sahnede geçen olayın arkasındaki gerçek veya yapay dekor.
3- Geri plandaki olayda veya ambiyans için kullanı-lan figüranlar.
BACKGROUND NOISEÇEVRE SESİYapım sonrasında (POSTPRODUCTION) ses bandına eklenen ve kameranın görüş alanı dışında da olayların ve çevrenin varlığını hissettiren araba kornası, mırıltılar,tren düdüğü, saat sesi, kurbağa vıraklaması gibi sesler. (Bak. WILD SOUND)
BACKGROUND LIGHTING-(Bak. LIGHTING)
BACKING (= BACKDROP) -Bir iç dekarda kapı veya pencereden görünen, gerçek bir geri plan duygusu yaratan, elle boyanmış veya fotoğrafla yapılmış pano veya perde.
BACKLIGHTARKADAN AYDINLATMASiluet veya hâle etkisi yaratmak için bir cismi, kamera bakış açısına göre geriden aydınlatma tekniği.
BACK LOTARKA BAHÇEBir stüdyonun, dış sahneler (EXTERIORS) çekilebilen açık alanı. Burada genellikle kovboy kasabası, bir modern şehir sokağı gibi sürekli duran dekorlar bulunur.
BACK PROJECTION-(Bak. REAR SCREEN PROJECTION, PROCESS SHOT)
BACK-UP SCHEDULE ( = COVER SET)-Kimi sahnelerin çekimlerinin planlandığı gibi yapılamaması halinde başvurulacak mekân ve zaman seçenekleri. Kimi zaman dış çekimler doğa şartları yüzünden engellenir. Bu yüzden, çekim planında değişik seçenekler bulunması, çalışmanın aksamamasını sağlar.
BAFFLE-1- Bir hoparlör kutusunda sesi emerek yankılanmayı azaltıp çoğaltan ve duyulan sesin gerçeğe sadık olmasını sağlayan bölme.
2- Yüksek frekansları güçlendiren mikrofon bağlantısı.
3- Stüdyo kaydı sırasında yankılanmayı önleyen ses emici seyyar pano.
4- Bir stüdyo lambasının ışığını yöneltmek ve yoğunluğunu kontrol etmek için kullanılan kapaklar (SHUTTER).
BALANCEDENGE1- Ana ışık (KEY LIGHT) ile dolgu ışığı (FILL LIGHT) arasındaki oran.
2- Konuşma, müzik ve etki şeritlerinin (TRACK) ses yoğunluğu.
3- Bir planın göze hoş görünmesini sağlayan genel düzenlemesi.
BALANCED PRINT-Renk düzeltmesi (COLOR CORRECTION) veya ton dengesi (GRADING) yapılmış baskı.
BALANCING STRIPE-Film şeridinde, manyetik ses bandının resme göre karşı tarafına kaplanmış manyetik bant. Film şeridinin her iki tarafının da eşit kalınlıkta olmasını sağlayarak bobinaj sırasında film yüzeyinin hırpalanmasını engeller.
BANANA-Kamera önünde, merkezi kameranın bulunduğu nokta olan bir daire çemberi üstünde hareket ederek sürekli net alanında olmak.
BANK (= COOPS)-Geniş bir alanı aydınlatmak için tek bir montüre yerleştirilmiş çok sayıda lamba.
BARN DOORSLAMBA KAPAĞIBir lambanın ışığını yönlendirmek ve yoğunluğunu kontrol etmek için kullanılan madeni kapaklar.
BARNEY (= BLIMP)-Sesli çekim yaparken özel kamera kullanılmadığı zamanlar kamerayı içine alarak makine sesinin duyulmasını önleyen ya da aşırı sıcak, yağmur gibi koşullarda kamerayı koruyan çok iyi yalıtılmış koruyucu.
BASETABANÜzerine duyar tabaka (EMULSION) ya da manyetik kayıt tabakası kaplanan ince, şeffaf, kıvrılabilen dirençli yüzey. (Bak. CELLULOID).
BASHER-Elde tutularak veya sabit kullanılabilen, spot veya flud (FLOODLIGHT) olabilen düşük güçte lamba
BATCH NUMBER-Ham film üreticisinin bir partide ürettiği filmin üretim tarihini belirten kodu.
BATTERIESAKÜ, PİLTaşınabilir elektrik enerjisi kaynağı.
BATTERY BELTBEL AKÜSÜKamera operatörünün (CAMERA OPERATOR) kemer gibi beline bağlayarak serbestçe hareket etmesini sağlayan akü.
BAZOOKA-Stüdyoda köprüde (CATWALK) kullanılan lamba taşıyıcı.
BEAT-Yazarların kullandığı bir terim. Hikâyenin ana çizgisini ya da “kalp atışını” belirtir.
BELLY BOARDHEMZEMİN BAŞLIKKamerayı olabildiğince yere yakın yerleştirmek için kullanılan tabla.
BELOW-THE-LINE (BTL)ÇİZGİ ALTI(Bak. ABOVE THE LINE)
BEST BOY-1- Işık şefinin baş yardımcısı. 2- Set şefinin baş yardımcısı.
BG-BACKGROUND sözcüğünün kısaltması.
BIBLE RUN-Bir film yapımında her hafta sonu yapımın bütün mali dökümünün bilgisayardan alınması.
BICYCLE-Birden çok projede çalışmayı belirten terim.
BICYCLE A PRINT-Bir film kopyasını aynı gün birden çok gösterim yapabilmek için salondan salona dolaştırmak.
BILLING-Filmin yazılarında isimlerin, unvanların düzenlenmesi. Filmde çalışanların pazarlık ve anlaşmasında ücret ve pay dışında bu düzenlemenin de büyük önemi vardır. Birlik (UNION) veya sendikanın pek çok sözleşme formunda bu düzenlemenin şartları bulunur.
BIN (= TRIM BIN) TORBAKurgu odasında kurgusu yapılan film şeritlerinin içine konduğu kumaş torba. Hemen üzerinde, şeritlerin asılabileceği bir çerçeve vardır.
BINAURAL REPRODUCTION-İnsan kulağının duyuş şekline yaklaşan iki kanallı ses sistemi. Üç veya daha fazla kanallı sistemler stereofonik diye adlandırılır.
BINOCULAR VISIONBir cismi, insan gözü gibi iki değişik noktadan görerek derinlik duygusu yaratan bakış şekli. Farklı noktalardan sağlanan iki görüntü üst üste birleşerek bakılan cismin uzaklık ve büyüklüğünün anlaşılmasını sağlar. Normal filmlerin görüntüleri iki boyutludur. Üç boyutlu denen filmler, bu derinlik duygusunu yaratmaya çalışır.
BIPACK PRINTING-Mat plan (MATTE SHOT) veya bindirme “süperpoze” (DOUBLE EXPOSURE) yapmak için uygulanan sistem.
BIT / BIT PLAYER -İki-üç satır sözü olan konuşmalı ufak rol. SILENT BIT ile karıştırmayın. (Bak. SILENT)
BLACKSFON BEZİPencere veya kapılardan sızan istenmeyen gün ışığını kesmek için kullanılan siyah kumaş. Kimi küçük dış gece planlarını gündüz çekmek için de kullanılır. Bir istisna: ‘Streets Of Fire’ filmi çekilirken, gece planlarını gerçekten gece çekmek çok pahalıya geleceğinden, Universal Stüdyolarının “arka bahçe”sinin büyük bölümleri perdelerle karartıldı.
BLACK TRACK PRINT-Ses bandı olmayan, sadece görüntünün basıldığı sıfır kopya (ANSWER PRINT).
BLANKKURU-SIKIKurşun yerine kağıt, mantar vb. konmuş mermi.
BLEACHED OUT (= BURNT UP) TROPOZEGereğinden çok pozlandığı için ayrıntıları kaybolmuş görüntü.
BLIMPBLİMPKamera için magnezyumdan yapılmış, lastik ve plastik köpükle astarlanmış ses yalıtım kutusu. (Bak. BARNEY)
BLIND BIDDING-Bir dağıtımcının, salon sahibini, gösterim için filmleri seyretmeden almaya zorlaması.
BLOCK BOOKINGPAKET SATIŞDağıtımcının, iyi filmlerin yanında vasat ve kötü filmleri de koyarak bir paket yapıp salon sahibini, bunları topluca almaya zorlaması.
BLOCKING-Oyuncular ve / veya kamerayla bir sahnenin düzenini planlamak.
BLOOMKameranın görüş alanı içindeki cam yüzeyleri, parlamasını önlemek için özel bir madde ile kaplamak. (Bak. DULLING SPRAY)
BLOOP-1- Mıknatıslanmış bir kesici ile manyetik ses bandında yapılan bir ekleme sonucu ek yerleri geçerken hoparlörden duyulan ses.
2- Optik ses bandında ek yerine vurulan üçgen zımba veya özel boya ile (Blooping ink) ek yerine yapılan boyama. İşlem hem Blooping, hem de DE-blooping diye adlandırılır.
BLOOPER-1- Genellikle büyük bir su tankından oluşan ve sette su baskını yaratmak için kullanılan özel etki (SPECIAL EFFECTS) aracı.
2- Yanlış söylenen bir replik, kaçırılan bir antre.
BLOW-UPAGRANDİSMAN, BÜYÜTMEOptik basıcıda (OPTICAL PRINTER ) büyütme. Genellikle 16 mm negatiften 35 mm kopya basmak için yapılır. (Tersi REDUCTION PRINT / REDÜKSİYON, KÜÇÜLTME
BLUE PAGESMAVİ SAYFABitmiş ve yapım ekibine dağıtılmış bir senaryoda yapılan değişiklikleri gösteren veya sonradan eklenen sayfalar. Düzeltmelerin tarihini taşıyan ve ilki mavi, sonrakiler pembe vb. renkli sayfalara yazılır. (Bak. COLOR CODING)
BLUE-SCREEN SHOTBLU SKRİN, BLU BAKS, MAVİ PERDE Çeşitli sinema hileleri yapmak için kullanılan teknik.
B’ MOVIE ( = B PICTURE) -1- Küçük bütçeli, kısa sürede çekilen ve kadrosunda yıldız oyuncular bulunmayan film.
2- İki film oynatılan bir salonda gösterilen ikinci film.
BNC-Mitchell firmasının ürettiği bir kamera tipini belirten ‘Blimped Noiselss Camera’ (gürültü çıkartmayan kamera) sözlerinin kısaltması.
BO-BOX OFFICE sözcüğünün kısaltması.
BODY FRAME / BODY BRACE Elde çekim yaparken kameranın, kameramanın gövdesinden destek aldığı STEADICAM veya PANAGLIDE gibi araçlar.
BODY MAKE-UP ARTIST VÜCUT MAKYAJCISIBirliğin (UNION) kurallarına göre makyajcı, bir oyuncunun başının tepesinden göğüs kemiğinin ucuna, parmak uçlarından dirseğine kadar olan kısımlara makyaj yapar. Geri kalan kısımlar, vücut makyajcısının sorumluluğuna girer.
BOMB-Başarısızlık. HİT’in tersi.
BOOMBUMOlayı akıcı ve sürekli bir hareketle izleyebilmesi için ucuna bir kamera veya bir mikrofonun yerleştirildiği, ağırlık dengesi yapılmış madeni uzun kol.
BOOM OPERATORBUM OPERATÖRÜMikrofon bumunu kullanan ses ekibi elemanı.
BOOM SHOT (= CRANE SHOT)-Özel bir vincin ucuna yerleştirilerek hareket ettirilen ve görüş açısı sürekli değişen kamerayla yapılan çekim.
BOOSTER-Voltajı yükselterek lambaların ışık gücünün artmasını sağlayan araç.
BOOSTER LIGHT-Dış gün çekimlerde gölgeleri aydınlatarak ayrıntıların görünmesini sağlayan ark lambası.
BOUNCE BOARD-(Bak. REFLECTOR)
BOX OFFICEGİŞE, GİŞE HASILATI1- Sinema salonlarında bilet satın alınan yer. 2- Bir filmin bilet satışlarından sağlanan gelir.
3- Potansiyel bir gelir sağlama şansı olan unsur (Robert Redford iyi bir BOX OFFICE olarak kabul edilir.)
‘B’ PICTURE-(Bak. B MOVIE)
BOX RENTAL (= KIT RENTAL)Bir ekip elemanına, kişisel malzemesinin yapım sırasında kullanımı için günlük veya haftalık ödenen ücret. (Makyaj malzemesi, saç yapımı malzemesi gibi.)
BREAKAGE-Bir televizyon yayın ağı şirketinin, bir oyuncu için yapım şirketine fazladan ödediği para.
BREAK A LEG-İyi şans dilemek için kullanılan argo deyim. Birine iyi şans dilemenin uğursuzluk getireceğini kabul eden bir bâtıl inanıştan kaynaklanır.
BREAKAWAY-Şişe, iskemle, pencere gibi çekim sırasında kırılıp dökülmesi için özel hazırlanmış aksesuar (PROPS).
BREAKDOWN ( = SCRIPT BREAKDOWN) DÖKÜM1- Yapım yönetmeni (PRODUCTION MANAGER) ya da yönetmen yardımcısının yaptığı, çekim senaryosundaki her bir unsurun teker teker belirtildiği ayrıntı döküm tarzı. Bu unsurlar, yapımı en etkin ve ekonomik yönden gerçekleştirecek şekilde yeniden düzenlenir.
2- Senaryo danışmanının (SCRIPT SUPERVISOR), senaryonun zamanlaması (TIMING) hakkında hazırladığı ayrıntılı rapor.
3- Kurgunun başlangıcında filmin bağımsız bölümlerinin ayrılması.
BREAKDOWN BOARD-(Bak. PRODUCTION STRIP BOARD)
BREAKEVEN-Bir filmin getirdiği paranın, o filmin yapımı, dağıtımı, reklamları için yapılan masraflarla eşitlendiği miktar. Filme para yatıranlar, bu noktadan sonra kârlarını almaya başlarlar.
BREATHING-Negatif filmin kamera penceresinde kıpırdamasından kaynaklanan netlik dalgalanması.
BROAD (= BROADSIDE)-Sahne ışığının kompozisyonu-nu bozmadan geniş bir alanın aydınlatılmasını destekleyen lamba. Tekleri 500—750, dubleleri 1000 vatlık ampul kullanır.
BRUTE-Bir setteki en güçlü lamba: 1 metre çapında merceği olan ve 225 amper çeken bir karbon ark.
BUCKLE-Buklenin kısalması yüzünden kamera veya projektörde filmin yığılıp sıkışması.
BUDGETBÜTÇEBir filmi yapmadan önce yapımın getirebileceği her türlü harcamanın tahminini yapma çabası. Hatasız bir bütçe ancak senaryo dökümü ve yapım şeması hazırlandıktan sonra yapılabilir. Yapım sırasında her yeni bilgi gelişinde veya şartların her değişişinde bütçede değişiklik yapılması, sıkça rastlanan bir durumdur.
BUDGET FORMBÜTÇE FORMUBir film yapımı için gerek duyulacak bütün unsurları, bunlara ne süreyle gerek duyulacağı, kaça mâlolacaklarını içeren ayrıntılı liste. (Bak. ABOVE THE LINE, BELOW THE LINE, PRODUCTION STRIP BOARD)
BURN-INBir kişiyi, yeri veya cismi belirtmek veya konuşmaları başka bir dile çevirmek için görüntüye bindirilen başlık veya yazılar.
BURNT-UP (=BLEACHED OUT) TROPOZEAşırı pozlanmış film.
BUSINESS-1- Canlandırdığı kişiliğe renk katmak için bir oyuncunun bir sahnede yaptığı küçük hareketler. (Gemide İsyan filminde Kaptanın bilyeleri, George Raft’ın alamet-i farikası olan, elinde oynadığı gümüş dolar gibi.)
2- Sinemada çalışanların film endüstrisini belirtmek için kullandıkları sözcük. (He works in the business)
BUS TO-Stüdyo dışı mekânda çalışma gününü belirten teknik ekip (CREW) terimi. Mesai saati, mekâna gitmek için otobüse bindikleri anda başlar ve iş dönüşü otobüsten indikleri anda biter. Mekân çalışmasında fazla mesai (GOLDEN TIME) 14 saatten sonra başlar. Stüdyo çalışmasında bu süre 12 Saattir
BUTTERFLY (= SILK)-Çekim sırasında parlak güneş ışığını ve sert gölgeleri yumuşatmak için kullanılan büyük beyaz kumaş.
BUTTON-Bir sahnenin sonunda dramatik veya komik canalıcı bir durumu belirten televizyon terimi.
BUTT SPLICE -(Bak. SPLICE)
BUYERALICI1- Bir filmde kullanılacak malzeme veya kostümleri bulan, satın alan veya kiralayan aksesuar (PROP) veya kostüm (WARDROBE) bölümü elemanı.
2- Bir film alıcısı, bir sinema salonunun veya salonlar zincirinin hangi filmi satın alacağına karar veren sorumlusudur
BUZZ TRACK-Üzerinde belirsiz dip sesleri olan ve kurgucunun, konuşmalar arasındaki boşlukları doldurmasına yarayan ses bandı. Bu sesler olmadan, konuşmalar sırıtır ve yapay bir hal alır. (Bak. AMBIENCE, WALLAH)
B/WS/BSiyah-beyaz için kullanılan kısaltma.
B-WİND-Kamerada kullanılan ve duyar tabaka kaplı kısmı bobinin içine gelecek şekilde sarılmış ham film.
CABLE KABLO, KABLOLU YAYIN1- Elektrik akımının iletilmesinde kullanılan yalıtılmış tel.
2- Yayınlarını abonelerine kablo aracılığı ile ileten televizyon istasyonları
CABLE PULLER ( = CABLEMAN)KABLOCUKabloların bakımı, çalışma sırasında çalışanların bunlara takılıp yaralanmaması için düzgün yerleştirilmeleri, karmaşık hale gelmemelerinden sorumlu ses ekibi elemanı.
CABLE RUNEnerji kaynağı (genellikle bir jeneratör) ile enerjiyi kullanacak araçlar arasında bağlantıyı sağlayan kabloların serildiği yol.
CALIBRATIONKALİBRASYONBir objektifte net mesafeleri ve diyaframı ölçme ve işaretleme işlemi. Çekimde, birinci kamera asistanı, önceden belirlediği net noktalarına objektifi ayarlayarak kamera operatörünün kompozisyon ve kamera hareketlerine yoğunlaşmasını sağlar.
CALLBir sonraki gün veya geceki çekimin yapılacağı saat ve mekân. Bak. CALL SHEET.
CALLBACK1- Birinci elemeyi (AUDITION) geçen bir oyuncunun ikinci tur eleme için çağrılması. SAG üyesi oyuncular için CALLBACK sayısı sınırlıdır. Bu sayıdan sonraki çağrılar için oyuncuya bir ücret ödenir.
2- Çalışma günü sonunda işinin bittiği özellikle belirtilmedikçe günlük oyuncu (DAY PLAYER) için geçerli olan işe devam daveti.
CALL SHEETBir çekimde görev alacak kişilere, çekim gününden önce posta ile ya da elden ulaştırılan liste. Birinci yönetmen yardımcısı (FIRST ASSISTANT DIRECTOR) kontrolünde ikinci yönetmen yardımcısı (SECOND ASSISTANT DIRECTOR) tarafından yazılan, yapım yönetmeni (PRODUCTION MANAGER) tarafından onaylanan bu listede oyuncuların, teknik ekip ve yapım ekibi elemanlarının işe başlama saati, hangi sahnelerin çekileceği, bunların çekim sırası, hangi setlerde veya mekânlarda çekilecekleri, ne gibi özel araçlar (CRANE, STEADICAM gibi) gerektiği belirtilir.
CAMEOBir filmde gişe hasılatını (BOX OFFICE) arttırmak için ünlü bir oyuncunun oynadığı küçük bir rol.
CAMERAKAMERAObjektifi (LENS), obtüratörü (SHUTTER), vizörü (VIEWFINDER), kaseti (MAGAZINE) olan film çekme aygıtı.
CAMERA ANGLEKAMERA AÇISIÇekim için kurulduğu yerde kameranın görüş alanı (POINT OF VIEW- POV). Kamera açıları rasgele değil, belirli amaçlarla seçilir. İzleyicinin, oyuncuları ve hareketleri nasıl göreceğini belirler, belli bir karakteri daha önemli kılmayı, belirli bir duyguyu yaratmayı, bir cismi çevreden ayırıp ona ayrı bir önem vermeyi vb. sağlar.
CAMERA CARKAMERA ARABASIHareket halinde bir aracı veya kişiyi çekmek için kamera, kameraman, yönetmen, kamera asistanı ve başka gerekli kişileri taşıyan özel yapılmış araba.
CAMERA CREWKAMERA EKİBİGörüntü yönetmeni (DIRECTOR OF PHOTOGRAPHY), kamera operatörü (CAMERA OPERATOR), birinci kamera asistanı (FIRST ASSISTANT CAMERAMAN), ikinci kamera asistanı (SECOND ASSISTANT CAMERAMAN), kaset doldurucudan (FILM LOADER) oluşur.
CAMERA JAMFİLM SIKIŞMASIFilmin perforeleri (PERFORATIONS) tambur dişlilerine (SPROCKETS) iyi oturmadığında film kendi üstüne katlanır ve mekanizmanın arasına sıkışır. Kaset göbeklerinin friksiyonları gevşekse, aynı şey kasette de olur.
CAMERAMAN (= CINEMATOGRAPHER, DIRECTOR OF PHOTOGRAPHY)KAMERAMAN,GÖRÜNTÜ YÖNETMENİBir sahnenin ışık düzeninden sorumlu olan ve yönetmenle beraber kamera hareketini ve görüntüyü düzenleyen kişi. Bir kameramanın seçiminde aydınlatma stili ve bazen kamera hareketlerindeki becerisi rol oynar. İngiltere ve Avustralya'da LIGHTING CAMERAMAN denilen görüntü yönetmeni için bazen birinci kameraman ve kamerayı kullanan operatör için ikinci kameraman sıfatları kullanılır.
CAMERA MOUNT KAMERA MONTÜRÜBir kamerayı sehpa (TRIPOD), araba (DOLLY) veya vince (CRANE) bağlamak için kullanılan parça. Bak. FRONT CAR MOUNT, SIDE CAR MOUNT.
CAMERA MOVEMENTKAMERA HAREKETİ Bir film kamerasının yatay çevrinme 'pan' (PAN), dikey çevrinme 'tilt' (TILT) ve kaydırma (TRACKING) hareketleri. Yerinde yapılmış iyi kamera hareketleri, sahneye derinlik, drama ve ritim kazandırır.
CAMERA OPERATOR (=SECOND CAMERAMAN)KAMERA OPERATÖRÜGörüntü yönetmeninden komut alarak kamerayı kullanan kamera ekibi elemanı. Işıklandırmanın düzenlenmesinden veya kamera hareketlerinin stilinden sorumlu değildir. Olayı çerçeve içinde tutmak, gelişen olayı takip etmek, kamera hareketlerinin amaçlı yapıldığını hissettirmekle sorumludur.
CAMERA REPORTKAMERA RAPORUKamera asistanının her çekim günü sonunda yazdığı, o gün çekilen sahneleri, her plan (SHOT) için çekim (TAKE) sayısını, çekilen negatif metrajını ve çekimler için gerekli bilgileri (bas: PRINT, kötü: NG- no good gibi) gösteren liste.
CAMERA TRACKSRAYMaden veya ağaç raylar. Kaydırma planı (DOLLY - TRACKING SHOT) çekilirken kamerayı taşıyan araba (DOLLY) bu raylar üzerinde hareket eder.
CAN1- Korumak için film bobininin içine konduğu kutu. 'In the can' deyimi, bir sahnenin ya da filmin tamamlanmış olduğunu belirtir.
2- Kaydı kontrol etmek için sesçinin kullandığı kulaklık.
3- 1000 vatlık ampul kullanan dikdörtgen küçük lamba.
CANDELA (CD) KANDELA, MUMBir kaynağın ışık yoğunluğunu ölçmek için kullanılan uluslararası ölçü birimi.
CAPTION ( = SUBTITLE) YAZI, ALTYAZIBir sahneyi, bir yeri veya zamanı belirtmek için perdede görünen açıklayıcı yazı. Konuşmaları başka bir dile çevirmek için kullanılan yazılara altyazı denir.
CARBON ARC LAMPSARK LAMBASIGüçlü ışığı güneş ışığının özelliklerine yakın lamba ve ampuller.
CARRY DAY (= HOLD)Oyuncuların ve / veya teknisyenlerin ücretlerinin ödendiği, fakat işe çağrılmadıkları gün, ücretli tatil.
CASSETTEKASET1- Kullanılacak filmin aydınlıkta kameraya takılabil- mesini sağlayan ışık geçirmez özel film kutusu. Bak. MAGAZINE.
2- İçinde ses veya görüntü (VIDEO) bandı bulunan özel koruyucu kutu.
CAST (i)OYNAYANLARGenel olarak, bir filmde rol yapan kişiler. Bütçe (BUDGET) ve döküm (BREAKDOWN) formlarında kast, sözlü rolü olanları (SPEAKING PARTS) belirtir, figüranlar (EXTRAS) bu tanıma girmez.
CAST (f)OYUNCU SEÇİMİBir yapım için oyuncuları seçmek. Büyük bütçeli filmlerde genellikle bir oyuncu sorumlusu (CASTING DIRECTOR), bir de figürasyon (EXTRA) sorumlusu bulunur.
CAST LISTOYUNCU LİSTESİKarakter / oyuncuların isim, adres, telefon numarası, menajer bağlantısını gösteren, alfabetik sırayla veya yapım şemasındaki (PRODUCTION BOARD) sıraya uygun yazılmış liste. Genel bilgi için dağıtılanların dışında yetkililere ve sendikaya gönderilen özel listelerde ücretleri de belirtilir.
CASTING DIRECTOROYUNCU SORUMLUSUBir film veya televizyon projesi için oyuncularla görüşen, ücretleri için pazarlık eden ve onları işe alan kişi veya firma. Yönetmen ve yapımcının emrindedir ve yapımcıyı temsil eder.
CATCHLIGHTSYakın plan çekimde bir oyuncunun gözlerinde yansıyan ışık kaynağı.
CATWALK (= RIGGING, SCAFFOLDING)KÖPRÜ, İSKELELamba ve ses aygıtlarını asmak için platonun (SOUNDSTAGE) tavanına kurulmuş, üzerinde yürünebilen iskele.
CEL SIDETABAN YÜZÜFilm şeridinin, üzeri duyar tabaka kaplanmamış parlak yanı. Sarıma (WIND) göre bobinin içine veya dışına gelebilir.
CELLULOID BASE SELÜLOİT TABANBir tarafı ışığa duyarlı tabaka 'duyarkat' (EMULSION) ile kaplanmış saydam taban (BASE). Kaplanmamış tarafı (CEL SIDE) parlaktır. Duyarkat kaplı yanı mattır ve negatif ham filmde (STOCK) genellikle bobinin göbeğine dönüktür. Bu taban kolaylıkla yanabildiğinden, yerine, daha emniyetli olan asetat taban (ACETATE BASE, SAFETY BASE) kullanılmaktadır.
CEMENTKOLA, ASETONFilm parçalarını birbirine yapıştırmakta kullanılan sıvı yapıştırıcı.
CEMENT SPLICE Bak. SPLICE, HOT SPLICE
CENTURY STAND (= C STAND)LAMBA AYAĞIUfak bir lamba veya bir tek kapak (GOBO) taşıyabilen üç ayaklı sehpa.
CHANGE-OVER ŞANJMANFilmin gösteriminin aralıksız sürdürülmesi için bir projektördeki bobinin sonuna gelindiğinde öbür projektörün devreye sokulması.
CHANGING BAG ŞARJ TORBASIDoldurucunun (LOADER) ya da ikinci kamera asistanının (SECOND ASSISTANT CAMERAMAN) aydınlık yerde kasetlere film doldurabilmek için kullandığı ışık geçirmez özel torba.
CHARACTERKARAKTERBir yapımda oyuncunun canlandırdığı kişilik.
CHARACTER NUMBERYapım şemasında (PRODUCTION BOARD) bir karaktere verilen numara. Bir oyuncunun oynadığı sahnelerin sayısı ne kadar çoksa, karakter numarası da o kadar ufaktır. Başrol oynayan yıldızların karakter numarası bir ile beş arasındadır.
CHARACTERISTIC CURVEBir duyarkatın yoğunluğu ile pozlamanın ilişkisini gösteren eğri.
CHEATALDATMAKamera açısı (CAMERA ANGLE) değiştikçe oyuncuların veya aksesuarların geri plana (BACKGROUND) göre yerlerinin değiştirilmesi. Bir oyuncunun yakın planını çekmek için yönetmen öbür oyuncuları, aksesuarları veya kamerayı, ana plandaki (MASTER SHOT) yerlerinden farklı yerlere koyar. Böylece bir oyuncu, bir mobilya parçası vb. aldatılır (cheated out of the shot).
CHECK PRINTKONTROL KOPYASI, SIFIR KOPYADup negatifin (DUPE NEGATIVE) onaylanması için laboratuarın gönderdiği sesli (COMPOSITE) kopya. Bu kopya onaylanırsa, gösterim kopyaları (RELAESE PRINTS) basılır.
CHECK THE GATEKIZAK KONTROLÜBirinci kamera asistanının (FIRST ASSISTANT CAMERAMAN) görevlerinden biri. Hem objektif yuvasından, hem kamera kapağını açıp kızağa bakarak pencerede ve kızakta, görüntüde iz bırakabilecek, filmin çizilmesine yol açabilecek veya kameranın düzgün çalışmasını engelleyecek bir film parçası, toz veya çapak bulunmadığından emin olmalıdır.
CHILD ACTORÇOCUK OYUNCU18 yaşından küçük oyuncu. Çalışma saatleri ve şartları sıkı kurallarla düzenlenmiştir. Çocuk oyuncu kullanılacağı zaman sette bir sosyal gözlemci (WELFARE WORKER/ TEACHER) bulundurmak gerekir.
CHINA MARKERYAĞLI KALEMFilm şeridine işaretler koymak için kurgucunun kullandığı yağlı yumuşak kalem. Bu kalemle konulan işaret silindiğinde iz bırakmaz ve film şeridini hırpalamaz.
CHINESE DOLLYKameranın, arabayla konudan uzaklaşırken bir yandan da yatay çevrinme (pan) yaptığı kaydırma planı.
CHOREOGRAPHER =DANS DIRECTORKOREOGRAFBir yapımdaki danslı gösteri (PRODUCTION NUMBER) için dans düzeni yaratan ve düzenleyen kişi.
CHROMA KEYVideoda yapılan ve filmdeki mavi perdeye (BLUE SCREEN) benzer maskeleme işlemi. Bak. MATTE SHOT.
CHROMATIC ABERRATIONRENK SAPINCIObjektiften geçen bütün renk ışınlarının aynı oranda kırılmayışı yüzünden oluşan görüntü bozukluğu. Örneğin, mavi ışınlar, kırmızılardan daha fazla kırıldığından, film yüzeyinin önünde odaklanırlar. Sonuç olarak görüntü bulanıkmış gibi algılanır. Bunu önlemek için objektifin en az iki mercekten oluşması gerekir. İkinci mercek, birincinin renk sapıncını düzeltir.
CINCH MARKSŞeridin ucundan çekerek bobin sıkıştırıldığında film yüzeyinde oluşan çizikler. Bak. ABRASIONS.
CINEMASCOPE (= SCOPE) SİNEMASKOP20th Century Fox'un geniş perde sisteminin adı. Özel objektifler kullanarak çekim sırasında görüntüyü yanlardan sıkıştıran, gösterim sırasında aynı oranda açan anamorfik bir sisteme dayanır. Çerçeve oranı (ASPECT RATIO) 35 mm de 1 : 2.35 , 70 mm de 1 : 2.2 dir.
CINEMATIC (=FILMIC)SİNEMASAL, FİLMSELTiyatrosal karşıtı, film yapı ve etkisini belirten sıfat.
CINEMATOGRAPHERBak. DIRECTOR OF PHOTOGRAPHY
CINEMATOGRAPHYHareketli fotoğraflar sanat ve bilimi
CINEMOBILE-Fuad Said'in, stüdyo dışı mekânlardaki çekimlerde kullanmak için 50’li yıllarda icat ettiği, bir film ekibine gerekli bütün malzemeyi alabilen taşıt. Kimilerinde giyinme odaları, duşlar ve tuvaletler bulunur.
CINERAMASİNERAMAYaklaşık 165 derece görüş açılı bir görüntüyü almak ve perdeye yansıtmak için üç kamera ve üç projektör kullanan geniş perde sistemi.
CINEX PRINTER-Renk ve tonunu kararlaştırmak için negatifin bir karesinden standard baskı ışığıyla basılan bir karenin peşine aynı kareden, değişik renk filtreleriyle de baskı yapan makine.
CINEX STRIPS (= WEDGES)KERTELEME ÖRNEĞİLaboratuarın, bir önceki gün çekilen negatiflerin yoğunluğunu anlaması ve pozlandırmasını buna göre kontrol etmesi için kameramana yolladığı deney şeritleri.
CIRCLE OF CONFUSIONBULANMA HALKASIGörüntüdeki bir noktanın net kabul edilebilecek boyutu.
CLAP STICKS (= CLAPPER, CLAPPER BOARD) ŞAKŞAKKurgucu için resim ve seste eşzaman işareti veren ve her çekimin başında kullanılan klaketin (SLATE) ses çıkaran hareketli parçası. Çekim sonunda verilen klaket başaşağı tutulur ve buna 'end slate, end marker' denir.
CLAWGRİFBir kameranın duraksamalı hareket mekanizması içinde yer alan ve filmin yanındaki deliklere girerek her seferinde onu bir kare aşağı çeken madeni diş.
CLEARANCEBir filmde, videoda veya televizyon şovunda kullanılan ve hakları başkasına ait olan malzeme (kitap, şarkı, şiir vb.) ve mekânlar için ücret ödeyerek veya ödemeden alınan izin.
CLICK TRACK Bir filmdeki müzikal bölüm için müzik kaydı veya beste yaparken kullanılan, üzerine bir metronomun tıkırtıları kaydedilmiş manyetik film lupu (LOOP). Kayıt sırasında tıkırtıların da kaydedilmemesi için şef bu şeridi kulaklıkla dinler. Danslı sahne çekilirken oyuncuların ritme uygun oynayabilmeleri için pleybek (PLAYBACK) yapılan müzikte bu tıkırtılar da duyulur
CLIP (= TRIM, CUT) PARÇAKurgucunun, bir plandan kesip çıkardığı kısa parça. Bak. FILM CLIP.
CLOSED SETKAPALI SET Stüdyo veya mekânda yapım görevlileri dışındakilere ve ziyaretçilere kapalı set. Kimi mahrem sahnelerin çekiminde sadece temel çekim görevlileri sete alınır.
CLOSE-UPOMUZ ÇEKİMİBir oyuncunun başını ve omuzlarını gösteren, yakından veya bir teleobjektifle (TELEPHOTO LENS) çekilen plan.
COBWEB MAKERSette yapay örümcek ağı kurmak için özel etki (SPECIAL EFFECTS) ekibinin kullandığı, lastik yapıştırıcısını ince iplikler halinde püskürten aygıt.
CODE AND RATING ADMINISTRATION OF THE MOTION
PICTURE ASSOCIATION OF AMERICA
Filmleri, değişik seyircilere göre sınıflandıran kuruluş. Bak. RATING.
CODE NUMBERSEŞLEME SAYILARIBir kodlama aygıtıyla resim ve ses şeritlerinin kıyısına döşenen küçük numaralar. Kurgu sırasında resim ve sesin eşzamanlı gitmesini kolaylaştırır.
COLOR BARSRENK ÇUBUĞUTayftaki renklerin her birinden şeritler halindeki örneklerin yan yana dizildiği ve laboratuarın, bir filmin renkleri algılama ve yansıtmadaki yeterliğini ölçmek için kullandığı çizelge.
COLOR CODINGRENK KODU1) Yapım şeması (PRODUCTION BOARD) çıkartmak için döküm (BREAK- DOWN) yapılırken kullanılan bir sistem. Senaryodaki her kalem (oyuncular, aksesuar, mekânlar vb.) değişik renklerle işaretlenir, sonra döküm listesine geçirilir. İkinci bir renk kodu sistemi de, yapım şemasında içleri dışlardan, günleri gecelerden ayırmak için kullanılır.
2) Bir senaryonun veya senaryodaki bir sayfanın değişiklik veya eklemelerini belirlemek için kullanılan standard sistem. İlk değişiklikten sonuncuya doğru kullanılan renk sıralaması: Beyaz, Mavi, Pembe, Sarı, Yeşil ve Altın kızılı.
COLOR CORRECTION RENK DÜZELTMEÇekimde filtreler, laboratuarda işlemler aracılığı ile temel renklerde değişiklik yapmak.
COLOR REVERSAL INTERNEGATIVEBak. CRI.
COLOR TEMPERATURERENK ISISIRenk ısısı, çok yüksek ısısı yüzünden ışık yayan, kuramsal olarak kusursuz bir enerji kaynağını temel alır. Isı ne kadar yüksekse, ışık o kadar mavi, ısı ne kadar düşükse, ışık o kadar kırmızıdır. Bu ısı, kaynağın ısısının santigrat derecesine 273 eklenerek bulunur ve Kelvin derecesi olarak belirtilir.
COLOR TIMERFilmin renk dengesinin ve değerlerinin doğru ve istenildiği gibi olmasından sorumlu laboratuar elemanı. Görüntü yönetmeni ile yakın işbirliği yapar. Bak. TIMING.
COMBINED PRINT Bak. COMPOSITE PRINT .
COMMISSARYStüdyo yapıları arasında yer alan lokanta.
COMPLETION BONDBak. COMPLETION GUARANTEE.
COMPLETION GUARANTEEBİTİRME TEMİNATIBir filmin süre, maliyet ve senaryoya uygunluk gibi belirli şartlara uyarak yapılıp teslim edileceğini belirten kontrat anlaşması. Teminatçının bütçe ve ihtiyatta (CONTINGENCY) öngörülen masraflar için para temin edeceğini belirtir ve çoğu zaman bütçe ve sürenin plan dışına çıkması halinde kendisine, yapımı kontrol altına alma hakkı tanır.
COMPLETION GUARANTORBak. COMPLETION GUARANTEE.
COMPOSERBESTECİBir film için müzik yazan kişi. İyi bir film müziği bestecisi, filmin görsel unsurlarına müziğiyle katkıda bulunmak gibi ender bir niteliğe sahiptir. İyi bir film müziği, izleyiciye unutulmaz dakikalar yaşatır.
COMPOSITE DUPE NEGATIVEBİLEŞİK ÇOĞALTIM NEGATİFİResim ve ses bantlarını tek şeritte eşzamanlanmış olarak taşıyan çoğaltım negatifi. Bak. DUPE NEGATIVE.
COMPOSITE MASTER POSITIVEBİLEŞİK ANA POZİTİFResim ve ses şeritlerinin beraber olduğu ve çoğaltım negatiflerinin üretilmesini sağlayan ince grenli (FINE GRAIN) pozitif kopya.
COMPOSITE PRINTBİLEŞİK KOPYAResim ve ses şeritlerinin tek parçada birleştiği pozitif kopya.
COMP / COMPSDAVETİYEBir film gösterisi veya şova serbest girişi belirten 'Complimentary' sözcüğünün kısaltılmışı.
COMPUTER GRAPHICSStüdyoda yapımı ve çekimi zor veya pahalı olacağı için elektronik olarak yaratılan set veya sahne.
CONDUCTORŞEF, ORKESTRA ŞEFİBir besteyi yorumlayan ve orkestrayı yöneten kişi. Besteciler genellikle orkestrayı kendileri yönetir.
CONE LIGHTSGeniş bir alanı dağınık yumuşak ışıkla aydınlatan koni şeklinde flud (FLOOD) lamba. SENIOR, JUNIOR, BABY boyları vardır.
CONFORMINGFilmin bir bölümünü diğer bölümü ile eşleme, denkleştirme (Conforming original negative to cut work print.) Bak. NEGATIVE CUTTING.
CONSTRUCTION CREWİNŞAAT EKİBİİnşaat şefinin yönetiminde iç ve dış setleri kuran yapım ekibi. CONSOLE - SESLENDİRME MASASI - Ses stüdyosunda kayıt ve miksaj için kullanılan kontrol masası.
CONSOLE DIMMERIşıklarda değişiklik yapmak için kullanılan araç.
CONTACT LISTBir film şirketinin yapım sırasında ilişki kurması gerekebilecek satıcı, imalatçı, servis vb. gibi hizmet veren yer ve kişilerin isim, adres ve telefon numaralarının bulunduğu liste. Bu liste yeni bilgilerle sürekli tazelenir.
CONTACT PRINTKONTAK BASKIYıkanmış filmle ham filmi yüzyüze getirip baskı aygıtında kopyayı pozlayarak üretilen negatif veya pozitif.
CONTACT PRINTERBak. PRINTER.
CONTINGENCYİHTİYAT AKÇESİUmulmadık masraflar için bütçeye konan ve genellikle toplam negatif maliyetinin (NEGATIVE COST) yüzde onu kadar olan bir miktar para. İhtiyat akçesi bütçeye konmadıkça, teminatçı bitiriş teminatına yanaşmaz.
CONTINUITYDEVAMLILIKFilmin gelişiminde olayın, plandan plana düzgün ilerlemesi. Senaryo denetleyici (SCRIPT SUPERVISOR) çekim boyunca sahneleri izleyerek konuşma (DIALOGUE), hareket, dekor düzeni (SET DRESSING), aksesuar (PROPS) ve kostümlerde WARDROBE) uyumsuzluk ve boşluk olmamasını sağlar.
CONTINUITY PERSON Bak. SCRIPT SUPERVISOR.
CONTRACTORBak. MUSIC CONTRACTOR.
CONTRASTKONTRAST1) Bir konunun kontrastı, o konunun değişik bölümlerinin
ışık yansıtabilme güçleri arasındaki farktır.
2) Işık kontrastı, bir konunun değişik bölümlerine gelen ışığın yoğunluk farkıdır.
3) Bir duyarkatın kontrastı üretici tarafından belirlenir ve gümüş çökeltisinin en az ve en çok yoğunlukları arasında en az pozlama değişikliği ile olabilecek farktır.
4) Banyo kontrastı, bir filmin banyosundaki gamma değeridir ve kimyasal belirtici (developer), süre, banyo ısısı ve filmin veya banyonun hareketi ile kontrol edilir.
COOKIEBak. KOOK.
COOPSBak. BANK/COOP.
COPTER MOUNTHELİKOPTER MONTÜRÜBir helikoptere bağlanan kamera taşıyıcı aygıt. Bak. TYLER MOUNT.
COPYBak. DUB, TRANSFER.
COPYSTMüzisyenlerin ve şefin kullanması için bir besteden belirli sazların partisyonlarını ayırıp kopya eden kişi.
CORDLESS SYNC (= CABLELESS SYNC)Titreşen bir kristalden aldığı şaşmaz frekans sinyalleri kullanan bir motorla çalıştığı için kamerayla arasında senkron bağlantı kablosuna gerek olmayan ses kaydedici araç. Onunla beraber çalışan kamera da aynı türden bir motor kullanır.
CORETAKOZÜzerine ham filmin ve negatiflerin sarılarak muhafaza edildiği plastik sarım göbeği.
COST OVERRUNSBütçede öngörülmeyen, beklenmedik giderler.
COST REPORTGİDER RAPORUSon giderler (COST TO DATE) ve haftanın giderlerinin ayrıntılı incelendiği ve toplam gider (COST TO COMPLETE) tahmininin yapıldığı haftalık gider raporu.
COST TO COMPLETETOPLAM GİDERLERBir filmi bitirmek için bütçeye göre gereken para miktarı. Yapımın parasal durumu her hafta gider raporunda (COST REPORT) belirtilir.
COSTS TO DATE Yapım için o güne kadar bütçenin çeşitli bölümlerinden harcanmış olan para miktarı. Bak. COST REPORT, COST TO COMPLETE.
COSTUME DESIGNERGİYSİ TASARIMCISIBir yapımda oyuncuların giysilerini tasarlayan ve çizen kişi. Hem filmin genel havasını, hem de karakterlerin yorumlanışını gözönüne alarak çalışır.
COSTUMERKOSTÜMCÜYapım sırasında sette veya mekânda giysilerin bakım ve korunmasından sorumlu kişi.
COVERAGE1) Bir sahneyi çeşitli kamera açılarından çekerek olayın değişik bakış açılarından izlenmesini sağlamak. Bu planlar, yönetmenin dramatik amaçları doğrultusunda kurgulanarak sahnenin hareket, ritim ve draması sağlanır.
2) Bir projenin içeriğinin ve ana hikâye çizgisinin, hikâye analisti (STORY ANALYST) tarafından hazırlanan kısa sinopsisi.
COVERING POWERÖRTME GÜCÜBir objektifin, görüntüyle doldurması gereken çerçevenin en uç noktalarında, en açık diyaframıyla net görüntü sağlayabilme kapasitesi.
COVER SETYEDEK SETO günkü çekim için hazırlanmış setin kullanılamadığı durumlarda (hava muhalefeti, hastalık gibi) hemen girip çalışılabilecek set. Bak. BACK-UP SCHEDULE.
COVER SHOT ( = INSURANCE TAKE)YEDEK PLANBeğenilen çekimin kullanılamayacağı varsayılarak (filmin zedelenmesi vb. gibi) onun yerine kullanmak için yapılan çekim.
CRAB DOLLYTekerlekleri üzerinde her yöne hareket ederek kameranın karmaşık izleme hareketleri yapmasını sağlayan araba.
CRADLEKamera başlığına bağlanarak ağır ve hantal objektifleri taşımakta kullanılan objektif desteği.
CRAFT SERVICESette kahve, meşrubat, çerez gibi şeylerden sorumlu film ekibi bölümü. Ortalığı süpürüp temizlemek gibi ufak tefek işler de onlara aittir.
CRANE (= WHIRLY) KREYN, VİNÇÜst açıdan hareketli çekimler yapmak için kullanılan, kamerayı ve iki kişiyi (kameraman ve yönetmen veya kamera asistanı) taşıyabilen, aşağı yukarı ve sağa sola hareket edebilen bir çeşit kaldıraç. Bir setteki malzeme içinde en karmaşık olanlardan biridir.
CRAWLAKARYAZIFilmin son yazıları (END CREDITS) için kullanılan ve çerçevenin altından üstüne doğru sürekli hareket eden yazılar.
CREATIVE DIFFERENCES (= ARTISTIC DIFFERENCES)Yaratıcı iki kişi (yapımcı ve yönetmen, yönetmen ve oyuncu gibi) çok farklı fikirlere sahip olduklarında, beraber çalışmalarını olanaksız bulurlar. Bir film çalışmasında oyuncu kadrosunun veya teknik kadronun başlıca kişilerinden biri işten atıldığında, yaratıcı uyuşmazlık bahanesi ileri sürülür.
CREDITSJENERİKFilmde çalışmış kişilerin ad ve unvanlarının listesi. Adının, ön jenerikteki yeri ve yazısının büyüklüğü, çizgi üstü kişilerin pazarlık konusu ettiği bir noktadır. Bazı çizgi altı kişiler de (yapım tasarımcısı, kostüm tasarımcısı gibi) bu pazarlığa girer. Pek çok sendika ve dernek sözleşmesi, üyelerinin adının son jenerikte (END CREDITS) hangi boyda ve sırada yazılacağı konusunda kesin kurallar getirir.
CREWEKİPBir film, video veya televizyon şovunu gerçekleştirmek için kamera arkasında çalışan tüm teknisyenler ve yapım ekibi.
CREW CALL Bak. CALL, CALL SHEET.
CRIARA NEGATİFCOLOR REVERSAL INTERMEDIATE
veya COLOR REVERSAL INTERNEGATIVE sözleri için kullanılan kısaltma. Dönüşlü (REVERSAL) ham film kullanarak doğrudan özgün negatiften kopya alınarak yapılan ve gösterim kopyalarını basmak için kullanılan negatiftir. CRI kullanıldığı zaman nesiller (GENERATION) şöyledir: Özgün negatif => CRI => Gösterim kopyası. Bir ara pozitif (INTERPOSITIVE-IP, PROTECTION MASTER, MASTER) ve ara negatif (INTERNEGATIVE- IN) kullanıldığı zaman da gelişme şöyledir: Özgün negatif => ara pozitif=> ara negatif (IP/IN denir) => Gösterim kopyası. Araya fazla bir basamak katıldığı için IP/IN, CRI'den daha pahalıya mâlolur. Gene de çoğu laboratuar IP'yi tercih eder, zira CRI, renklerde fark yaratmaya meyillidir. Aynı zamanda IP/IN'de genel nitelik daha üstün, gren daha incedir. (Nesil sayısı arttıkça gren de artar, ama IP/IN iki değil, tek nesil kabul edilir.) Negatif ile kopya arasındaki ara negatifler, özgün negatifin ömrünü uzatmak için kullanılır. Özgün negatif sağlam kaldıkça, çizilen veya hırpalanan bir ara negatif yerine yenisini basmak mümkündür.
CROPGörüntüden çıkartmak, çerçeve dışı bırakmak.
CROSS-COLLATERALIZEBüyük stüdyoların uluslararası dağıtım kollarının yaptığı tartışmalı bir işlem. Bir veya birkaç filmin dış ülkeler işletiminde elde edilen kazanç ve zarar bir bütün olarak ele alınır ve zararlar kârı siler. Her ülke için ayrı hesap raporu yerine global bir raporu incelemek, yapımcı için kolaylık gibi görünse de işlem, açıkça dağıtımcının yararınadır. Daha küçük bir ölçekte, bir yapım projesinin değişik kalemleri arasında Cross-Collateralize yapılabilir ve kimi kalemlerde bütçe aşması olsa bile sonuçta hesap, bütçe içinde veya altında gözükür.
CROSS CUTBak. INTERCUT.
CROSS-FADEAynı anda bir sesin kısılıp öbürünün yükseltilmesi.
CROSS-PLOTBak. PRODUCTION STRIP BOARD.
CRYSTAL SYNCKRİSTAL SENKRONSabit bir frekansta uyarı üreten titreşen bir kristalin kontrol ettiği elektrikli bir aygıt.
CSCLOSE SHOT (göğüs çekimi) için kısaltma.
CUCLOSE UP (omuz çekimi) için kısaltma.
CUESİNYAL, UYARIBelirli bir hareketi yapması için oyuncu, kamera, efektör vb. için verilen uyarı işareti.
CUCALORIS / KUKALORISBak. KOOK
CUE CARDS (= SHOW CARDS, IDIOT CARDS)REPLİK KARTONUÜzerine, oyuncunun söyleyeceği sözlerin yazıldığı büyük boy karton. Daha çok televizyon programlarında kullanılır. Kameranın yanında tutularak oyuncunun sözlerini hatırlamasına yardım eder.
CUE MARKMakiniste, şanjmanın yaklaştığını haber vermek için film bobininin sonuna yakın bir karenin sağ üst köşesine konulan yuvarlak işaret.
CUE SHEETSES ÇİZELGESİSes bandındaki sırası ile söz, müzik ve etkilerin listesi. Miksajda kullanmak için hazırlanır.
CUTKESME1- Erime, geçme gibi bir etki kullanmadan bir planın peşine öbürünün eklenmesi.
2- Tamamlanmış bir filmin versiyonu. Bak. DIRECTOR'S CUT, FINAL CUT.
3- Filmden veya senaryodan çıkartılan bölümler.
CUT!KES!Kamera, ses ve oyunun durması için yönetmenin verdiği komut.
CUTAWAYBir planı öbürüne kesme ile bağlarken, birinciden kesilen kısmın, kurgunun ilerki bölümünde yeniden bağlanacağını belirten kurgu terimi.
CUT BACKBir bölümü daha önce bağlanmış bir planın kesilen kısmının kurguya katılmasını belirten kurgu terimi.
CUTTERKESİMCİKurgucunun bir diğer adı.
CUTTINGBak. EDITING
CUTTING ROOM (= EDITING ROOM)KURGU ODASIKurgu malzemesi ve aygıtları ile donatılmış ve kurgucunun, yardımcıları ile beraber çalışarak filmi biraraya getirdiği oda.
CYANSİYANRenkli filmde kullanılan, ışığın tamlayıcı renklerinden birine duyarlı üç ana renkten biri. Siyan (mavi-yeşil), kırmızı ışığa; sarı, mavi ışığa; macenta, yeşil ışığa duyarlıdır.
CYCLORAMA (= LIMBO SET, CYC) Bir setteki yumuşak, dikişsiz fon perdesi.
DAILIES (= RUSHES)GÜNLÜK, GÜNLÜK İŞ KOPYASIHer gün çekilen filmler akşam laboratuara verilir ve hemen yıkanarak bir iş kopyası basılır. Ertesi sabah yönetmen, yapımcı, görüntü yönetmeni, kurgucu vd. bu iş kopyasını seyreder. Günlük kopya seyredilmeden o kopyadaki sahnelerin çekildiği dekorlar yıkılmaz.
DANCE DIRECTORBak. CHOREOGRAPHER.
DAWNŞAFAK VAKTİGökyüzünde ışığın belirmeye başladığı günün ilk saatleri. Renklerin soluk, gölgelerin uzun olduğu belirgin bir görünüşü belirtir. Şafak vakti senaryoda belirtilmişse, döküm sayfasında da özellikle işaretlenmesi gerekir. Bak. MAGIC HOUR.
DAYGÜNSenaryoda ve dökümde, olayın gündüz saatlerinde geçtiğini belirten söz. Eğer özellikle şafak veya gurup vakti gerekiyorsa bu, senaryoda ayrıca belirtilir ve dökümde işaretlenir.
DAY FOR NIGHTAMERİKAN GECESİFilmdeki gece sahnelerinin, özel mavi filtreler aracılığı ile gündüzün çekilebilmesine olanak veren çekim tekniği. Hollywood'un icat ettiği bu tekniğe fransızlar 'La Nuite Americaine' derler.
DAYLIGHTGÜN IŞIĞI Güneşten ve gökyüzünden gelen ışığın ölçülebilir miktarı.
DAY OUT OF DAYSBir oyuncunun çalışacağı tarih ve zamanı gösteren program.
DAY PLAYERGÜNLÜK OYUNCUGünlük kiralanan ve sözü veya rolü kısa olan oyuncu. SAG kurallarına göre çalışma günü sona ermeden günlük oyuncuya işinin bittiğini bildirmek gerekir, aksi halde ertesi gün de çalışma davetiyesi almış sayılır.
DAY SHOTSGÜNDÜZ ÇEKİMİİçerde veya dışarıda, ışığı ister doğal ister yapay olsun, senaryoda gündüz geçen sahneler.
DEALANLAŞMAYasal bir bağlantıyı belirten Hollywood terimi (ör. someone has a three-picture deal with Fox.)
DEAL BREAKERBir sözleşmede, taraflardan birinin kabul etmediği takdirde sözleşmeyi bozacak olan madde.
DEAL MEMOBir anlaşmanın ana hatlarını açık bir dille belirten kısa bir yazılı beyan. Bu beyan, resmi kontrat yazılıp imzalanana kadar, tarafları bağlar.
DECIBEL ( DB veya db)DESİBELSes dalgalarının yoğunluğunu ölçme birimi.
DEFERRED COSTS / DEFERMENTSÖdenmesi daha uygun bir zamana bırakılan masraflar. Veya, tarafların anlaşması ile, filmin belirli bir gelir sağladıktan sonraki bir zamana ertelenen ödemeler.
DEFINITION (RESOLVING POVER, RESOLUTION) 1- Bir duyarkatın ince ayrıntıları kaydedebilme gücü. 2- Bir objektifin ince ayrıntıları yansıtabilme gücü.
DELETED PAGEYazılıp bitirilmiş ve sayfaları numaralanmış bir senaryodaki bir sayfa çekilmeyecekse, bir önceki ve sonraki sayfalara, o sayfanın atlanacağı belirtilir (page 24 omitted). Böylece sayfaları yeniden numaralamaya gerek kalmaz.
DELETED SCENEBir sahne çekilmeyecekse, senaryoda bu belirtilerek sahnelerin yeniden numaralanmasından kurtulunur (scene 124 omitted).
DENSITYYOĞUNLUKBir duyarkattaki gümüş çökeltisinin siyahlaşma derecesi.
DEPOLARIZERPOLARİZASYON FİLTRESİPolarlanmış ışık ışınlarını kırarak bir cismin üstündeki parıltıları yok etmeye veya cam arkasındaki bir cismin görüntüsünü berrak çekmeye yarayan filtre.
DEPTH OF FIELDALAN DERİNLİĞİİçinde kaldığı sürece bir cismin net göründüğü kameradan uzaklık sınırları. Alan derinliği, kullanılan objektifin odak uzunluğu, açıklığı ve net noktası ile ilişkilidir. Odak uzunluğu ne kadar kısa ise, diyafram ne kadar kapalıysa ve net noktası ne kadar uzaktaysa, alan derinliği o kadar fazladır.
DEPTH OF FOCUSODAK DERİNLİĞİGörüntünün netliği bozulmadan görüntü yüzeyinin objektife göre ileri veya geri gidebildiği mesafe.
DESATURATEDKamera objektifi önünde filtrelerle veya laboratuarda kimyasal yolla filmdeki kimi renklerin alınması, soluklaştırılması. Kimi negatifler kendiliklerinden bazı renkleri soluk yansıtırlar.
DEUCEGenellikle fresnel mercekli 2000 vatlık spot.
DEVELOP/DEVELOPMENT1) Saklı görüntünün görünür hale gelmesi için, pozlanmış filme laboratuarda kimyasal işlem uygulanması.
2) Bir film yapımında uygulanacak ilk adım: hikâyenin haklarını almak, senaryoyu yazmak, programı yapmak, bütçeyi çıkartmak, mekânları araştırmak, yönetmen ve başlıca oyuncularla görüşmek, bağımsız yapımlarda (INDEPENDENT PRODUCTIONS) yapım için gerekli parayı bulmak.
DEVELOPER1) Pozlanmış filmdeki saklı görüntünün görünür hale gelmesi için laboratuardaki işlemlerde kullanılan kimyasal maddeler.
2) Yukarıdaki işlemin yapılmasını kontrol eden kişi.
DEVELOPMENT DEALBir stüdyo veya yapım şirketi ile bir yapımcı (PRODUCER) , yönetmen ya da yazar arasında bir veya birkaç film projesi için varılan anlaşma.
DGADIRECTORS GUILD OF AMERICA sözlerinin kısaltılmışı.
DGA TRAINEERSTAJYERAmerikan Yönetmenler Sendikasında (DIRECTORS GUILD OF AMERICA), ikinci yönetmen yardımcısı (SECOND ASSISTANT DIRECTOR) olmak için eğitim gören kişi. Katılmak için yazılı ve sözlü bir sınavdan geçmek gereken bu programa her yıl 1500 den fazla adaydan iki düzinesi girebilmektedir.
DIAGONAL SPLICINGÇAPRAZ EKManyetik şeritte ek yaparken olabilecek BLOOP sesini engellemek için şeritleri verevine keserek yapılan ek.
DIAL ( = POT)Çekim ve miksaj sırasında sesi mekanik olarak kontrol etmeyi belirten sesçi terimi. 'To dial out' veya 'pot it out', istenmeyen sesleri ayıklamak demektir.
DIALOGUEDİYALOGFilmde görüntünün içinde veya dışında söylenen bütün sözler.
DIALOGUE COACH / DIALOGUE DIRECTOROyuncuların söyleyeceği sözleri doğru telaffuz etmesine veya bir lehçeyi öğrenmesine yardımcı olması için tutulan ekip elemanı.
DIALOGUE TRACKDİYALOG ŞERİDİMüzik ve etki şeritleri dışında sadece diyalogun kaydedildiği ses şeridi.
DIAPHRAGM (=IRIS) DİYAFRAMKamera, projektör veya baskı aracının objektifinden geçen ışık miktarını kontrol eden parça. Genellikle, ortalarında bir açıklık (APERTURE) bırakacak şekilde üstüste binen madeni yapraklardan oluşur. Açıklığın boyutunu (F-stop ile ölçülür) ayarlayarak az veya çok ışık geçmesi sağlanır. Bak. STOP DOWN, DEPTH OF FIELD.
DICHROIC FILTERSTungsten veya halojen ampullü lambaların kırmızımsı ışığını gün ışığına çevirmek için kullanılan cam veya jelatin mavi filtre.
DIFFUSED LIGHTYUMUŞAK, DİFFÜZ IŞIKLambaların önüne dağıtıcı filtreler (DIFFUSER) koyarak sağlanan dağınık, yumuşak, gölgesiz ışık veya pus, sis gibi atmosferdeki parçacıkların dağıttığı ışık.
DIFFUSERDAĞITICI FİLTREKonuya gelen sert ışığı yumuşatmak için lambanın önüne konulan ışıkgeçirgen malzeme.
DIGITAL EFFECTSBak. COMPUTER GRAPHICS.
DIMMERBir elektrikli araca (genellikle lambaya) gelen akımı azaltıp çoğaltmaya yarayan reosta.
DINDeutsche Industrie Norm' sözcüklerinin kısaltılmışı. Avrupa'da kullanılan film duyarlık ölçü sistemidir. Bak. ASA.
DINKY-INKY100-200 vatlık küçük spot.
DIOPTER LENSPROKSARNormal bir kamera objektifinin net sınırını aşacak kadar konuya yaklaşıldığı zaman net resim elde edebilmek için objektifin önüne konan ek mercek.
DIORAMABir setin minyatür örneği.
DIRECTIONBir sahnenin nasıl çekileceği, hareketin tarzı, ritmi konusunda senaryoda yazarın, çekimde yönetmenin veya figüranlar için yönetmen yardımcısının verdiği direktifler.
DIRECTIONAL MIKEYÖNLÜ MİKROFONSes kaydında dar bir duyuş açısı olan ve belirli bir alandaki sesleri alan mikrofon.
DIRECTORYÖNETMENBir filmin, tiyatro veya televizyon gösterisinin tüm yaratıcı yönlerinden öncelikle sorumlu olan kişi. Genellikle yapımcı tarafından işe alınır ama kimi yönetmenler, yapımcılıklarını kendileri yapar. Bak. HYPHENATE.
DIRECTOR OF PHOTOGRAPHY (= CAMERAMAN, CINEMATOGRAPHER)GÖRÜNTÜ YÖNETMENİYönetmenle işbirliği yaparak bir filmin sahnelerinin ışıklandırılması, çerçevelenmesi ve çekiminden sorumlu kişi. Sendika kuralları gereğince kendisi kamerayı kullanmaz (bu, kamera operatörünün işidir) ama ışık ve kamera ile ilgili her şey onun kontrolu altındadır.
DIRECTOR'S CUT (= FIRST CUT)YÖNETMEN KURGUSU, İLK KURGUBitmiş kopyada görüntü ve seslerin, yönetmenin istediği gibi olduğu kurgu. DGA Temel Kuralı, yönetmene, filmin ilk kurgusunu istediği gibi yapma hakkı tanır. Bak. FINAL CUT.
DIRECTORS GUILD OF AMERICA (DGA)Amerika'daki yönetmenler, yönetmen yardımcıları ve yapım yönetmenlerinin derneği.
DIRTY DUPE İş kopyasının siyah-beyaz kopyası. Bak. ONE LIGHT PRINT.
DISBURSING AGENTStüdyonun veya yatırımcı grubun talimatı ile bir filmde masrafları ödeyen muhasebe bölümü elemanı.
DISSOLVEGEÇMEBir planın sonunu öbür planın başlangıcı ile üstüste bindiren, böylece birinci plan eriyerek kaybolurken ikinci planın belirdiği optik etki (OPTICAL EFFECT). Kimi kameralarda bu işlemi yapacak düzenek vardır ama genellikle laboratuarda veya optik laboratuarda (OPTICAL HOUSE) gerçekleştirilir.
DISTRIBUTORDAĞITIMCI, İŞLETMECİBir filmin sinemalarda oynaması için reklam kampanyasını hazırlayıp gerçekleştiren, kopyaları bastıran, gösterimcilere sunan ve hasılatı toplayıp bunu, anlaşmaya göre kâr payı sahiplerine dağıtan şirket. Sinema salonlarına dağıtım için dağıtımcıya ödenen ücret, filmin kiralama gelirleri (gişe hasılatı değil) üzerinden anlaşmaya varılan bir yüzde ile belirlenir. Bir dağıtımcı, sinema salonları dışında televizyon, kablolu televizyon, video, silahlı kuvvetler, okullar, kitaplıklar gibi alanlarda da dağıtıma yetkili kılınabilir. Birçok büyük stüdyonun kendi dağıtım şirketleri vardır. Bunlar hem kendi stüdyolarının yaptığı, hem de negatifini satın aldıkları filmlerin dağıtımını yapar. Dağıtım bölümü, yapım bölümünün kararlarına katkıda bulunur. Bir filmin gördüğü ilgi, o filmin benzerlerinin yapılmasında veya satın alınmasında etkili olur.
DISTRIBUTION FEESHizmetleri için dağıtımcının istediği ücret.
DITTY BAGMALZEME ÇANTASIKamera asistanının, çekim sırasında gereksinme duyacağı tüm malzemeyi koyduğu çanta.
DOCU/DRAMADRAMAGerçek olayları, oyuncular kullanarak filmde yineleme. Dramatik amaçlarla kimi olaylar biraz değişik gösterilse de olabildiğince gerçeğe sadık kalınmaya çalışılır.
DOCUMENTARYBELGESELGerçek olayların gerçek yerlerde ve gerçek kişilerle çekilen filmi.
DOLBYDOLBİSeslerin kayıt ve dinletilmesinde, gürültü azaltıcı sistemin patent markası. Gösterim sırasında filmin ses kalitesini yükseltmek için pek çok sinema salonu Dolbi sistemle donatılmıştır ve bir filmin bütçesinin yapım sonrası ve dağıtım kalemine Dolbi masrafları da konmalıdır. Dolbi sistemi olmayan salonlar için Dolbi sistemsiz kopyalar yapılmalıdır. Ultra-stereo adıyla bilinen rakip bir sistem, salon sahipleri için daha az masraflıdır.
DOLLYŞARYO, ARABAKaydırma planları çekmek için kullanılan, kamera ve kamera operatörünü taşıyan, raylar üzerinde veya şişme tekerleklerle zeminde hareket eden araba. Şaryocu (DOLLY GRIP) tarafından yürütülür. Bak. CRAB, ELEMACK, WESTERN DOLLY.
DOLLY GRIPŞARYOCUBak. GRIP.
DOLLY SHOT (=TRAVELLING,TRACKING,TRUCKING SHOT)KAYDIRMA PLANIÇekim yaparken kameranın hareket ettiği plan. Dolly in = yaklaşan kaydırma, Dolly out = uzaklaşan kaydırma. Bak. DOLLY.
DOLLY TRACKSARABA RAYIKamera ve operatörü taşıyan arabanın sarsıntısız hareket edebilmesi için kullanılan madeni veya tahta raylar. Bak. DOLLY SHOT.
DOMESTIC VERSIONBir filmin A.B.D.'deki sinema salonlarında gösterilmek için kurgulanmış kopyası. Televizyonda veya yabancı ülkelerde yayınlanacak kopyalar çoğunlukla değişik şekilde kurgulanır. Bak. FOREIGN VERSION.
DOPE SHEET (= CAMERA REPORT)1) Çekilen planların her çekiminin listesi.
2) Bir film arşivindeki her bobinin içeriğini gösteren liste.
DOTAna konu üstündeki ışığı azaltan ve küçük, yuvarlak bir plakadan oluşan dağıtıcı.
DOUBLEDUBLÖRBelirli bir oyuncuya benzeyen veya benzetilen ve geniş planda kalabalık arasında yürümek, uzakta bir arabayı sürmek gibi oyun gerektirmeyen planlarda görünen kişi. Bak. STUNT DOUBLE, PHOTO DOUBLE.
DOUBLE BILLBak. DOUBLE FEATURE.
DOUBLE EXPOSUREÇİFT POZLAMAAynı film şeridine çekilen iki değişik görüntü. Bak. SUPERIMPOSITION.
DOUBLE FEATUREİKİ FİLMBir salonda tek biletle seyredilen iki film. Bak. 'B' MOVIE.
DOUBLE MOVEBir mekândan çıktıktan sonra çekim için tekrar girmek. Çekim için genellikle pahalı bir yol olduğundan, sakınmak gerekir.
DOUBLE PRINTINGBaskıda her bir kareyi iki veya üç kere basarak hareketi yavaşlatma sistemi. Bak. SKIP FRAMING, FREEZE FRAME.
DOUBLE SYSTEMİKİLİ SİSTEMFilm çekiminde ses kaydı için en çok kullanılan sistem: kamera görüntüyü çekerken sesler de ayrı bir manyetik banda alınır. Tekli sistemde (SINGLE SYSTEM) ses de doğrudan filme kaydedilir. Malzeme yönünden daha pratik olduğu halde ses kalitesi düşüktür ve kurguda sorunlar çıkarabilir.
DOUBLE SYSTEM PRINTGörüntü ve sesleri ayrı şeritlerde olan iş kopyası. Bak. INTERLOCK.
DOUBLE TIMEÇİFT YEVMİYECumartesi, pazar ve tatil günleri çalışıldığında normal yevmiyenin iki katı olarak ödenen ücret. Bak. GOLDEN TIME.
DOUBLINGKayıt için icra sırasında bir müzisyenin birden fazla alet kullanması. Bu iş için müzisyen ek bir ücret alır.
DOWNSTAGEKameraya en yakın ön plan veya sahnede, seyirciye en yakın yer.
DOWN TIMEÇekim başlamazdan önce gerekli malzeme tamiratı, makyaj düzeltmesi, kostüm değişikliği yaparak kaybedilen zaman.
DRAPESSeti dekore etmek veya odanın akustiğini değiştirmek için kullanılan kumaşlar.
DRESSBir eşyayı süsleyerek veya görünüşünü değiştirerek çekime hazırlamak. “Dress the set”, eşyaları, aksesuarları sete yerleştirmek, “dress the windows for night”, pencerelerden görünen yerleri, dışarıda gece olduğunu belirtecek şekilde değiştirmek anlamına gelir.
DRESS REHEARSALKOSTÜMLÜ PROVAKostümlerini giymiş oyuncularla yapılan prova. Daha çok bir tiyatro terimidir.
DRIVE ON (= GATE PASS)Stüdyoda çalışan birini ziyarete gelecek kişinin stüdyo kapısından girebilmesi için kapı bekçisine bırakılan izin kağıdı.
DROP AND PICK UPBir oyuncunun, son çalıştığı günden en az 10 gün sonra aynı yapımda tekrar çalışmaya çağrılabileceği, daha önce çağrılırsa, çağrılmadığı günler için de para alması gerektiğini belirten sendika kuralı. On günlük boşluk, bir yapımda bir oyuncuya ancak bir kere uygulanır
DRY RUNTüm çekim ekibinin, tüm oyuncuların kostümlü olarak hazır olduğu, kameranın tüm hareketleri uyguladığı fakat çekim yapmadığı prova.
DUARCDolgu ışığı için kullanılan çifte ark. Işık ayarı yapılamayan bu lambalar artık fazla kullanılmamakta.
DUB (= MIX, LOOP)MİKSAJ, DUBLAJ1) Çeşitli ses şeritlerini birleştirerek yapılan ana ses şeridi kaydı.
2) Diyalogu başka bir sese veya başka bir dile çevirmek.
3) Kopyayı veya kopyalamayı belirten video terimi.
DULLING SPRAYMAT SPREYBir cismin üstündeki ışık yansımasını veya parlamayı kesmek için kullanılan matlaştırıcı sprey. Bak. BLOOM.
DUMMYBir arabanın patlaması gibi tehlikeli bir sahnede bir oyuncunun dublörü olarak kullanılan tam boy bebek veya kukla.
DUPE (i)Kurgulanmış iş kopyasından basılan kopya. Kurgucunun, bir kopyayı negatif kesimciye, bir kopyayı da miksaj ve senkron için sesçiye göndererek ikisinin aynı anda çalışmasını sağlayıp zaman kazanması için yapılır. Gösterim kopyalarından da DUPE alınabilir, bu da korsan kopyaların nasıl ortaya çıktığını gösterir. Arşiv için veya yeni bir filmde kullanmak için eski bir filmin bir bölümünün izin alınarak kopyasını çıkartmak mümkündür. Negatifi bulunmayan filmlerden örnekler veren “THAT'S ENTERTAINMENT” gibi filmler böyle yapılmıştır.
DUPE (f)Bir film veya bant kaydının kopyasını çıkartmak. Video için DUB sözcüğü kullanılır.
DUPE NEGATIVEDUP NEGATİFGösterim kopyalarını basmak için ince gren ana pozitiften (FINE GRAIN MASTER POSITIVE) veya ara pozitiften (INTERPOSITIVE) alınan negatif. Bak. CRI.
DUSKGURUP VAKTİAlacakaranlık. Senaryoda belirtilmişse, döküm sayfalarında da belirtilmesi gerekir. Bak. DAWN.
DUVATYNEDİVİTİNSetin belirli yerlerini gölgelemeye veya objektife yansıyan ışığı kesmeye yarayan tekkapaklarda veya GOBO'larda kullanılan kumaş.
DYNALENSKameradaki sarsıntıların görüntüye yansımasını önlemek için objektifin önüne konulan araç.
ECHO CHAMBERYANKI ODASIİçerdeki seslerin yankılanması için yapılmış özel oda.
ECUEXTREME CLOSE UP (ayrıntı planı) sözlerinin kısaltılmışı.
EDGE NUMBERSBak. KEY NUMBER.
EDITINGKURGU, MONTAJBir filmin parçalarını ve ses bandını, bir hikâyeyi mantıki ve uyumlu bir şekilde anlatabileceği bir sıralamaya koymak. İşlem basamakları şöyledir: Kaba kurgu (ROUGH CUT)- seçilen parçaların ilk mantıksal sıralanması; İnce kurgu (FINE CUT)- üzerinde daha ayrıntılı çalışılmış versiyon; Son kurgu (FINAL CUT)- negatifin buna göre kesileceği son şekil.
EDITING BENCHANRULÖZ, SARIM MASASIKesilen parçaları koymak için yanında rafları, üstünde, film bobinini birinden öbürüne aktaracak düzeneği olan iki sarım tablası ve filmdeki görüntüleri izleyebilmek için lambası olan masa.
EDITING ROOMBak. CUTTING ROOM.
EDITING TABLE (=FLATBED)KURGU MASASIFilmi izlemek, kesmek (CUTTING) ve yapıştırmak (SPLICE) için özel yapılmış çalışma masası. Bak. STEENBECK, KEM.
EDITORKURGUCUFilmi kurgulayan kişi. Bu iş çoğu zaman bir yönetmeninki kadar yaratıcılık gerektirir. İyi bir kurgucu, ustaca kesmeler, ara kesmeler ve canlı bir ses bandı yardımıyla vasat bir filmi, ilgi çekici hale getirebilir. Yardımcısıyla beraber ön hazırlık (PREPRODUCTION) devresinde çalışmaya katılan, yapım boyunca günlükleri (DAILIES) bağlayan ve film fazla karmaşık değilse, ana çekimler bittikten dört-altı hafta sonra kaba kurguyu bitiren kurgucular giderek artmaktadır. Bak. CUTTER.
EFFECTS (FX)ETKİ, EFEKTErime, geçme gibi yapım sonrası gerçekleştirilen işlemler.
EFFECTS BOXBak. MATTE BOX.
EFFECTS FILTERETKİ FİLTRESİSis etkisi, yıldız parıltısı gibi doğal ışık ve görüntüde değişiklik yaratan cam veya jelatin filtreler.
EFFECTS TRACK (FX TRACK)ETKİ BANDISes etkilerinin kaydedildiği ses bandı.
EIGHTY SIXKapatmak, devreden çıkartmak, birşeyden kurtulmak. Bak. STRIKE, KILL.
ELECTRICAL TRUCKELEKTRİK KAMYONUBir yapım için gerekli tüm elektrik malzemesini taşıyan kamyon. Çoğu zaman bir jeneratörü de vardır.
ELECTRICIANELEKTRİKÇİŞef ışıkçının (GAFFER) yönetiminde, kabloları ve lambaları yerleştirip ayarlayan ışık ekibi elemanı.
ELEMACK DOLLY (= SPIDER DOLLY)ELEMAK ARABA1960’larda İtalya'nın piyasaya soktuğu küçük, hafif, tekerlek kolları çeşitli şekillerde ayarlanarak kapı, koridor gibi yerlerden rahatça geçebilen, manevra gücü yüksek kamera arabası.
ELR (=ADR)Electronic Line Replacement' sözlerinin kısaltılmışı. Bak. LOOP.
ELSExtreme Long Shot (çok uzak çekim) sözlerinin kısaltılmışı.
EMMYHer yıl 'Academy of Television Arts and Sciences' tarafından dağıtılan ve sinemadaki OSCAR ödülüne tekâbül eden ödül.
EMULSIONDUYARKAT, EMÜLSİYONFilm tabanına kaplanan ışığa duyarlı tabaka. Görünüşü mattır ve kamerada kullanılacak ham filmde bobinin iç tarafına dönüktür.
EMULSION NUMBER (= BATCH NUMBER)EMÜLSİYON NUMARASIBir partide üretilen ham filmin üretim partisini belirten kod numarası.
EMULSION SPEEDDUYARLIK, EMÜLSİYON HIZIBir ham filmin ASA, ISO veya DIN ile ölçülen ışığa duyarlığı. Az ışıkla çalışırken hızlı film, bol ışıkla çalışırken yavaş film kullanılır. Doğru pozlama için şartlara uygun film kullanmak gerekir. Işığın kontrol edilebildiği şartlarda, emülsiyon hızı bir seçenek unsurudur zira değişik emülsiyonların renk yoğunluğu, ton hakimiyeti ve grenleri farklıdır.
END CREDITSSON JENERİKBir filmde çalışan oyuncu ve ekip listesi. Çeşitli kişi ve kuruluşlara teşekkür yazısı ile IATSE ve MPAA damgaları da bu listenin sonunda bulunur. Baş jenerikteki yazılar durağan olarak teker teker göründüğü halde, son jenerik yazıları çoğu zaman aşağıdan yukarı doğru akarak geçer.
END SLATEKLAKET SONDABaşında klaket verilmeyen bir planın sonunu belirtmek için ikinci kamera asistanının görüntü ve ses olarak verdiği işaret. Klaket kamera önünde başaşağı tutulur ve filmin adı, plan ve çekim numaraları yüksek sesle okunduktan sonra klaket çubuğu vurulur.
EPICDESTANNormalden çok daha geniş hikâye. (Dr Jivago, Eksodus, Arabistanlı Lavrens gibi.)
EQUALIZERİstenen sesi elde etmek için ses frekanslarını şekillendiren ayarlama aracı.
EQUITY (= ACTORS EQUITY)Tiyatro ve sinema oyuncuları birliği. Bak. SCREEN ACTORS GUILD.
ESTABLISHEDKameranın, daha önceki çekimlerde gördüğü kişi veya eşyalar.
ESTABLISHING SHOTTANITMA PLANIBir sahnenin başlangıcında çevreyi, durumu algılatmak için yapılan genel plan veya boy plan çekim.
EXCHANGEBÖLGEBir bölgedeki salonlara film dağıtımını yüklenen bölgesel şirketler.
EXCITER LAMPEKSİTASYON LAMBASIOptik ses bandı kaydında ve sesli film gösteriminde kullanılan, fotoselin, ses dalgalarına dönüşecek akım dalgalarını üretebilmesi için optik ses şeridindeki farklı yoğunluktaki ses çizgilerini görmesine yardımcı olan küçük lamba.
EXECUTIVE PRODUCERGenellikle, filmin finanse edilmesinden sorumlu kişiye verilen unvan. Kimi zaman yapım sorumlusuna (UNIT PRODUCTION MANAGER) veya yapıma ortak bir kişiye de verilir.
EXPENDABLESAmpul, bant, filtreler gibi bir film yapımı için satın alınan ve muhtemelen tekrar kullanılabilecek malzeme, demirbaş.
EXPLOITATIONİŞLETMEBir filmin ilan, reklam, satış ve promosyonu.
EXPLOITATION FILMİŞ FİLMİBolca seks, şiddet vd. unsurları içeren ve reklamı bunlara dayandırılan film.
EXPOSED FILMPOZLANMIŞ FİLMKamerada pozlandırılmış, fakat henüz laboratuarda yıkanmamış film. Bak. LATENT IMAGE.
EXPOSUREPOZ1) Fotoğrafik malzemeyi etkileyen ışık yoğunluğu ile bu ışığın duyarkat üzerine düşme süresinin sonucu.
2) Bir planın çekimi için kullanılan diyafram ayarı. Bak. F-STOP, T-STOP, EMULSION SPEED.
EXPOSURE METER (= LIGHT METER)IŞIKÖLÇER, POZOMETREKonuya gelen veya konudan yansıyan ışık yoğunluğunu ölçmekte kullanılan araç. Bak. PHOTOMETER.
EXT.EXTERIOR (dış) sözcüğünün kısaltması.
EXTENSION TUBEUZATMA TÜPÜBir objektif ile kameradaki objektif yuvası arasına takılan, böylece objektifi, film planından normalden daha fazla uzaklaştırarak, yakın plan bir çekimde net yapabilmeyi sağlayan ara parça.
EXTERIORDIŞHer türlü kapalı yer dışında, açık havada yapılan çekim.
EXTRAFİGÜRANFilmde konuşması ve kalabalık içinde kendini belirtecek oyunu olmayan oyuncu. Bak. BACKGROUND, ATMOSPHERE, SILENT, SCREEN EXTRAS GUILD.
EXTREME LONG SHOT (ELS) ÇOK GENEL PLANBir sahnenin hayli uzaktan üst veya alt açıdan çekildiği ve genel tanıtım amaçlı plan.
EYE LINEBAKIŞ ÇİZGİSİBir oyuncunun görüş çizgisi. Oyun sırasında dikkatinin dağılmaması için bu çizgideki kişiler ve eşyalar azaltılır. Oyuncunun ana plandaki (MASTER SHOT) bakış çizgisi ile örtü plandaki (COVERAGE) bakış çizgisinin aynı yönde olması, dikkat edilmesi gereken bir noktadır.
F-STOP, F-NUMBERBir objektif üzerinde diyafram açıklığını gösteren rakamlar. Objektifin odak uzunluğunu diyafram açıklığının çapına bölerek bulunur. Bak. DEPTH OF FIELD, T-STOP.
FADEERİMEBir planın ilk görüntülerinin belirerek ortaya çıkması veya son görüntülerinin giderek eriyip kaybolmasını sağlayan optik etki. 60’lı yıllara kadar filmlerin belirme ile başlayıp, erime ile bitmesi genel bir uygulamaydı. Günümüzde, özel bir görsel etki veya zaman aşımını belirtmek gibi amaçlar dışında, bu işlem pek fazla uygulanmamaktadır.
FADE IN/FADE UPAÇILMA, BELİRMESiyahtan başlayarak birkaç saniye içinde görüntünün tam olarak belirmesi.
FADE OUT/FADE DOWNKARARMA, ERİMEAçılmanın (FADE IN) tersine, bir görüntünün giderek kararıp tam siyahta erimesi.
FAST FILMHIZLI FİLMZayıf ışık şartlarında çekim yapabilmek için kullanılan, ASA'sı 100’ün üzerindeki negatif ham film.
FAST-MOTIONBak. ACCELERATED MOTION.
FAVORINGKameranın veya mikrofonun oyunculardan birine yakın olmasından dolayı bu oyuncuya daha fazla önem verildiği durum.
FEATURE (i)En az 85 dakika süren sinema filmi.
FEATURE (f)Desteklemek, özel itina göstermek.
FEATURE LENGHTYaklaşık 85 dakika süren sinema filmi gösterim süresi.
FEATURED PLAYERSYARDIMCI OYUNCUYardımcı rollerden birini oynayan ve jenerikte adı günlük oyuncuların adından önce yazılan ve onlardan daha yüksek ücret alan bir oyuncuyu belirtmek için kullanılan gayrı resmi terim. Yardımcı oyuncular filmin ana karakteri değildir fakat sözlü oyuncu (Speaking Cast) olarak kabul edilirler ve bütçede ve döküm sayfalarında böyle işaretlenirler.
FIELD OF VIEWGÖRÜŞ ALANIKamera objektifinin görüş açısı.
FILLAMORSBir plan veya ses şeridi eksikse, ses eşlemesini bozmamak için kurguda onun yerine iş kopyasına eklenen boş film parçası.
FILL LIGHT (= FILLER LIGHTS)DOLGU IŞIĞIGölgeleri aydınlatmak ve bazen ana ışığın yarattığı sert aydınlatmayı yumuşatmak için kullanılan lambalar.
FILMFİLM1) Sinemada gösterilen film.
2) Fotoğraf görüntüleri saptamak için kamerada, saptanmış görüntüleri perdeye yansıtmak için de projektörde kullanılan, asetat tabanlı, bir yanı duyartabaka kaplanmış, hareketini sağlayan tamburlardan geçmesi için kenarları delikli şerit.
FILM ARCHIVEFİLM ARŞİVİFilm koleksiyonlarının depolanıp korunduğu ve araştırma ve diğer amaçlarla filmlerin seyredilebildiği yer.
FILM CLIPBir filmden alınan ve reklam, tanıtım gibi amaçlarla kullanılan kısa bölümler (That's Entertainment' filmindeki gibi).
FILMICBak. CINEMATIC.
FILM LEADERAMORSLaboratuar tarafından bobinlerin başına ve sonuna eklenen ve film projektöre takılırken görüntü kaybını önleyen, filmi korumaya yarayan özel şeritler. Bak. ACADEMY LEADER, UNIVERSAL LEADER .
FILM LOADERKamera kasetlerini doldurup boşaltmakla görevli kamera ekibi elemanı.
FILM MAGAZINE (=MAGAZINE)KASETKameraya takılacak filmin doldurulduğu ışık geçirmez kamera aksamı.
FILM MUSICBak. SCORE.
FILM PLANEKamera gövdesinin dışında, bir halkanın merkezinden gecen dikey bir çizgiden oluşan bir sembolle belirtilen filmin kızaktaki konumu.
FILM STOCK/RAW STOCKHAM FİLMPozlanmamış ve yıkanmamış film.
FILTERFİLTREKameranın veya baskı makinesinin objektifi önüne konduğunda, tayfın belirli dalga boyundaki bölümlerini emen, renk dengesizliğini düzelten veya ışığı dağıtan şeffaf, beyaz veya renkli, cam veya jelatin levha. Başlıca filtreler şunlardır:
1) Günışığı veya 85 - Lamba ışığına göre dengelenmiş filmle gün ışığında çekim yaparken kullanılır.
2) Diffüzyon (Diffusion) - Işığı dağıtır, gölgeleri ve sert çizgileri yumuşatır.
3) Sis (Fog) - Diffüzyon filtresi gibidir ama ayrıca bir sis etkisi yaratır.
4) Dansite, Yoğunluk, ND (Neutral Density) - Filme ulaşan ışığın yoğunluğunu azaltır.
5) Polarlama (Polarizing) - Parlama ve yansımaları kontrol için.
6) Ültraviyole, Morötesi UV (Ultraviolet, Sky Filter) - Gökyüzünden yansıyan morötesi ışınların verdiği maviliği azaltır.
7) Koruyucu (Protection) - Kamera objektifini su damlası, yağmur, kum, toz gibi şeylerden koruyan optik cam.
FILTER FACTORFİLTRE FAKTÖRÜFiltre kullanılmayan durumda belirlenen doğru pozlamanın, filtre kullanıldığı zaman da elde edilebilmesi için çarpılması gereken rakam. Filtrenin ışık emici özelliğinden dolayı pozlamanın bu oranda arttırılması gerekir.
FINAL CUTSON KURGU1) Kopyaların basılmasında kullanılacak negatifin kesimi için örnek olacak iş kopyasının kurgulanmış son hali.
2) Bir yönetmen veya yapımcının kontratı tartışılırken, gösterime girecek kopyaların şekil ve içeriğinde kimin söz sahibi olacağını belirten madde. Bak. WORK PRINT, DIRECTOR'S CUT.
FINANCINGFİNANSE ETMEKBir film projesi için parasal destek.
FINANCING ENTITYBir filmin yapımı için para ödeyen kişi veya şirket.
FINANCING FEESProjeyi finanse eden kişi veya şirkete ya da bu finansı sağlayan kişiye ödenen para. Bak. EXECUTIVE PRODUCER.
FINE CUTİNCE KURGUİş kopyasının, kaba kurgudan sonra daha geliştirilmiş kurgusu. Bak. EDITING.
FINE GRAINİNCE GREN1) Bir tür duyartabaka.
2) Dup negatif üretiminde kullanılan ve duyartabaka hızı değil, netlik kalitesi önemli olan bir siyah-beyaz pozitif.
FIRST ASSISTANT CAMERAMANBİRİNCİ KAMERA ASİSTANIKamera malzemesinin sağlıklı durumda olmasından sorumlu, objektifleri takıp çıkaran, kamera veya oyuncu hareket halindeyken net takibini (mizopuan) yapan, oyuncunun duracağı yerleri işaretleyip, bunların kameraya uzaklığını ölçen ve net ayarlarını buna göre yapan kamera ekibi elemanı
FIRST ASSISTANT DIRECTORBİRİNCİ YÖNETMEN YARDIMCISIFIRST AD de denir. Yönetmenin sağ kolu. Yönetmenle yapım yönetmeni arasındaki bağlantıdır ve kimi küçük yapımlarda yapım yönetmenliği de yapar. Yapım sırasında figüranlardan, yapımın yürümesinden, herkesin ve her şeyin zamanında doğru yerde olmasından, sette düzen ve disiplinin korunmasından sorumludur. Çekim başlayacağı zaman “Sette sessizlik!” komutunu verir ve kamera operatörüne, kamerayı çalıştırmasını işaret eder. Yapım başlamadan önce senaryonun dökümünü yapar, her sahne için figüranların sayısını belirler ve yönetmen ve yapım yönetmenin onayı ile onları işe alır. Genellikle İkinci (SECOND) denen bir yardımcısı vardır. Bak. SECOND ASSISTANT DIRECTOR.
FIRST CUTBak. DIRECTOR'S CUT.
FIRST DOLLARBir filmin, gösterimden sağladığı ilk kazancı belirten terim. Brüt kâr ortakları ve dağıtımcı, bu paradan kendi paylarını alırlar. Net kâr ortakları ise, film maliyetini kurtarana kadar beklerler.
FIRST DRAFTİLK TASLAKBir senaryonun devamlılığı sağlanmış ve diyalogları tamamlanmış ilk hali.
FIRST RUNİLK GÖSTERİM, BİRİNCİ VİZYONÖnemli bir pazar bölgesinde bir filmin ilk gösterimi.
FISHEYE LENSBALIKGÖZÜDeforme bir görüntü veren aşırı genişaçı objektif.
FISHPOLEÜstünden mikrofonlar sarkıtılan uzatma çubuğu. Bum kullanmaya uygun olmayan yerlerde işe yarar.
FLACKReklam görevlisi, basın ajanı için argo terim.
FLAGTEKKAPAKSetin bir bölümünü, bir eşyayı gölgelemek veya kamera objektifine gelen lamba ışığını kesmek için kullanılan, bir çerçeveye gerilmiş siyah kumaş. Bak. GOBO.
FLANGEFLANŞKurgu odasında film bobinlerinin düzgün sarılmasını kolaylaştırmak için anrulöze takılan madeni veya plastik disk.
FLAREREFLEParlak bir cisimden kaynaklanan ve görüntüde hale oluşmasına sebep olan parıltı. Mat sprey kullanarak giderilir veya azaltılır. Bak. BLOOM.
FLASH (i)FLAŞ PLANDramatik etki için kullanılan çok kısa bir plan.
FLASH (f)Özellikle gölge alanlardaki pozlamayı arttırmak için pozlanmamış filmi çok kısa bir süre, çok zayıf bir ışığa göstermek. Bu işlem, kontrastı azaltır. Genellikle laboratuarda yapılan hassas bir işlemdir.
FLASHBACKGERİYE DÖNÜŞ, FLAŞBEKDramatik etki amacıyla veya hikâye gereği, olayların kronolojik sırasında geçmişe dönüş.
FLASHFORWARDDramatik etki amacıyla veya hikâye gereği, olayların kronolojik sırasında geleceğe doğru yapılan sıçrama.
FLASH FRAMESSTART / STOP KARESİBir çekimin başında kamera tam hızını bulana kadar aşırı ışık görerek fazla pozlanan kareler. Bir sahnenin başlangıcını kurgucuya belirtmek için bazen kameraman bilerek çok sayıda kareyi fazla pozlar.
FLASH PAN (= SWISH, WHIP PAN)YILDIRIM PANİyice bulanık görüntüler veren hızlı çevrinme.
FLAT1) Negatifte veya Kopyada kontrastı veya alan derinliği çok az olan görüntü.
2) Bir setin hareketli geniş bir bölümü.
FLATBEDMovioladakinin tersine, film ve ses bobinlerinin yatay olarak geçtiği kurgu masası. Birden fazla bobini eşzamanlı geçme olanağı sağlar. Bu tip masalarda en tanınmış markalar STEENBECK ve KEM'dir.
FLATNESS OF FIELDALAN DÜZLÜĞÜBir negatifin merkezinde ve kenarlarında aynı keskinlikte görüntü veren bir objektifin kalitesi.
FLAT PRINTDÜZ KOPYANormal projektörler için basılan standard kopya. Karşıtı, sıkıştırılmış kopyadır. Bak. ANAMORPHIC LENS, WIDE SCREEN.
FLAT RATEGÖTÜRÜ ÜCRETBir hizmet karşılığı ödenen sabit ücret. Gündelik veya haftalıktan farkı, fazla mesai ödenmemesidir. Bir yapımcı, mesailerle uğraşmaktansa, pazarlıkta ücretleri götürü tespit etmeye çalışır.
FLICKEROBTÜRASYON, KIRPIŞMABir film saniyede 24 kareden düşük bir hızla gösterildiğinde meydana gelen can sıkıcı durum. Bak. PERSISTENCE OF VISION.
FLOODLIGHT (= FLOOD)Bir setin geniş bir bölümünü aydınlatan çok güçlü ışık kaynağı.
FLOORPLATOBir sesli stüdyonun (SOUND STAGE) çekim yapılan bölümü.
FLY1) Bir setin üstünde iplere asılı dekor.
2) “Bu iş olacak mı, yürüyecek mi?” (Do you think this deal will fly?)
FOCAL LENGTHODAK UZUNLUĞUBir merceğin merkezi ile uzaktaki bir cismin görüntüsünün berrak olarak belirdiği kritik odak noktası arasındaki uzaklık. Odak uzunluğu ne kadar kısaysa, görüş açısı o kadar geniştir.
FOCAL PLANEODAK ALANIBir objektifin verdiği görüntünün net olarak belirdiği alan. Filmin tam bu alanda bulunması gerekir.
FOCAL SETTINGSNET İŞARETİHareketli zor çekimlerde netliği takip edebilmek amacıyla odaklayıcının (birinci kamera asistanının), önceden ölçüp belirlediği noktalar için objektifin net halkasına koyduğu işaretler. Bak. FOLLOW FOCUS, FOLLOW SHOT.
FOCUS (i)ODAKBir objektiften geçen ışık ışınlarının bir görüntü vermek için birleştiği nokta.
FOCUS (f)NET YAPMAKKeskin, net bir görüntü elde etmek için bir objektifi ayarlamak.
FOCUS PULLERBİRİNCİ ASİSTAN, ODAKLAYICIObjektif ile oyuncu arasındaki uzaklığı bir şerit metre ile ölçerek tespit eden ve buna göre net ayarını yapan kamera ekibi elemanı. Kamera ve kamera malzemesinden, öbür kamera asistanları kadar o da sorumludur. Bak. FIRST ASSISTANT CAMERAMAN, SECOND ASSISTANT CAMERAMAN.
FOGSİS1) Yanlışlıkla ışık almasından dolayı filmde beliren yoğunluk.
2) Görsel etki için bir sahnede sis makinesiyle yaratılan hava yoğunluğu.
FOG FILTERFOG FİLTRESİSis etkisi yaratmak için objektifin önüne konulan dağıtıcı filtre.
FOG MACHINESİS MAKİNESİSis etkisi yaratmak için yere çöküp kalan soğuk duman üreten özel etki aracı.
FOLEYSES ETKİSİBir dublaj stüdyosunda kaydedilip sonra filmdeki yerine kurgulanan insan hareketleri sesi veya ses etkisi. Bir kovalamaca sahnesinin inandırıcı olması için, sahneyi izleyen 'foley' sanatçısı (efektör), oyuncunun hareketlerini taklit ederek sesler çıkarır (ayak sesi, nefes nefese soluk sesi, bir et parçasına vurarak yapılan yumruk sesi gibi). Bak. STREAMER.
FOLEY ARTISTSES EFEKTÖRÜVücut hareketlerinin seslerini yaratması için dublaj stüdyosuna çağrılan uzman kişi.
FOLEY STAGEBir film için gerekli ses etkilerinin yaratılması için çeşitli zeminler ve araçlarla donatılmış dublaj odası.
FOLEY STUDIOETKİ STÜDYOSUSahneyi perdede gösterirken o sahne için gerekli ses etkilerinin yaratılıp kaydedilmesi için özel donanımlı ses kayıt stüdyosu.
FOLEY TRACKSETKİ BANDIKurgucunun, filmdeki yerlerine kurgulaması için ses etkilerinin kaydedilmiş olduğu 35 mm ses bandı.
FOLLOW FOCUSNET TAKİBİ, MİZOPUANKamera veya oyuncu hareket halindeyken sürekli net bir görüntü elde etmek için objektifin net ayarında yapılan düzeltmeler. Bak. FOCUS PULLER, FIRST ASSISTANT CAMERAMAN.
FOLLOW SHOTTAKİP PLANIKameranın, hareket halindeki oyuncuyu izlediği, aradaki uzaklığı koruyarak onun gittiği yönde ilerlediği veya gerilediği plan.
FOOT (= TAIL)Film bobininin (REEL) sonu.
FOOTAGEFit ve inç yerine fit ve kare birimiyle belirtilen film şeridi uzunluğu. 35 mm filmde 16 kare bir fut (ayak) uzunluktadır. 24 kare/saniye hızda bir saniyede 1 fut + 8 kare film geçer. Saniye Fit Kare
Saniye Fit Kare
1 1 + 8
2 3 + 0
3 4 + 8
4 6 + 0
5 7 + 8
10 15 + 0
30 45 + 0
FOOTAGE COUNTERMETRAJ GÖSTERGESİKamera, projektör veya baskı makinesinde, pencereden geçen filmin uzunluğunu belirten gösterge.
FOOTCANDLEBir mum gücündeki bir ışık kaynağından bir fut uzaklıktaki cisme düşen ışık yoğunluğu.
FORCED CALLBir oyuncuyu veya ekip elemanını, gerekli en az dinlenme süresi dolmadan yeniden işe çağırmak.
FOREGROUNDÖN PLAN1) Setin, kameraya en yakın olan bölümü.
2) Görüntüde en önde gözükenler.
FOREIGN DISTRIBUTIONBir filmin yabancı ülkeler salonlarında gösterime sunulması, yabancı ülkelerde işletilmesi.
FOREIGN SALES REPBir filmi yabancı ülkelere satma veya bu ülkelerde işletme yetkisi verilen kişi veya şirket.
FOREIGN VERSION Filmin çekildiği ülkenin dilinden başka bir dilde gösterilmesi için hazırlanan dublajlı veya alt yazılı kopya. Kimi filmlerin kurgusu da dış pazarların şartlarına göre değiştirilir.
FORMATFilmin perdeye yansıtılan görüntüsünün boyu ile yüksekliği arasındaki orantı. Bak. ASPECT RATIO.
FOUR-WALLBir filmin gösterimini yapmak için bir sinema salonunu götürü bir ücretle kiralamak. Bağımsız yapımcıların yaptığı küçük bütçeli veya sanat filmlerinin seyirciye ulaşması veya bir dağıtımcı bulması için uygulanan bir yoldur.
FPSBak. FRAMES PER SECOND
FRAME (i)KAREBir film şeridindeki her bir görüntü. Bu görüntüler 24 kare/saniye hızla perdeye yansıtıldığında, normal bir hareket duygusu uyandırırlar.
FRAME (f)ÇERÇEVELEMEK1) Kameranın bakacından (vizör) izleyerek görüntüyü düzenlemek.
2) Film şeridini projektörün veya kurgu makinesinin kızağına yerleştirirken, karenin (görüntünün) bütünüyle perdede görünebileceği şekilde ayarlamak.
FRAME COUNTERKARE SAYACIBir kamera, projektör veya baskı makinesinde, filmin kaç karesinin pencereden geçtiğini belirten gösterge.
FRAME DOWNPerdede görüntünün alt kısmı kesildiği zaman makinistin yaptığı hareket. Projektörün kızağı aşağı hareket ettirilerek perdedeki görüntü ortalanır.
FRAMES PER SECOND (FPS) KARE/SANİYEKamera, projektör veya baskı makinesinde bir saniyede pencereden geçen kare sayısı.
FRAME UPProjektör kızağını yukarı kaydırarak perdede görüntüyü ortalamak. FRAME DOWN'ın tersi.
FREELANCEBAĞIMSIZ, SERBEST MESLEKBir şirkete uzun süreli kontrat veya maaşla bağlı olmayan yönetmen, yapımcı, senaryo yazarı, ışıkçı gibi kişiler. Bak. INDEPENDENT CONTRACTOR.
FREEZE FRAMEDONUK KAREBir planda tek bir kareyi tekrar tekrar basarak kopyada durağan bir görüntü elde edilmesi. Bak. DOUBLE PRINTING, SKIP FRAMING.
FRESNEL LENSFRENEL MERCEKAugustin Jean Fresnel'in bulduğu, eşmerkezli dışbükey mercek halkalarından oluşan ve spotlarda kullanılan büyük çaplı mercek.
FRICTION HEADFRİKSİYON BAŞLIKYatay veya dikey çevrinme (pan / tilt) yaparken kameranın yumuşak hareket etmesini sağlayan sehpa başlığı.
FRINGE BENEFITSMaaştan ayrı ve genellikle nakit olmayan ek ücret. Bak. PERK.
FRINGE RATESBir çalışana ücretin dışında yapılan sağlık primi, kira yardımı gibi ödemeler.
FRONT CAR MOUNTARABA MONTÜRÜBir arabanın kaputuna takılan ve kamerayı taşıyan düzenek. Bunun yardımıyla arabanın içinde veya dışında geçen olay, araba hareket halindeyken filme alınır.
FRONT CREDITSBAŞ YAZILAR, BAŞ JENERİKBir filmin yapımına başlıca katkıda bulunanların önem sırasına göre listesi. Genellikle: dağıtım şirketi, yapımcı veya yapım şirketi, bir (yönetmenin adı) filmi, yıldız oyuncuların adları, filmin adı, önemli rollerdeki oyuncuların adları, kast sorumlusu, kostüm tasarımcısı, besteci, kurgucu, görüntü yönetmeni, yapım tasarımcısı, senaryo yazarı, yapımcı ve en sonda yönetmen şeklinde sıralanır.
FRONT PROJECTIONÖNDEN PROJEKSİYON1) Sinema salonlarında perdenin arkasından yapılan projeksiyondan (REAR PROJECTION, BACK PROJECTION) daha parlak bir görüntü veren, perdenin önünden yapılan projeksiyon.
2) Önceden çekilmiş bir görüntüyü özel bir perdeye yansıtarak bu görüntü önünde oynayan bir oyuncuyu filme almak için kamera objektifi aksında gösterim yapan düzenek.
FSFULL SHOT sözcüklerinin kısaltması.
FULL COATManyetik demir oksitle kaplanmış 35 mm film tabanı. Kurgucunun görüntüyle sesleri eşleyebilmesi için, çekimde kaydedilen sesler, bu bantlara aktarılır. Etki veya dublaj stüdyolarında sesler doğrudan bu banda kaydedilebilir. Bu bantlara tek kanaldan altı kanala kadar kayıt yapılabilir.
FULL SHOT (FS)BOY PLANBir oyuncunun, başının tepesinden ayaklarının ucuna kadar tam boy göründüğü plan.
FXEfekt sözcüğünün kısaltması.
GG DAMGASIBir filmi her tür seyircinin izleyebileceğini belirten MPAA onayı. Bak. RATING.
GAGGAGÇekimde yapılan tehlikeli gösterileri (STUNT) belirtmek için kullanılan terim.
GAFFERIŞIKÇIGörüntü yönetmeninin yönetiminde bir setin aydınlatılmasını gerçekleştiren şef elektrikçi. Çekimden önce veya çekim sırasında, adamlarının yerleştireceği lambaların yerini belirler.
GAFFER'S TAPE (= DUCT TAPE, ELECTRICIAN'S TAPE)Hemen her türlü yüzeye yapışabilen ve söküldüğü zaman, yapıştırıldığı yeri zedelemeyen gümüş renkli, enli, çok yapışkan bez bant.
GAMMAGAMMAFilmin yıkanacağı kontrast derecesini gösteren rakamsal ölçü.
GAMMA INFINITYSONSUZ GAMMABir filmin yıkanabileceği en yüksek kontrast derecesi.
GATEKIZAKKamera, projektör veya baskı makinesinde filmin, objektif hizasından düzgün geçmesini sağlayan parça. Temizlenebilmesi için menteşeler üzerinde bir kapı gibi açılabilir.
GATE PASSBak. DRIVE ON.
GAUGEFilm şeridinin genişliğini belirtir.
GAUZE (= CHEESECLOTH)TÜLDiffüzyon filtresinin etkisine benzer bir etki yaratmak için objektifin önüne konulan seyrek dokulu ince kumaş.
GEARED HEADDİŞLİ BAŞLIKKameranın çok yumuşak yatay ve dikey çevrinmeler (pan - tilt) yapabilmesi için sehpaya veya arabaya takılan ve dişli çarklarla hareket eden başlık.
GEL (= JELLY) JELATİN FİLTRE1) Bir stüdyo lambasının ışığını yumuşatan dağıtıcı.
2) Bir ışık kaynağının rengini değiştirmek için kullanılan renkli, şeffaf tabaka.
GENERAL RELEASEGENEL GÖSTERiMBir filmin bir ülkede çok sayıda sinemada gösterime girmesi.
GENERATIONNESİL, JENERASYONÖzgün negatiften başlayıp, gösterim kopyalarına varıncaya kadar geçilen her bir basamak. Gösterim kopyası elde etmek için ender olarak bir negatiften doğrudan kopya basabilirsiniz. Elde ettiğiniz kopya, ikinci nesildir. Yaygın şekil, negatiften ara negatif (CRI) (ikinci nesil) alıp, bundan kopya (üçüncü nesil) basmaktır. Negatiften ara pozitif (IP), ondan dup negatif (DUPE NEGATIVE) alarak bundan basılan kopyalar da üçüncü nesil sayılır. Özgün negatifle kopya arasında ne kadar fazla nesil olursa, kopyanın kalitesi o kadar zayıflar. Bak. CRI.
GENERATORJENERATÖR, ÜRETEÇBenzin veya dizelle çalışan bir motor aracılığı ile elektrik üreten seyyar enerji kaynağı.
GENERATOR OPERATORJENERATÖR OPERATÖRÜJeneratörü çalıştıran, düzgün çalışmasından ve bakımından sorumlu kişi.
GENREJANR, TÜRBelirli bir tarz film (komedi, vestern, bilim kurgu gibi).
GLASS SHOTÇok zor yapılabilecek ve pahalıya mâlolacak dekorları veya gidilemeyen mekânları filmde gösterebilmek için kullanılan bir teknik. İstenen sahnenin resmi bir ressam tarafından bir cama yapılır ve kamera bu camın arkasına konarak sahne çekilir. Bak. MATTE SHOT.
GOBO (= FLAG)TEKKAPAK1) Çekim sırasında kameraya gelen ışığı kesmek veya belirli bir yeri gölgelemek için bir sehpaya tutturulmuş gölgelik.
2) Stüdyoda kayıt sırasında ses yankılanmasını kesmek için kullanılan ses emici seyyar pano.
GOFER (= RUNNER)Yapım için küçük işlere koşturulan kişi. Bak. PRODUCTION ASSISTANT.
GOLDEN TIME (= GOLDEN HOURS)FAZLA MESAİStüdyoda çalışan ekip elemanına, stüdyoda ve yakın mekandaki çalışmasının 12 saati aşan kısmı için hafta içi günlerde saat ücretinin iki katı ücret ödenir. Çift mesai ödenen tatil günlerindeki (cumartesi, pazar, bayram) fazla mesai ücreti, normal saat ücretinin dört katı olarak hesaplanır. Çalışma yerine stüdyonun sağladığı bir otobüsle gidilecekse veya gece kalınacak kadar uzak bir mekânda çalışılıyorsa, fazla mesai 14 saatten sonra başlar ve hafta günleri için saat ücretinin 2,5 katı, tatil günleri için 5 katı hesap edilir.
GOOSE (i)Kamera ve ses malzemesini taşıyan kamyon için argo terim.
GOOSE (f)Yükseltmek, arttırmak (goose up the sound).
GRADATIONBir duyarkattaki parlak ışıktan gölgeye kadarki yoğunluk dereceleri.
GRADERBir negatifin yoğunluğunu (dansitesini) belirleyen laboratuar teknisyeni.
GRADINGKopya basmadan önce negatif planların yoğunluğunu belirlemek.
GRADUATED FILTERDEGRADE FİLTREBir çekimde sahnenin değişik bölümlerinin değişik yoğunluklarda veya değişik renklerde görüntülenebilmesi için kullanılan filtre.
GRAINGRENBir duyarkattaki gümüş zerrecikleri. Görüntü yansıtıldığında bunların farkedilebilir olması her zaman istenen bir şey değildir.
GREEN PRINTProjeksiyona hiç girmemiş veya projeksiyon için yeteri kadar kurumamış kopya. Projektörde sıkışmamaları için yeni kopyaların hafifçe yağlanması gerekir.
GREENSMANSeti, bitkiler ve ağaçlarla donatan ve bunların bakımını yapan kişi. Kesilip dekora yerleştirilmiş bir ağaç uzun süre sette bekleyip de yaprakları sararmışsa, canlı görünmesi için bunların yeşile boyanması gerekir.
GREY CARD/GREY SCALE (= LILY)GRİ KARTBeyazdan siyaha kadar çeşitli gri tonları gösteren standard karton. Bu karton sette görüntülenir ve negatif yıkandığında, bu görüntü ile laboratuardaki gri kart karşılaştırılarak gerçek ton değerleri bulunur. Bak. COLOR BARS.
GRIPSETÇİSette değişik alanlarda çalışan ekip elemanlarını belirtmek için kullanılan genel terim. Işık yardımcıları lambaları toplar ve yerleştirir; inşaat setçileri seti ve fonları kurar; şaryocu rayları kurar, arabayı iter veya çeker. Bak. KEY GRIP, BEST BOY.
GRIP PACKAGESET MALZEMESİKamera ve ışıkların yerleşim ve kullanımı için gerekebilecek her tür malzeme: takozlar, ambalaj torbaları, kum torbaları (SAND BAG), eldivenler, tel kafesler (SCRIM), tekkapaklar (FLAG), lamba sehpaları, el aletleri, marangoz aletleri, 30x30 çerçeveler ve aynı boy siyah ve beyaz kumaşlar, kama takozları, reflektörler (REFLECTOR) ve reflektör sehpaları (HIGH ROLLER).
GRISWOLDBak. MACHINE SPLICER.
GROSSSinema endüstrisi ile ilgili ticari gazetelerde (TRADE PAPERS) yayınlanan raporlarda, bir filmin o güne kadar yaptığı toplam hasılat. Bu terim çoğu dağıtım, finansman ve katılım sözleşmelerinde, gösterimci kendi yüzdesini (pursantaj) aldıktan sonra dağıtımcıya (işletmeciye) kalan parayı belirtir.
GROSS DEALFilmin net gelirine değil, kiralama gelirine ortaklık. Bu anlaşma yapımcılar, yönetmenler ve ağırlıklı oyunculara mahsustur.
GUARANTEE1) Kontratlarında yazılı garanti maddeleri olan çizgi üstü kişiler için kullanılan terim. (Bir yönetmenin kontratında, ilk başoyuncu angaje edildiği anda, film çekilsin çekilmesin, yönetmenin tüm ücretinin ödeneceğini garantileyen madde gibi.)
2) İki veya daha fazla taraf arasında imzalanan ve şartlar yerine geldiği anda belli bir paranın bir seferde veya taksitler halinde ödeneceğini belirten kanuni sözleşme. Bu garantiler ön satış ve işletme sözleşmelerinde kullanılır ve bir yapımın finansmanına destek sağlar.
GUIDE TRACKKILAVUZ SESÇekim anında kaydedilen ve sonra daha iyi şartlarda yeniden yapılacak kayıt için örnek işlevi gören ses bandı. Bu bant filmde kullanılmaz.
GYRO HEADCAYRO BAŞLIKYatay ve dikey çevrinme yaparken kameranın yumuşak hareket etmesi için jiroskopik düzeneği olan sehpa başlığı.
HAIRDRESSERBERBER, KUAFÖROyuncunun saçını kesen, boyayan, şekillendiren ve gerektiğinde peruk vb. malzemeyle ilgilenen ekip elemanı. Kullanacağı malzemeyi kendi temin eder ve bunun için kendisine ayrıca bir ücret ödenir. Bak. BOX RENTAL.
HAIR IN THE GATEPENCEREDE KIL VARKameranın film kızağında kıl, toz, çapak gibi yabancı madde olduğunu belirten kameraman terimi. Yönetmen bir planın son çekimini beğendiği zaman “CHECK THE GATE” der. Bu, ‘kurulu düzen bozulmadan önce her şeyi kontrol edin, bir aksaklık var mı bakın’ demektir. Film kızağını kontrol eden birinci kamera asistanı ‘Hair in the gate’ derse, son yapılan ve beğenilen çekimin görüntülerinde, kızağa takılmış bir kıl veya çapağın gölgesi var demektir. Çekim yenilenir.
HALATIONHALO, HALEGörüntü alanındaki parlak cisimlerin görüntüsünün etrafında oluşan ve haleye benzeyen bulanıklık etkisi. Film tabanından duyartabakaya yansıyan ışıktan olur. Bunu önlemek için film üreticileri tabanın sırtını 'antihalo' denen bir tabaka ile kaplarlar.
HALF-APPLEBEŞLİK TAKOZNormal takozun yarı yüksekliğindeki takoz.
HALF LOADSilah ve diğer patlayan malzemeye yarım ölçü patlayıcı doldurulduğunu belirten özel etki terimi.
HALOGENHALOJENİyodin, flüorin, klorin ve brominler, halojen diye bilinir.
HAND-CRANKEDSessiz film zamanında kamerayı çalıştırma şekli. Kameranın mekanizma kolu, 24 kare/saniye hızı tutturacak şekilde çevrilirdi. Kameralar elektrik motoruyla çalışmaya başladıktan sonra OVERCRANK ve UNDERCRANK sözcükleri, yüksekkare ve düşükkare çekimleri belirtmek için kullanılmaktadır.
HAND-HELD CAMERAELDE KAMERASehpaya bağlı olarak değil de kamera operatörünün elinde taşıyarak kullandığı kamera. Bak. STEADICAM.
HAND PROPSBir oyuncunun sahnede kullandığı kitap, silah, gazete gibi küçük eşyalar. Bu eşyalar aksesuar bölümü tarafından alınır, yapılır veya kiralanır.
HAND SPLICERBak. SPLICER.
HANGING MINIATUREKameranın 1,5-3 metre önünde asılı ve setin gerisinde büyük bir şeymiş hissini uyandıran küçük dekor parçası.
HARDSERT, KONTRASTIşık veya görüntüde aşırı kontrastı belirtir.
HARD LIGHTSERT IŞIKYüksek kontrast ve sert gölgeler veren parlak ışık. Belirli bir etki yaratmak için kullanılır.
HAZE FILTERPUS FİLTRESİMavi ve morötesi ışınları emerek havadaki pus etkisini azaltan filtre. Pus, toz ve diğer parçacıkların ışığı dağıtması yüzünden oluşur.
HAZARD PAYTEHLİKE TAZMİNATITehlikeli şartlarda çalışan bir kişiye yapılan fazladan ödeme. Örneğin, bir helikopter kameramanına tehlike tazminatı ödenir.
HEADBir film veya teyp bobininin başı.
HEADERÜzerine, senaryo dökümünün başlıca unsurlarının yazıldığı 10 santim eninde ve 30 ila 40 santim boyunda karton şerit. Bu şerit, yapım şeması tahtasındaki (PRODUCTION STRIP BOARD) küçük yapım şeritlerinin kılavuzu, fihristidir.
HEAD SHOTBAŞ ÇEKİMOyuncunun yalnızca başının göründüğü yakın plan.
HEAD-ON SHOTDoğrudan kameraya doğru gelen bir hareketin göründüğü plan.
HEADS OUT (= HEADS UP)Projeksiyona hazır şekilde sarılmış film bobini.
HELICOPTER CAMERA OPERATORHELİKOPTER KAMERAMANIHelikopterden çekilecek sahneler için bu alanda deneyimli kameraman. Helikopter pilotu ile anlaşarak gerekli planların çekimini yapar. Bak. TYLER MOUNT, 'COPTER MOUNT.
HELICOPTER MOUNTBak. 'COPTER MOUNT, TYLER MOUNT.
HIATUSBir süre için yapıma ara verilmesi. Hemen bütün televizyon dizileri yapımında uygulanır. Bir mevsimlik bölümler çekildikten sonra, birkaç ay ara verilir ve yeniden çekime başlanır.
HIGH ANGLE SHOT ÜST AÇI ÇEKİM, PLONJEKonuya veya harekete yukardan bakılan çekim.
HIGH FALLYüksek bir yerden atlama veya düşüşü belirten terim.
HIGH HAT/HI HAT (= TOP HAT)HEMZEMİN SEHPAÇok alçak açılardan çekim yapabilmek için kullanılan küçük, alçak sehpa veya kamera montürü.
HIGH KEY LIGHTINGBir sahneyi bütünüyle parlak ve bol ışıkla aydınlatma tarzı. Yoğun ışık kullanmak, gri skalanın açık tonlarını öne çıkartarak canlı ve parlak görüntüler sağlar.
HIGHLIGHTBir konunun, negatifte en yoğun bölüm olarak beliren en aydınlık bölümü.
HIGHROLLERGeniş, yüksek lamba ayağı.
HITBüyük başarı
HIT YOUR MARKSYERİNİ BULBir sahnenin planlanışına göre doğru zamanda doğru yerde olmayı belirten terim. “Missing your marks” sözleri, çekimin net olmadığını belirtir.
HIT YOUR MARKS AND SAY YOUR LINESYERİNİ BUL, LAFINI SÖYLERolünün bir yaratıcılık gerektirmediğini belirten oyuncu terimi.
HMI LIGHTHalogen Medium Iodide sözcüklerinin kısaltılmışı. Güçlü günışığı veren ark lambalarını belirtir.
HOLD FRAMECanlı çekimdeki optik donuk karenin (FREEZE FRAME) canlandırma sinemasındaki karşılığı.
HONEYWAGONOyuncuların ve ekibin tuvalet ve giyinme odası ihtiyacını karşılayan karavan.
HORSEKurgu odasında Movioladan geçen film bobinlerini taşıyan sehpa.
HOT SETHerşeyiyle çekime hazırlanmış veya halen çekim yapılmakta olan set.
HOT SPLICE (= CEMENT SPLICE) KOLALI YAPIŞTIRMAİki film şeridinin uçlarının, ayrılmayacak şekilde birbirine yapıştırılması. Negatifte veya yırtılmış kopyalarda uygulanır. Parçalar, uçlarından ince bir bölüm duyartabaka kazınarak üstüste bindirilir. Kimyasal bir maddeyle iki parçanın tabanları eriyerek birbirine kaynar, iki film şeridi, tek parça halini alır. Yapıştırmanın bir başka şekli, yapıştırıcı bantla yapılanıdır. Kalıcı bir yapıştırma değildir ve kurguda, gerektiği kadar söküp, yeniden yapıştırmayı sağlar. Kolalı yapıştırmada uçlar üstüste bindiği için, her iki parçadan da birer kare kaybedilir. Bantla yapıştırmada uçlar üstüste değil, yanyana gelir
HOT SPLICERKolalı yapıştırmanın yapıldığı aygıt.
HOT SPOTSetin bir bölümünün aşırı aydınlatılması sonucu filmdeki görüntüde meydana gelen parlaklık, uçma.
HOUSE NUTBir sinema salonunun bir haftalık işletme giderlerini belirten gösterimci terimi. 90/10 şartlı bir anlaşmada, salon masrafları çıktıktan sonra gişe gelirinin %90 ı dağıtımcıya ödenir.
HYPERFOCAL DISTENCEHİPERFOKAL UZAKLIKObjektif sonsuza odaklandığında, objektife en yakın net alanla objektif arasındaki uzaklık. Objektifin odak uzunluğuna ve kullanılan diyaframa göre değişir. Bu uzaklık belirlenip objektif buraya odaklandığında, bu uzaklığın yarısıyla sonsuz arasındaki alanda kabul edilebilir bir netlik elde edilir.
HYPHENATEBir filmde büyük sorumlulukların birden fazlasını yüklenen kişi. Woody Allen, Orson Welles, Charlie Chaplin, Buster Keaton, Barbra Streisand ve Warren Beatty, bunların en ünlülerindendir. (Yazar, yapımcı, yönetmen, oyuncu.)
INKIESette kullanılan akkor (INCANDESCENT) lambaları belirten argo terim.
IN-PHASEİki ayrı motorun eşzamanlı (senkron) çalıştığı durum.
INSERTARA PLANBir sekansta olayı açıklamak veya devamlılığı sağlamak için araya konan kısa süreli ayrıntı plan. (Bir listede bir adı işaretleyen kalem, döşemeye damlayan kan damlası gibi)
INSERT STAGEAra planların çekildiği plato, stüdyo. Sinema filmi ve televizyon yapımlarında kullanılacak ara planlar için hizmet veren uzmanlaşmış firmalar vardır.
INSURANCE COVERAGEÇok değişken şartlar içerdiği için bir filmin sigorta maliyeti kesin olarak belirlenemediğinden, toplam negatif maliyetinin yüzde 2 ile 4 ü kadar bir miktar, sigorta masrafı olarak bütçeye konur. Bu yüzde, çekim programı, mekânlar, oyuncu kadrosu gözönüne alınarak belirlenir.
INSURANCE TAKEBak. COVER SHOT.
IN SYNCGörüntü ve ses şeritlerinin uyuşarak eşzamanlı akışı. Bunun gerçekleşmediği durum, nonsenkron (OUT OF SYNC.) kabul edilir. Bak. SYNCHRONIZATION.
INTINTERIOR için kullanılan kısaltma.
INTEGRAL TRIPACKAyırım negatifleri (SEPARATION NEGATIVES) üretmek için kullanılan ve her biri bir asal renge duyarlı üç kat duyartabaka (emülsiyon) kaplı renkli film.
INTENSIFICATIONGörüntünün yoğunluğunu ve kontrastını arttırarak, az pozlanmış bir negatifin kalitesini iyileştirmek için yapılan kimyasal bir işlem. Bak. THIN NEGATIVE.
INTENSITYBir ışık kaynağının mum (CANDELA) veya futkendıl (FOOTCANDLES) olarak ölçülen gücü.
INTERCUTPARALEL KURGUDeğişik sekansları içiçe kurgulayarak bu sekanslardaki olayların aynı zamanda geçtiği duygusunu yaratan kurgu tarzı. Bu tarzı D. W. Griffith icat etmiştir. En görkemli örneği de 'The Birth of a Nation' filmindeki Ku Kluks Klanın saldırı bölümüdür.
INTERESTFAİZBelirli bir süre için borç alınan bir paraya belirli bir yüzde oranında ödenen ücret.
INTERIORİÇ, DAHİLİHerhangi bir binanın içinde ve genellikle lamba ışığı kullanılarak yapılan çekim.
INTERLOCKAyrı şeritlerdeki görüntü ve sesin eşzamanlı olarak izlenebilmesini sağlayan düzenek. Genellikle kurguda eşleme sırasında kullanılır.
INTERLOCK MOTORBak. MOTOR, SELSYN MOTOR.
INTERMITTENT MOVEMENTDURAKSAMALI HAREKETSürekli akan film şeridinin her bir karesinin kamerada pozlanmak, projektörde yansıtılmak için objektifin arkasında bir an duraklaması.
INTERNEGATIVE/INTERNEG (= CRI, COLOR REVERSAL INTERNEGATIVE)ARA NEGATİFDönüşken ham film (REVERSAL FILM STOCK) kullanarak özgün negatiften alınan negatif kopya. Ara pozitif (INTERPOSITIVE) aracılığı ile alınan negatif olan dup negatif (DUPE NEGATIVE) ile karıştırılmamalı.
INTERPOSITIVE (IP)ARA POZİTİFDup negatifler üretmek için özgün negatiften alınan pozitif kopya. Gösterim için kullanılmaz. Tabanı turuncu renklidir ve normal kopyalardan daha yoğundur. Bak. CRI.
IN THE CAN1) Ana çekimleri (PRINCIPAL PHOTOGRAPHY) bitmiş film veya çekimi bitmiş sahne.
2) Yıkanmak için laboratuara yollanmaya hazır pozlanmış film.
INTROVISIONGörsel etki için kullanılacak bir planı çekerken matını (maskesini) da izleme olanağı sağlayan yeni bir sistem.
INVERSE SQUARE LAWTERS KARE KURAMIIşığın veya sesin gücü, konu ile lamba veya mikrofon arasındaki uzaklığın karesi ile ters orantılıdır. Örneğin, lambadan iki metre uzaktaki bir kişi 10 kandela ışık alıyorsa, lambadan dört metre uzakta 2,5 kandela ışık alacaktır.
INVISIBLE SPLICEBak. A AND B CUTTING.
IPAra pozitif (INTERPOSITIVE) için kullanılan kısaltma.
IPSİnç/saniye (Inches per Second) için kullanılan kısaltma. Ses kaydında bandın akış hızı birimidir. Müzik kaydı için 7,5 inç/saniye ve daha yüksek hızlar kullanılır.
IRISBak. DIAPHRAGM.
JELLYBak. GEL.
JENNYJeneratörün takma adı.
JUICERSette lambaları yerleştirmek ve yakıp söndürmekle görevli ışık ekibi elemanı.
JUMP CUTSIÇRAMALI KURGUBir sahnede veya sahnelerin arasında hareketin ani ve olağandışı değişmesini doğuran kurgu tarzı. Bir planın ortasından bir bölüm çıkararak veya peşpeşe planlarda bakış açısını değiştirmeden kamerayı konuya yaklaştırarak veya uzaklaştırarak gerçekleştirilir. Kuramsal olarak kötü sinema dili kabul edilen bu tarz, kimi yönetmenlerce özel etki yaratmak için bilinçli olarak kullanılır (Antonioni'nin Blow Up filmindeki gibi.). Bu teknik, Yeni Dalga’cı Fransız yönetmenlerce, özellikle Jean-Luc Godard tarafından moda hale getirildi.
JUNIOR1000 - 2000 vatlık lamba. Bak. SENIOR.
KEGBira fıçısına benzeyen 750 vatlık spot.
KEMBir yatay kurgu masası markası. Bak. STEENBECK, MOVIOLA.
KEY GRIPIşık şefi ve görüntü yönetmeni ile doğrudan temas halinde olan ışık ekibi elemanı.
KEY LIGHTSahnenin havasını vurgulayan ana ışık kaynağı. Görüntü yönetmeni genellikle önce bu ışığı yerleştirir, sonra öbür ışıkları düzenler. Bak. LIGHTING.
KEY NUMBER (= EDGE NUMBER)FİT NUMARASIÜretim sırasında filmin kenarına basılan seri numaraları. Negatif kesimci negatifi kesmek için iş kopyasıyla karşılaştırırken, bu numaralardan yararlanır. Kurgucu da özel etkilerin yerlerini, bu numaraları belirterek bildirir. Kod numaraları ile karıştırılmamalıdır.
KEY SECOND A.DBirden çok ikinci yönetmen yardımcısı çalıştıran yapımlarda, öbür ikinci yardımcıların çalışmasını düzenleyen baş ikinci yardımcı. Birinci yardımcının veya yapım yönetmeninin emrindedir. Bak. SECOND ASSISTANT DIRECTOR.
KEYSTONEPerdeye dikaçılı bakmayan bir projektörün yansıttığı şekli bozuk çerçeve. Bazen kameranın kötü yerleştirilmesiyle de meydana gelebilir.
KICKER (= SLICE LIGHT)KONTUR LAMBASIÖn plandaki bir cismi geri plandan ayırmak için kullanılan küçük lamba.
KILLBir lambayı söndürmek, kapatmak.
KINESCOPECanlı bir televizyon yayınını ekrandan filme almak. Videonun icadından önce, bir televizyon yayınını kaydetmek için kullanılan tek yoldu.
KIT RENTALBak. BOX RENTAL.
KLEIG LIGHTSFilmlerin galalarında salonların önünde kullanılan güçlü ark lambası. Çekimlerde etki için de kullanılır.
KOOK (= COOKIE, CUCALORIS, KUKALORIS)Düz bir yüzeye gölgeler düşürerek monotonluğunu kırmak için bu yüzeyi aydınlatan lambanın önüne konulan, içi çeşitli şekillerde oyulmuş maden, tahta veya plastik levhalar.
LABORATORY (LAB)LABORATUARPozlanmış filmin banyo edilip kopyaların basıldığı yer.
LACQUERINGLAKLAMAKFilm şeridinin yüzeyini, zedelenmekten koruyan bir tabaka ile kaplamak.
LAP DISSOLVEBak. DISSOLVE, A AND B CUTTING.
LATENSIFICATIONBak. FLASH.
LATENT IMAGEGİZLİ GÖRÜNTÜPozlanmış fakat yıkanmamış filmde kimyasal olarak oluşmuş görüntü. Film banyo edilince bu görüntü, görülebilir görüntü haline dönüşür.
LATERAL FLICKERYATAY OBTÜRASYONFazla hızlı bir pan (yatay çevrinme) yüzünden oluşan ve görüntünün titremesi gibi algılanan olay.
LATITUDEPOZLANMA TOLERANSIBir filmin, normalden az veya çok pozlandığı halde hâlâ işe yarar bir görüntü verebilme sınırları. Filmin hızı ne kadar yüksekse, pozlanma toleransı da o kadar fazladır.
LAVENDERTabanının rengi yüzünden ince gren ana pozitife verilen argo isim.
LAY INKatmayı, eklemeyi belirten kurgu terimi ('Lay in effects, lay in the sound' gibi.)
LAYOUTBir sahnedeki hareketin, özel etkinin, ışıkların vd. çekimden önce hazırlanan ayrıntılı planı.
LEADBaş oyuncu.
LEADERBak. FILM LEADER.
LEAD MANSet dekoratörünün yönetiminde çalışan ve dekor işçilerinin şefi olan kişi.
LEAK LIGHTKAÇAK IŞIKSette, aydınlatılmaması gereken bir yere düşen ve bir tekkapak veya gobo ile maskelenebilen ışık.
LEGSAYAKKamera sehpası.
LENSOBJEKTİFGörüntüyü filmin üstüne odaklayan optik araç. Odak uzunluklarına göre üç ana bölümde gruplanırlar: ortalama bir görüş açısı olan NORMAL, geniş bir görüş açısı olan GENİŞ AÇI (WIDE ANGLE), dar bir görüş açısı olan TELEOBJEKTİF (TELEPHOTO). Zum objektifler bunların hepsinin özelliklerini taşır, fakat görüntü kalitesi biraz düşüktür. Ana objektifler (PRIME LENS) tek özellik taşır fakat görüntü kaliteleri yüksektir.
LENS ABERRATIONOBJEKTİF SAPINCIGörüntünün (IMAGE) şeklinde çarpılmaya neden olan mercek hatası.
LENS ADAPTEROBJEKTİF ADAPTÖRÜKameradaki objektif yuvasıyla objektif arasına takılan parça (2x extender gibi.)
LENS BARRELBir objektifin elemanlarını barındıran ve koruyan silindir tüp.
LENS COVER (= LENS CAP)OBJEKTİF KAPAĞIKullanılmadığı zamanlarda bir objektifin ön ve arka elemanlarını koruyan kapaklar.
LENS COATINGBir objektifin kalitesini arttırmak için merceklerine uygulanan özel kaplama tabakaları.
LENS ELEMENTSOBJEKTİF ELEMANIBir objektifi oluşturan içbükey ve dışbükey mercekler.
LENS HOODPARASOLEYObjektifin ön elemanına kaçak ışık gelmesini engelleyen gölgelik.
LENS SPEEDOBJEKTİF HIZIBir objektifin ışık geçirme yeteneği. Açıklık ne kadar büyükse (ve ters orantılı olarak, diyafram numarası ne kadar küçükse), objektif o kadar hızlıdır. Hızlı bir objektif, düşük ışıkta bile görüntü verir.
LENS TURRETTARETKameranın önünde, üzerine birkaç objektif takılabilen döner plaka. Taret döndürülerek istenen objektif pencerenin önüne getirilir. Yeni model kameralarda kullanılmıyor.
LEVEL1) Kamerayı yerleştirirken yatay alanının doğru olması. Bunu kontrol etmek için sehpa başlığında bir su terazisi bulunur.
2) Ses kaydında, en kaliteli kayıt için desibel değeri.
LIBRARY1) Filmlerin ve stok şutların (STOCK FOOTAGE) depolanıp izlenebildiği yer.
2) Önceden kaydedilmiş müzik parçalarının depolandığı ve dinlenebildiği yer.
LIBRARY SHOTBak. STOCK FOOTAGE.
LIGHT BOXIŞIK KUTUSUFilmleri incelemek için kullanılan, bir yüzeyi ışık geçirgen bir plakadan oluşan ve içinde lamba yanan kutu.
LIGHTINGIŞIKLANDIRMABir setin, görüntüde belli bir tarz veya hava yaratacak şekilde aydınlatılması. Yönetmenin de katılımı ile görüntü yönetmeninin sorumluluğuna girer. Çekim malzemesi içinde lambalar en hantal parçalar olduğu için, ışıklandırma zordur ve çok zaman alır. Dört ana ışıklandırma şekli vardır: Ana ışıklar (KEY LIGHTS), dolgu ışıkları (FILL LIGHTS), fon ışıkları (BACK LIGHTS) ve kontur ışıklar (KICK LIGHTS). Ana ışıklar, bir sahnedeki genel havayı veren temel ışıklardır. Dolgu ışıkları, ana ışıkları destekleyen ve tamamlayan, kontrastı azaltan, gölgeleri aydınlatan ışıklardır. Fon ışıkları, geri planları aydınlatarak görüntüye derinlik kazandırır. Kontur ışıklar saç ve yüz hatlarını meydana çıkarır ve ayrıntıları vurgular.
LIGHTING CAMERAMANGörüntü yönetmeni için İngilizlerin kullandığı terim.
LIGHT METERBak. EXPOSURE METER.
LILYBak. GREY CARD.
LIMBO SETOlayın belirgin bir mekânda geçtiğini anlatmaya yetecek en az dekor, geri plan ve aksesuar kullanılan set.
LIMITED RELEASESINIRLI GÖSTERİMBir filmin, tepkilerini ölçmek için sınırlı bir izleyici kitlesine yapılan gösterimi. Buna, deney pazarlaması denir. Bir filmin sınırlı bir izleyici kitlesine hitap ettiği veya fazla izleyici çekmeyeceği önceden biliniyorsa, ekonomik kayba uğramak tehlikesini azaltmak için sınırlı gösterime gidilir.
LINE PRODUCERBir yapımdaki çizgiüstü ve çizgialtı elemanları için denetleyici ve danışman. Yapım yönetmeni, çizgialtı unsurlar için bu kişiye danışır.
LINING UP1) Çekimden önce kamera ve oyuncuları yerleştirip ışıkları ayarlamak.
2) Optik etkide, interpozitifi iş kopyasıyla eşlemek.
LIP SYNCAĞIZ SENKRONU1) Bir oyuncunun, ağız hareketlerini pleybek yapılan müziğe uydurarak şarkı söylüyormuş gibi yapması.
2) Dublajda, perdedeki ağız hareketlerine uydurarak bir konuşmayı seslendirmek. Bak. LOOP.
LIQUID GATE (= WET GATE, SUBMERGED PRINTING)ISLAK BASKIBir kopyayı basarken çiziklerin ve aşınmadan doğan izlerin görünmesini en aza indiren baskı sistemi.
LIVE ACTIONCANLI ÇEKİMCanlandırma sineması ve özel etkilerin tersine, gerçek oyuncularla gerçek mekânlarda veya stüdyoda çekilen sahneler.
LIVE SOUND (= LIVE RECORDING)Çekim anında kaydedilen diyalog ve çevre sesleri.
LIVING ALLOWANCE (= PER DIEM) Gecelenen uzak mekânlarda çalışırken çalışanlara verilen sabit miktarda ek ücret.
LOADÇekimden önce kameraya veya kasete film doldurmak.
LOADERBirden fazla kamera kullanıldığında, kasetlere film dolduran ve ikinci kamera asistanına yardımcılık yapan kamera ekibi elemanı.
LOADING ROOMŞARJ ODASISette veya bir araçta filmleri doldurup boşaltmak için kullanılan küçük karanlık oda.
LOCAL LOCATIONYEREL MEKAN, YAKIN MEKANBirlik kurallarına göre merkeze 45 km den fazla uzak olmayan, oyuncuların ve ekibin gecelemek zorunda kalmadığı çekim mekânları. Bak. STUDIO ZONE.
LOCATIONMEKÂNStüdyo dışında çekim yapılan yer. Mekânda çekim yapmak, yapım sorumlusuna barınak, yiyecek temini, tuvalet, temizlik, ekip ve malzemelerin ulaşımı gibi ek sorunlar yaratır. Yerel veya yakın mekânlar, stüdyoya yakın yerlerdir. Oyuncular ve ekip, çalışmadan sonra gece evlerine dönerler. Uzak mekânlarda oyuncular ve ekip gecelemek zorundadır ve haftalık çalışma süresi altı gündür.
LOCATION ACCOUNTANT (=PRODUCTION ACCOUNTANT, LOCATION AUDITOR)Bir mekânda çekim yapılırken harcanan bütün paranın hesabından sorumlu kişi.
LOCATION AUDITORBak. LOCATION ACCOUNTANT.
LOCATION FEEMEKÂN KİRASIBir mekânda çekim yapılırken orasının kullanımı ve sağladığı şeyler için ödenen ücret.
LOCATION MANAGERMEKÂN SORUMLUSUSenaryoyu okuyarak nasıl mekânlar gerektiğini çıkaran, bu mekânları arayıp bulan, olanaklarını ve elverişliliğini inceleyen, yönetmen ve yapım tasarımcısına göstermek için fotoğraflarını çeken kişi. Bir mekân onaylandıktan sonra bu mekânda çekim yapabilmek için gerekli izinleri alır, şartları görüşür. Bundan sonra bu mekânla ilgili bütün ayrıntıların (izinler, park sorunu, yemek servisi, polis, itfaiye gibi) organizasyonundan sorumludur. Bütün mekânlar için bir bütçe yapmakla da görevlidir.
LONG FOCUS LENS (= TELEPHOTO LENS)TELEOBJEKTİFNormal bir objektiften daha uzun odaklı objektif. Ana özelliği, uzaktaki cisimleri yakındaymış gibi görüntüleyebilmesidir. Teleobjektif kullanıldığı zaman görüntüdeki net derinliği azalır.
LONG SHOT (LS)UZAK ÇEKİMAna konunun genel çekimi. Kamera, çevresi içinde ana konuyu veya oyuncuyu ayırdedebilecek, ama fazla bir ayrıntıyı algılamayacak bir uzaklığa yerleştirilir. Tanıtım planı veya ana planlar (MASTER SHOT) için kullanılır.
LOOP (i)BUKLE, LUP1) Kamera ve projektörde filmin, tamburların arasında kalan ve pencere kızağından geçen kısmı. Tamburların filme verdiği sürekli akış hareketinin, penceredeki duraksamalı hareketi bozmaması ve filmin kopmaması için belirli bir uzunlukta tutulur.
2) Dublajı yapılacak sahnenin projeksiyonda devamlı yansıtılabilmesi için başı ile sonu birbirine eklenerek halka haline getirilmiş film şeridi.
LOOP (f)DUBLAJYeni kaydedilen ses veya konuşmaların, eskilerinin yerine konması. İyi kaydedilmemiş veya değiştirilmek istenen konuşmaları kaydetmek için oyuncular, yapım sonrası çalışmalarda dublaja çağrılır.
LOSEYoket, kapat, söndür. Bak. EIGHTY SIX.
LOTStüdyo binalarının (bürolar, platolar, soyunma odaları vb.) bulunduğu ve işi olmayanların içeri girmesini engellemek için kapısında bekçiler bulunan alan. Bak. STUDIO.
LOW-ANGLE SHOTALT AÇI ÇEKİM, KONTRPLONJEYere yakın yerleştirilen kameranın konuya alttan yukarı doğru baktığı çekim.
LOW KEYBir sahnenin, bol gölgeler yaratan loş ışıklar kullanarak gri skalanın alt bölümü değerinde ışıklandırılması.
LSUzak çekim (LONG SHOT) için kullanılan kısaltma.
LUMINAIRESehpası, lambası ve ampulü ile komple ışık aracı.
MACHINE SPLICEREl ve ayakla kumanda edilen negatif kesim makinesi. En tanınmış marka, GRISWOLD'dur. Bak. SPLICER.
MAGAZINEKASETHam film ve pozlanmış film için bölümleri olan ve kameraya takılan ışık geçirmez film kutusu. 60, 120 ve 300 metre film alan çeşitleri vardır. Çok sayıda kaset önceden doldurulur, kamerada film bittikçe yeni kaset takarak çekim aksatılmadan sürdürülür. Kasetler, karanlık odada veya şarj torbasında doldurulup boşaltılır.
MAGIC HOURAlacakaranlık. Işığın sıcak, göğün koyu mavi ve gölgelerin uzun olduğu gün batımı ile karanlık arası saat. Bu saatlerde çekilmiş filme örnek, Terrence Malik'in “Days of Heaven” filmidir.
MAGNETIC FILM (MAG FILM)MANYETİK FİLMDuyartabaka yerine demir oksit ile kaplanmış, ses kaydı için kullanılan film şeridi. Bu şeritler yalnız kurgu sırasında kullanılır. Görüntü şeridi ile aynı boyutlarda olduğu için eşleme sağlıklı olur.
MAGNETIC RECORDINGMANYETİK KAYITÇekim sırasında teyp bandına yapılan ses kaydı. Bu bant kurgu için manyetik filme aktarılır. Kurgu ve miksaj bittikten sonra manyetik filmdeki sesler, optik şeride aktarılır.
MAGNETIC STRIPEDolbi ses sistemli 70 mm kopyalarda ses kaydı için film şeridinin kenarlarına kaplanan manyetik tabaka.
MAGNETIC TAPEGenelde ses, videoda ise ses ve görüntü kaydı için kullanılan, plastik tabanlı, demir oksidi kaplı şeritler. Profesyonel tipleri 1/4 inç enindedir ve yüksek kaliteli kayıtlar için 7,5 ve 15 inç/saniye hızda akarlar.
MAG/OPTICAL PRINTHem manyetik, hem optik ses sistemleri ile donatılmış salonlar için hazırlanan, optik ve manyetik ses bantları olan kopya.
MAIN TITLEBAŞLIK, BAŞLIK YAZILARIÖzel olarak filmin adının, genel olarak film başlamadan önce jenerik yazılarının göründüğü bölüm. DGA kurallarına göre yönetmenin adı, film başlamadan önce görünen son yazıdır.
MAKE-UPMAKYAJKrem, pudra, göz farı vb. malzemelerle oyuncuların ve figüranların yüz ve bazen vücut görünüşünde yapılan düzeltme ve değişiklik. Oyuncunun görünüşünü güzelleştirebilir, bir etki yaratabilir (yaşlılık gibi), ciltteki iz veya bozuklukları örtebilir veya tamamen değişik görünüşlü bir kişilik yaratabilir. Uzun sürecek makyajlar için (Little Big Man - Dustin Hoffman, Planet of The Apes - tüm oyuncular) oyuncular sete çok erken çağırılır.
MAKE-UP ARTISTMAKYAJCIOyunculara makyaj yapmakla görevli ekip elemanı. Bak. BODY MAKE-UP, SPECIAL EFFECTS.
MAKE UP CALLMAKYAJ ÇAĞRISIBir oyuncunun, makyajı yapılması için sete gelmesi gereken zaman. Makyaj süresi 15 dakikadan 7 saate kadar (ENEMY MINE filminde Lou Gosset Jr. için) değişebilir. Makyaj çağrısı, oyuncunun sette bulunması gereken saatten geriye doğru sayılarak yapılır.
MARKSİŞARETKaydırma yaparken arabanın duracağı noktayı, yer değiştiren oyuncunun netliğini izleyebilmek için önemli noktaları ve benzeri yerleri belirlemek için yapışkan bez bant veya tebeşirle yere konulan işaretler. Çok sayıda oyuncunun olduğu sahnelerde, her oyuncu için değişik renkli bant veya tebeşir kullanılır. Çekim başlarken işaretler kaldırılır.
MARRIED PRINTCOMPOSITE PRINT için İngilizlerin kullandığı terim.
MASK1) Bir film perdesini değişik görünüm oranlarında çerçevelemek için perdenin yanlarındaki hareketli siyah panolar.
2) Teleskop, dürbün, fotoğraf makinesi vizöründen bakılıyormuş duygusu uyandırmak için görüntünün bir bölümünü örtüp karartan parça. Bu işlem film çekilip yıkandıktan sonra optik laboratuarda gerçekleştirilir.
3) Kamera objektifine gelen bir ışığı kesmek için kullanılan tekkapak.
MASTER (= MASTER POSITIVE)Kopya basımı için kullanılacak dup negatifin alındığı ana pozitif. Videoda, kopyaların çoğaltımı için kullanılacak kurgulanmış ana kopya.
MASTER SCENETiplerin tanıtıldığı, olayın girişinin yapıldığı başlangıç sahneleri.
MASTER SHOTANA PLANBir sahnenin başından sonuna kesintisiz çekiminin yapıldığı plan. Örneğin, iki oyuncunun karşılıklı konuştukları bir sahnede, tüm konuşmayı kesintisiz saptayan plan, ana plandır. Bu plan istendiği gibi çekildikten sonra yakın planlar, tepki planları, amorslu (omuz üstü) (OWER-THE-SHOULDER) planlar gibi dolgu ve örtü planlar (COVERAGE) çekilir.
MATCH1) Ana planın arasına girecek örtü planları çekilirken devamlılığın sağlanması için sözleri ve hareketleri, ana planda oldukları gibi tekrarlamak.
2) Negatif kesimi yapılırken son kurgusu bitmiş iş kopyası ile negatifi eşlemek, çakıştırmak.
MATRICESÜç şerit teknikolor (THREE STRIP TECHNICOLOR) sistemde kopya basmak için kullanılan üç ana şerit. Her şerit, asal renklerden (PRIMARY COLORS) birine (kırmızı, yeşil ve mavi) duyarlıdır ve her biri, nihai görüntünün bir bölümünü taşır. Baskıda, her şerit duyarlı olduğu renkteki boyayı emer ve temas ettiği pozitif kopyanın uygun yerine aktararak kopyayı renklendirir.
MATTEKameranın veya baskı makinesinin objektifi önüne konulduğu zaman karenin kimi kısımlarının pozlanmasını önleyen özel şekillerde kesilmiş veya oyulmuş maske. Değişik yer ve zamanlarda çekilmiş görüntüleri tek bir görüntüde birleştiren özel etki aracıdır. Bak. MATTE BOX, MATTE SHOT, SPECIAL EFFECTS.
MATTE ARTISTMat planı (MATTE SHOT) için fon (BACKGROUND) veya mat (MATTE) tasarlayan ve yapımına yardım eden özel etki bölümü elemanı.
MATTE BOX (= SPECIAL EFFECTS BOX)PARASOLEYKamerada objektifin önüne takılan ayarlanabilir filtre taşıyıcı. Objektifi kaçak ışıklardan korur ve mat planı çekilirken matı yerinde tutar. Bak. MATTE SHOT.
MATTE SCREENBütün bakış açılarından görüntünün aynı parlaklıkta izlendiği özel yansıtıcı perde.
MATTE SHOTMAT PLANIÇekilen sahnenin, önceden çekilmiş fon veya hareketli elemanlarla birleştiği plan. Bak. TRAVELING MATTE.
MCUMEDIUM CLOSE UP için kısaltma.
MEAL PENALTYYEMEK TAZMİNATIYemek molası sendikanın tanıdığı süreden fazla geciktiğinde veya yemek molasında kendisine gerektiği kadar vakit verilmeyen bir oyuncu veya ekip elemanına ödenen tazminat.
MEAT AXETekkapak veya filtre çerçevelerini tutturmak için kullanılan darağacı şeklindeki sehpa.
MEDIUM CLOSE UP (MCU)Yakın planla orta plan arasında plan.
MEDIUM LONG SHOT (MLS)Oyuncunun ön planla arka plan arasında orta uzaklıkta olduğu, uzak planla orta plan arası plan.
MERCURY VAPOR LAMPMavimsi ışık veren küçük ark lambası.
M&E TRACKMüzik ve etki şeridi (Music and Effects Track) için kullanılan kısaltma. Konuşmalar dışındaki bütün sesleri içerir. Özellikle yabancı dilde dublaj yapılırken çok işe yarar.
METTEUR-EN-SCENEYönetmen için kullanılan “Sahneye Koyan” anlamında tiyatrodan gelme Fransızca terim. Günümüzde daha çağdaş olan REALISATEUR (Gerçekleştiren) kullanılmaktadır.
MICRO-CINEMATOGRAPHYNormal objektifler için çok küçük olan cisimlerin filminin, bir mikroskop aracılığı ile çekilmesi.
MICROPHONE BOOM (= BOOM)BUMÇekim sırasında bum operatörünün kullandığı, mikrofonu kameranın görüş alanının dışında tutmaya yarayan uzun kol.
MIDGET50 - 200 vat ampul kullanan küçük dolgu ışığı lambası.
MILEAGE MONEYKİLOMETRE PARASIMekânlara gidip gelirken kendi arabasını kullanan oyunculara veya ekip elemanlarına ödenen para.
MINIATUREMODEL, MİNYATÜRÖzel etki çekimleri için bir setin küçük boyda hazırlanmış modeli. Normal boyda hazırlandığı zaman çok pahalıya mâlolacak setler için yapılır.
MINIBRUTEDış çekimlerde gün ışığını desteklemek için, gündüz çekimi yapılan iç çekimlerde dolgu ışığı olarak kullanılan 650 vatlık ark lambası.
MINILIGHTYansıtıcısı ve kapakları olan ve genellikle dolgu ışığı için kullanılan lamba.
MINIMOUNTUçak, helikopter, otomobil ve teknelerde kullanılan kamera montürü.
MIRROR SHUTTERAYNALI OBTÜRATÖRKamera operatörünün paralaks hatasını düzeltmesine gerek kalmadan, çektiği görüntüyü vizörden izlemesini sağlayan yansıtıcı aynalı kamera obtüratörü.
MISE-EN-SCENEMİZANSENYönetim, sahne düzeni anlamında Fransızca terim.
MITCHELLBüyüklüğü ve ağırlığından dolayı genellikle stüdyoda kullanılan bir kamera markası.
MIXMİKSÇeşitli ses bantlarını, üç veya dört kanallı bir tek manyetik şerit üzerinde birleştirmek. Bu şeritteki sesler sonra optik şeride aktarılır.
MLSMEDIUM LONG SHOT için kullanılan kısaltma.
MOCK-UPBir cismin sette kurulan tam boy modeli. (Bir uçak kabini gibi.)
MODELGerçeğini bulmak çok zor veya pahalı olduğu zaman kullanılan, gerçek bir cismin ölçekli kopyası.
MODELING LIGHTBir cismin dokusunu ve sınırlarını ortaya çıkaran ışık. Contour Key de denen bu ışık, ana ışığın ters yönünden verilir.
MODULATIONSürekli ses dalgalarındaki yoğunluk, faz veya frekans değişikliği.
MONITORMONİTÖRKamera objektifinin verdiği görüntünün kalitesini veya oyuncunun oyununu izlemek için kullanılan video ekranı.
MONOCHROMATICGenelde siyah-beyaz görüntü için kullanılan, aynı zamanda tek bir renkten veya tek bir rengin tonlarından oluşan görüntüyü de belirten terim.
MONOPACKDuyartabakası, her biri asal renklerden (PRIMARY COLORS) birine duyarlı üç katmandan oluşan renkli film.
MONOPOLEStüdyoda lambaları asmaya yarayan ayarlanabilir aygıt.
MONTAGE1)- Hikâye içinde hikâye anlatan veya zaman geçişini belirten, kesme veya geçmelerle birbirine bağlanmış, genellikle birbirinden kopuk ve sözsüz planlar.
2)- Kurgu anlamında Fransızca sözcük. Bak. EDITING.
MOO PRINTMükemmel bir kopyayı belirtmek için laboratuarcıların argo terimi.
MORTARSÇekim sırasında patlamalar gerçekleştir- mek için özel etki elemanlarının kullandığı çelik kutular.
MOS (= WILD PICTURE)“Mit Out (without) Sound” sözcüklerinin kısaltması. Eşzamanlı ses kaydı yapılmayan çekimi belirtir. Bu çekimlerde klakete, öbür bilgiler yanında MOS harfleri de yazılır. Ses mühendislerinin çoğunun Alman olduğu zamanlardan kalmadır. Söylenceye göre, deyimin yerleşmesini sağlayan kişi, çekilecek planın sessiz çekileceğini ekibe belirtirken “mit out sound” diyen, kendisi de Alman olan yönetmen Lothar Mendes'tir.
MOTORHareket sağlayan mekanik araç. Profesyonel kameraların çoğu, eşzamanlı ses kaydına olanak sağlayan sabit hız motorları ile çalışır. Değişken hızlı motorlar (VARIABLE SPEED MOTORS), yüksek veya düşükkare (SLOW MOTION, ACCELERATED MOTION)
planlar (MOS çekim) için kullanılır.
MOWMovie of Week (Televizyon Filmi ) sözleri için kullanılan kısaltma.
MOVIOLAGörüntü ve ses şeritlerini eşzamanlı izlemek için kullanılan bir aracın markası. Kurguda kullanılan bu araçta film şeritleri dikey akar.
MOVEMENT LISTHAREKET LİSTESİYapımla ilgili herkesin bir mekâna hangi araçlarla gidip geleceğini gösteren liste.
MPAAFilmlere ve filmlerin reklam malzemesine sınıflandırma damgaları veren kuruluşun adı olan 'Motion Picture Association of America' sözcüklerinin kısaltması. Bütün büyük dağıtımcılar kuruluşa üyedir. MPAA, Birleşik Devletler'de ve dış ülkelerdeki korsan filmciliği kovuşturmak için Federal Araştırma Bürosu'ndan emekli olmuş elemanları da görevlendirir. Film endüstrisindeki en büyük lobi koludur. Film endüstrisinin en büyük dağıtım şirketlerinin ticari, hukuki, iç ve dış temsilcilik çıkarlarını temsil eder. 'Motion Picture Export Association' (MPEA), MPAA'nın dış ülkeler koludur.
MPAA CODE SEALBir filmin, fragmanının ve reklam malzemesinin MPAA standartlarına göre üretildiğini belirten belge.
MSMEDIUM SHOT (orta plan) sözcüklerinin kısaltması.
MULTI-BEAMKüçük kuartz iodin lamba.
MULTIBROADIşık huzmesi (puanı) daraltılıp toplanabilen lamba.
MULTICAMERABir sahneyi değişik açılardan aynı anda çekmek için birden fazla kamera kullanmak. Geniş bir alana yayılmış veya tekrarlanması zor olan sahnelerin çekimi için yaygın bir tarzdır.
MULTI-DUTY MOTORBak. CRYSTAL SYNC.
MULTI-HEAD PRINTERBir filmden aynı anda birden fazla kopya basabilen baskı makinesi.
MULTI-LAYER COLOR FILMBak. MONOPACK.
MULTIPLE-IMAGE SHOTAynı görüntünün bir karede birden çok göründüğü plan. Optik basıcıda veya özel bir objektifle, kamerada yapılır.
MULTI-SCREENUyumlu çalışan çok sayıda projektörle yapılan gösterim. Bak. CINERAMA.
MURALİç veya dış çekimlerde fon olarak kullanılan büyük boy fotoğraf veya elle boyanmış resim.
“MURDER YOUR WIFE” BRICK İlk olarak Jack Lemmon'un bu adlı filminde kullanılmış ve adı böyle kalmış sahte tuğla.
MUSIC BRIDGESahneler arasındaki geçişi sağlayan müzik parçası. Bak. SEGUE.
MUSIC CONTRACTORMüzisyenleri işe alan ve müzik kayıt seansının bütün organizasyonundan sorumlu kişi. Bütün kayıt seanslarında hazır bulunmak zorundadır.
MUSIC CUE SHEETBir bobindeki tüm müzik parçalarının besteci ve yayımcısını gösteren patent ve lisans hakları ile ilgili liste.
MUSIC MIXERFilme eşlik eden müzik kaydının kontrolu, dengelenmesi ve miksinden sorumlu ses ekibi elemanı.
MUSIC TRACKDiyalog ve ses etkisi şeritlerinden ayrı olarak müziğin kaydedilmiş olduğu ses şeridi.
MUTESes bandı olmayan kopyaları belirten İngiliz terimi.
MYLARSes ve video bantlarında taban olarak kullanılan çok sağlam plastik malzeme.
NABETNATIONAL ALLIANCE OF BROADCAST ENGINEERS AND TECHNICIANS sözcüklerinin kısaltması.
NAGRAStüdyo ve mekânlarda ses kaydı için kullanılan kristal motorlu kayıt araçlarından en tanınmış olanın markası. Bu aracı geliştirdiği için Stefan Kudelski, bir Akademi ödülü kazanmıştır.
NARRATIONANLATIMDış sesin öykü veya açıklama anlatması.
NARRATIVEANLATI, METİNÖykü, açıklama sözleri.
NARROW GAUGE FILMDAR FİLMEn yaygın olanı 16 mm. dir. 35 mm kadar kaliteli değildir ama ucuzdur. Genellikle belgesellerde, öğrencilerin yaptığı filmlerde veya araştırma filmlerinde kullanılır.
NATIONAL ALLIANCE OF BROADCAST ENGINEERS AND TECHNICIANS (NABET)Önce radyo teknisyen ve mühendislerinin kurduğu, sonra televizyon teknisyen ve mühendislerinin katıldığı, AFL-CIO ile yakın ilişkili işçi kuruluşu. Televizyoncular, yayınlayacakları filmleri kendileri çekmeye başladıklarında, IATSE (film sanatçı ve teknisyenleri birliği) ile anlaşmaya varıldı. Şimdi genellikle televizyon yapımları ile NABET, film yapımları ile IATSE ilgilidir. Gene de küçük bütçeli filmlerde (özellikle New York'ta) daha çok NABET'e bağlı ekipler çalışmaktadır.
NATURAL LIGHTDOĞAL IŞIKGüneş ışığı, ay ışığı gibi doğal ışık.
ND1) Non Descript (Tarif edilmemiş, herhangi) sözcüklerinin kısaltması. 'This scene will require 25 ND office worker extras' gibi.
2) NEUTRAL DENSITY FILTER sözcüklerinin kısaltması.
NEGATIVENEGATİFArap' görüntüler içeren, pozlanmış ve yıkanmış film şeridi. Çekim için kullanılan pozlanmamış ham filmi veya çekilmiş ama yıkanmamış filmi de belirtir.
NEGATIVE COSTNEGATİF MALİYETİKopyaların basılacağı negatifin son halini almasına kadar yapılan tüm masraflar. Finansman ve ortaklığa katılım sözleşmelerinde madde olarak açıklanır. Sözleşmeden sözleşmeye, özellikle sabit masraflar ve ihtiyatlar gibi dolaylı harcamalar konusunda farklılık gösterir.
NEGATIVE CUTTERNEGATİF KESİMCİKurgusu bitmiş iş kopyasına göre negatifi kesip yapıştıran kişi.
NEGATIVE CUTTINGNEGATİF KESİMİNegatifi, kurgusu bitmiş iş kopyası ile eşleyerek kesme ve ekleme işlemi. Negatif kesimci bu işi yaparken fit numaralarından yararlanır.
NEGATIVE PICK-UPNEGATİFİ ALMADağıtım şirketi ile bir filmin yapımcısı arasında, dağıtım şirketinin, filmin dağıtım hakları için yapımcıya belirli bir miktar para ödeyeceği konusunda anlaşmaya varıldığını belirten terim. Sözü edilen para, yapım öncesi (PREPRODUCTION) finansmanın tersine, genellikle film bitip negatif teslim edildikten sonra ödenir. Negatifi alma sözleşmesi büyük dağıtım şirketlerinden biriyle yapılmışsa, yapımcı genellikle bunu bir bankada kırdırır. Pek çok yapım bütünüyle veya kısmen böyle finanse edilir.
NET PROFITSNET KÂRBak. PROFITS.
NETWORKTELEVİZYON AĞITelevizyon programlarını yaratıp gerçekleştiren ve bu programları kendine bağlı istasyonlarda yayınlayan büyük televizyon şirketi. Birleşik Devletler'deki başlıca şirketler: ABC, CBS, NBC ve PBS.
NEUTRAL DENSITY FILTERNÖTRAL DANSİTE FİLTRESİ, YOĞUNLUK FİLTRESİKamera objektifi önüne konarak renkleri bozmadan pozu, lambaların önüne konarak ışık yoğunluğunu azaltan filtre.
NEWTON RINGSNEVTON HALKALARIBirbiriyle temas halinde iki parlak yüzey arasındaki hava tabakasının yarattığı ışık kırılması yüzünden oluşan renk halkaları. Objektifin önünde birden fazla cam filtre kullanıldığında oluşabilir.
NGNo Good' sözcüklerinin kısaltması. Kötü bir çekimi belirtmek için kullanılır.
NIGHT EFFECTGECE ETKİSİBak. DAY FOR NIGHT.
NIGHT-FOR-NIGHTGERÇEK GECEGece sahnelerinin gerçekten gece çekilmesi. Genellikle dış gece sahnelerin veya pencere ve kapıdan dışarıda gece olduğunun göründüğü iç gece sahnelerin çekimi böyle yapılır.
NIGHT PREMIUMGECE PRİMİBelirli saatlerden sonra (genellikle akşam 8.00) yapılan çalışma için çalışanların temel ücretinde yapılan arttırma.
NITRATE BASENİTRAT TABAN1950’ye kadar üretilen filmlerde kullanılan ve günümüzde artık üretilmeyen, kolay yanıcı film tabanı. Bak. ACETAT BASE, SAFETY BASE.
NOISEGÜRÜLTÜKayıt sırasında mikrofonun duyduğu, duyulması istenmeyen sesler.
NON-THEATRICALSALON DIŞISinema salonları pazarı dışında, belirli izleyici gruplarını ilgilendiren sınırlı dağıtımlı film pazarı. Televizyon, kablolu televizyon, film müzeleri, sinema kulüpleri, okullar, hava yolları, silahlı kuvvetler bunların başlıcalarıdır. Bugün en yaygın olanı, video kaset pazarıdır.
NOTCHANKOŞBaskıda yoğunluk düzeltmesinin otomatik olarak yapılması için film şeridinin kenarına konan işaret. Günümüzde bu işlem bilgisayarla yapılmaktadır.
NUMBERING MACHINE (= ENCODING MACHINE)KODLAMA MAKİNESİİş kopyasının kenarına belirli aralıklarla küçük numaralar basmak için kurgu yardımcısının kullandığı araç.
OBJECTIVEOBJEKTİFBir cisimden gerçek bir görüntü yansıtan bir merceğe veya mercekler grubuna verilen ad.
OFF CAMERA (OC)GÖRÜNTÜ DIŞIKameranın görmediği yer.
OFF MIKEMikrofonun yakın menzili dışı.
OFF-REGISTERTİTREMEKameranın bilinçli veya bilinçsiz titremesinden doğan sallanma etkisi. Bilinçli yapıldığında, patlama sahneleri daha inandırıcı olabilir.
OFF-SCREEN (OS)PERDE DIŞIGörüntü dışı (OFF CAMERA) alandan gelen ses veya filmin projeksiyonu sırasında perdede görünmeyen hareket.
OLD-TIMERTekkapak veya tülleri taşıyan esnek kol.
OMNIDIRECTIONAL MICROPHONE (OMNIMIKE)Her yönden gelen sesleri alabilen mikrofon.
ON A BELLÇekim için kamera çalışmazdan önce sesçi bir zili çalar ve sesli stüdyonun kapısında, stüdyo çevresindeki tüm hareketlerin durması ve stüdyo kapısının giriş-çıkış için açılmamasını belirtmek amacıyla kırmızı bir ışık yanar. Mekânda çalışırken kırmızı ışık yoktur, ama çekimin başlamak üzere olduğunu belirten zil çalınır. Çekim bitince, zil iki kere çalınır.
ON-CALLErtesi gün çalışıp çalışmayacağı belli olmayan, fakat sette olması istenen oyuncu veya ekip elemanı.
ON CAMERAÇekim sırasında kameranın gördüğü her kişi veya cisim.
ONE-LIGHT PRINİş kopyası olarak kullanılmak için tek bir ışık ayarıyla basılmış, düzeltilmemiş kopya.
ONE SHEETFilm afişi.
ONE SHOT (= SINGLE) TEKTek kişiyi gösteren plan.
OPACITYOPAKLIKBir cismin ışık geçirmeye karşı direnci.
OPAQUEOPAKIşık geçirmeyen.
OPEN UPAÇMAK1) Objektifin diyaframını açmak.
2) Bir sahne oyununun filme uyarlanmasını belirtirken kullanılan terim. Hikâye sahnenin olanak sınırlarından kurtulup, yaşama açılmıştır.
OPERATORBak. CAMERA OPERATOR.
OPTICAL HOUSEOPTİK LABORATUAROptik etkiler ve optik baskı alanında uzmanlaşmış laboratuar.
OPTICAL PRINTOPTİK KOPYAKontak baskı dışındaki yollarla basılmış kopya. Optik laboratuarda yapılır. Bak. WET GATE.
OPTICAL PRINTEROPTİK BASKI MAKİNESİBirbirine bakan bir kamera ve projektörden oluşan baskı sistemi. Birden fazla görüntüyü tek film şeridinde birleştirmek, görüntüleri büyütüp küçültmek, yazılar, bindirmeler yapmak gibi özel etki işlemleri için kullanılır.
OPTICALS (= OPTICAL EFFECTS)OPTİK ETKİOptik baskı makinesinde yapılan her türlü etki. Bak. DISSOLVE, FADE, WIPE, MATTE SHOT.
OPTICAL SOUND TRACKOPTİK SES KANALIOptik yoldan kaydedilen ses şeridi. Optik okuyucu önünden geçerken fotoselin algıladığı ışık dalgaları, elektronik yoldan ses dalgalarına dönüşür.
OPTIONOPSİYONMüstakbel bir alıcının, bir ücret karşılığı belirli bir süre için bir mülkiyeti veya bir kişinin hizmetini temsil etme haklarına sahip olması. Teknik olarak, sadece bir kontrata bağlama önerisidir fakat müstakbel satıcı, opsiyon süresince öneriyi feshedemez, çünkü müstakbel alıcı bunun için ödeme yapmıştır.
ORCHESTRATIONBir müzik parçasından film için müzik düzenlemek.
ORCHESTRATORBir besteci veya aranjörün parçalarını, değişik seslere veya müzik aletlerine uyarlayan kişi.
ORIGINALORİJİNALGenellikle özgün negatifi belirtir.
ORIGINAL SCREENPLAYÖZGÜN SENARYOBaşka bir kaynaktan yararlanmadan film için yazılmış senaryo.
ORTHOCHROMATIC (ORTHO)ORTOKROMATİKKırmızı dışında, gözün gördüğü bütün renklere duyarlı siyah- beyaz film. Pankromatik (PANCHROMATIC) filmin üretiminden önce kullanılan film tipi.
OSOFF SCREEN sözcüğünün kısaltması.
OSCARAkademi ödülünü temsil eden heykelciğe verilen takma ad. Bu adın nereden kaynaklandığı kesinlikle bilinmiyor. En yaygın söylenti, bu ad ortaya çıktığı sıralarda Akademinin kitaplık memuru olan Margaret Herrck'in, heykeli görünce, “Oscar amcama ne kadar çok benziyor” dediğidir. Bu adın takılmasını Bette Davis ve yazar Sidney Skolsky'ye atfeden söylentiler de vardır.
OUT OF FRAME1) Kameranın görüş alanı dışındaki şeyler.
2) Filmin projektör kızağına kötü yerleştirilmesi sonucu karelerin kesilmiş veya iyi ortalanmamış şekilde perdeye yansıtılması, dekadraj.
OUT OF SYNCNONSENKRONEşzamanlı olmayan ses ve görüntü. Bak. IN SYNC, SYNCHRONIZATION.
OUTTAKESNEGATİF ŞUTLARÇekilip yıkanan, fakat filmin son kurgusunda kullanılmayan planlar.
OVERAGES (=COST OVERRUNS)AŞMABütçede öngörülen miktarları aşan yapım masrafları.
OVERCRANKYÜKSEKKAREYavaşlatılmış hareket etkisi için kamerayı 24 kare/saniyeden daha hızlı çalıştırmak. Kameraların, elle bir kolu çevirerek çalıştırıldığı devirden kalma bir terim.
OVERDEVELOPEDAŞIRI YIKAMANormal süreden uzun süre veya normalden daha sıcak bir banyoda yıkanmış film.
OVEREXPOSUREAŞIRI POZ1) Kamerada filmin normalden fazla pozlanması.
2) Bir oyuncunun, seyircinin kendisinden bıkmasına sebep olacak kadar fazla reklam yapması.
OVERHEADBir stüdyonun veya yapım şirketinin bürolar, hizmetler ve personel için sabit giderleri.
OVERHEAD CLUSTERSYukardan sarkıtılmış çok sayıda lamba.
OVERHEAD SHOTTEPEDEN ÇEKİMKameranın sahneyi tepeden gördüğü plan.
OVERHEAD STRIPSTEPE IŞIKLARGeniş bir alanı tepeden aydınlatan lambalar.
OVERLAPSES BİNDİRME1) Devamlılık için bir sahnedeki etkilerin sonraki sahneye de uzatılması. Geçme yapabilmek için bir planın sonunun uzun tutulan kısmını belirtmek için de kullanılır.
2) Seste, bilinçli olarak veya kaza eseri, bir oyuncunun sözleri üstüne başka bir oyuncunun sözlerinin binmesi.
OVERSCALEÖLÇEK ÜSTÜ1) Sendikanın belirlediği en az miktarın üstündeki ücret.
2) Sette kullanmak için yapılmış, normalden büyük boydaki cisimler.
OVER-THE-SHOULDER SHOTAMORSLU PLAN, OMUZ ÜSTÜ PLANSahnenin, bir oyuncunun ensesinden, bu oyuncunun başının ve omzunun bir kısmını da görerek çekildiği plan.
OVERSHOOTFAZLA ÇEKİMBir sahne için gereğinden faza örtü planı çekmek. Pahalıya mâlolur, ama az çekim (UNDERSHOOTING), yeniden çekimler gerektireceği için, daha da pahalıya malolur.
PAPRODUCTION ASSISTANT (= GOFER, RUNNER) sözcüklerinin kısaltması.
PACINGFilmdeki tema gelişmesinin veya belirli bir sahnedeki (SCENE) konuşmaların (DIALOG) veya hareketin hızı veya ritmi. Önceden senaryoda zamanlama (TIMING) yapmak, hız ve ritim sorunlarını bulup, çekimden önce çözümleme olanağı sağlar. Bak. TIMING.
PACKAGEPAKETBir projeyi satılabilir kılan senaryo yazarı, yönetmen, oyuncular, yapımcı gibi elemanları biraraya getirmek. Kimi menajer ve ajanlar bu işte uzmanlaşmıştır. Kendi müşterilerinden oluşan bir paket yapıp, bir projeden alabilecekleri en yüksek menajer ücretini elde ederler.
PANPAN, YATAY ÇEVRİNME1) Kameranın dikey aks etrafında bir yandan öbür yana doğru dönerek yaptığı hareket. Bak. TILT.
2) Kötüleyen yazı (such-and-such film was panned in the TRADES.)
PANACLEARPANAVISION firmasının geliştirdiği, objektifin önünde hızla dönerek yağmur kalkanı görevi yapan ve 60 sm. çapında bir cam diskten oluşan araç.
PANAGLIDEKamera operatörünün elde kullandığı kamera ile sarsıntısız çekim yapabilmesi için PANAVISION firmasının geliştirdiği araç. Bak. STEADICAM.
PAN AND TILTKameranın pan (yatay çevrinme) veya tilt (dikey çevrinme) yapabilmesi için sehpaya takılan parça.
PANAVISIONBir kamera sistemi markası. 35 mm film ve anamorfik objektif (ANAMORPHIC LENS) kullanan geniş perde (WIDE SCREEN) sistemidir. Panavision 70 (Super Panavision), 65 mm negatif ve anamorfik objektifler kullanır. Bu negatif, 70 mm pozitiflere basılır. Boş kalan 5 mm.lik kısma manyetik ses bantları konur.
PANAVISION 70 WITH TODD A-O SOUNDSıkıştırılmamış 65 mm negatif kullanır. Kopyalar 70 mm filme basılır. Aradaki 5 mm.lik fark, optik ses bandı (OPTICAL SOUND TRACK) yanında, perforasyon deliklerinin (PERFORATIONS) dışındaki kısımlara konulan stereofonik manyetik ses bantları (STEREOPHONIC SOUND) için kullanılır. 35 mm filmde her karenin yanında 4 diş deliği (SPROCKET HOLES) varken, bu filmde delikler her kare için 5 tanedir.
PANCHROMATIC (PAN)PANKROMATİKİnsan gözünün gördüğü bütün renklere duyarlı olan siyah-beyaz film.
PAN GLASSÇoğunlukla yönetmen veya görüntü yönetmeninin kullandığı mavimsi yeşil veya sarımsı kahverengi cam filtre. Bu filtreden bakarak bir sahnenin ışıklandırılmasının veya renklerinin filmde nasıl çıkacağı görülür.
PARALLAXPARALAKSKameranın gördüğü alanla objektiften görmeyen bir vizörden bakılınca görülen alan arasındaki çerçeve farkı. Bu fark yakın planlarda çok belirgindir ve düzeltilmesi gerekir. Objektiften gören vizörlerde bu sorun yoktur.
PARALLELPRATİKABL, ESTRAD, YÜKSELTİÜstaçı çekimlerde kamera ve kamera ekibinin üstüne çıkması için yapılmış özel yükselti. Lambaları yükseltmek için de kullanılır.
PARALLEL ACTIONEŞZAMANLI OLAYParalel kurgu ile gösterilen aynı anda ama iki değişik yerde geçen iki olay veya sahne.
PARI PASSULatincedeki tam karşılığı “yan yana eşit gelişme ile”. Bir filmin yatırımcı ve kâr ortakları ile bunların yatırımlarının ve kâr paylarının ödenmesi arasındaki ilişkiyi belirtmek için kullanılır. İki yatırımcının 'pari passu' olduğunu kabul edelim. Her biri 100.000 $ yatırmıştır ama birincisi %10, ikincisi %12 faizle anlaşmıştır. Bir yıl sonra dağıtılabilecek 100.000$ vardır. %10 ile anlaşmış olanın hesabı şöyle bulunur: 110.000$ (anapara ve faiz)/222.000$ (toplam yatırım ve faiz)x100.000$ (dağıtılacak para) = 49.549.55 $.
PASSING SHOTGEÇİŞ PLANIKameranın hareketsiz kalıp oyuncunun çerçeveden geçtiği veya oyuncunun hareketsiz kalıp, kameranın hareket ettiği plan. Pan ve tiltten farklıdır, çünkü kamera hareketi izlemez. Bak. RUN-BY.
PANEL/PATCH PANELTABLO, ELEKTRİK TABLOSUBir yapımdaki elektrik malzemelerinin bağlantısını yapmak için gereken elektrik bağlantı tablosu.
PAY OR PLAYHizmet verilsin verilmesin, çalıştıranın, çalışanın ücretini ödeyeceğini garantileyen bir kontrat şartı. Bu tarz garanti, genellikle endüstrinin yüksek yerlerindeki kişiler (yıldızlar, yönetmenler, yazarlar) için geçerlidir.
PENCIL TESTHareketlerin düzgün ve doğru olup olmadığını kontrol etmek için boyanmamış ve mürekkeplenmemiş canlandırma çizimlerinin (ANIMATION CELLS) prova çekimi.
PER DIEMHARCIRAHMekânda çekim yapılırken, şirket elemanlarının masraflarını karşılamak için kendilerine ödenen sabit bir miktar para. Bu masraflar yemek, barınak, kuru temizleme vb. olabilir. Yolculuk masrafları bunun dışındadır.
PERFORATIONS (PERF) (= SPROCKET HOLES)PERFORE, DİŞ DELİĞİFilm şeridinin iki kenarında, 35 mm de kare (FRAME) başına 4 adet olan eşit ve düzgün aralıklarla açılmış delikler. Kamera, projektör, baskı makineleri ve diğer aletlerde çeşitli dişlerin ve pimlerin bu deliklere girip çıkmasıyla, film şeridinin makinelerdeki sürekli ve duraksamalı hareketi sağlanır. Negatif ve pozitif diye adlandırılan iki değişik şekli vardır. Negatif perforenin kısa kenarları bir dairenin çemberleri şeklindedir ve kamerada kullanılacak filmler için belirlenmiştir. Kameralardaki grifler ve kontrgrifler, bu delikleri tam dolduracak ve filmin pencerede hep aynı uzunlukta hareket etmesini, pozlama sırasında da hiç kıpırdamadan durmasını sağlayacak şekilde yapılmıştır. Pozitif perfore ise, köşeleri yuvarlatılmış bir dikdörtgendir ve filmin projektörlerde çok sayıda geçişi sırasında en az zarar görecek şekilde tasarlanmıştır. Bir şeritteki diş deliklerinin negatif veya pozitif diye adlandırılması, o şeridin de negatif veya pozitif olmasını gerektirmez, çünkü değişik amaçlarla kullanabilmek için her tür film, her tür perfore ile üretilebilmektedir. 16 mm filmler, kullanım amaçlarına göre hem iki kenarı, hem tek kenarı perforeli üretilmektedir.
PERFORMEROYUNCUBir yapımda konuşan, dans eden veya şarkı söyleyen oyuncu. Figüranlar (EXTRAS, WALK-ONS) bu tanıma girmez. Bak. FEATURED PLAYER, SUPPORTING PLAYER.
PERKİKRAMİYEPerquisite sözcüğünün kısaltması. Yan ödeme (FRINGE BENEFIT). Ücretin dışında kazanç veya ayrıcalık. Film işinde, bir kişinin işi kabul etmesini veya çalışan birinin işe devam etmesini özendirmek için pek çeşitli ikramiye vardır: araba, masrafların ödenmesi, filmdeki kostümleri dağıtmak gibi.
PERSISTENCE OF VISIONGÖRÜŞ SÜREKLİLİĞİİzlenen bir şey yok olduktan sonra da insan gözünde onun görüntüsü bir süre devam eder. Bu olay sonucu, durağan resimlerin 16 veya daha fazla kare/saniye (FRAMES PER SECOND) hızla yansıtılması, hareket izlenimi yaratır.
PERSPECTIVEPERSPEKTİFİki boyutlu bir yüzeyde yaratılan üç boyutluluk duygusu.
PGParental Guidence' sözlerinin kısaltması. Bak. RATING.
PG 1313 yaşından küçük çocukların, büyüklerinin eşliğinde seyredebilecekleri filmleri belirten sınıflama damgası. 1984 yılında başlatılan bir uygulamadır. Bak. RATING.
PHOTO DOUBLEDUBLÖRYerine geçtiği oyuncuya görüntü olarak çok benzeyen veya benzetilen dublör. Bak. STUNT DOUBLE, DOUBLE.
PHOTOMETERIşıkölçere (pozometreye) benzeyen bu alet, özellikle parlaklığı ölçer.
PICK-UP1) Ana görüntüler (PRINCIPAL PHOTOGRAPHY) çekildikten sonra, devamlılıktaki boşlukları doldurmak için çekilen sahne veya plan.
2) Bir stüdyonun (STUDIO) bir projeyi gerçekleştirme kararı.
3) Bir yayın ağının (NETWORK), bir pilot filmi (PILOT) dizi yapmak veya yayınlanan bir diziye devam etmek için karar alması.
4) Bazı sözleri değişik söylemek veya oyunda ufak tefek değişiklik yapmak için daha önce çekilmiş bir planın bir parçasını yeniden çekmek. Buna PRINT AND PICK UP denir.
PICTURE DUPLICATE NEGATIVEBak. DUPE NEGATIVE.
PICTURE CARGÖRÜNTÜ ARABASIYapım ekibinin yapım hizmetleri için kullandığı arabaların aksine, kameranın görüntüleyeceği çerçevelerde görünecek, yani filmde oynayacak araba.
PICTURE NEGATIVE (= NEGATIVE) NEGATİFPozlanan film laboratuarda yıkandıktan sonra ortaya çıkan negatif görüntülü film şeridi. Pozlanmış olsun veya olmasın, yıkanmamış ham filmi belirtmek için kullanılması yanlıştır. Bak. ORIGINAL.
PICTURE PRINT (= SILENT PRINT)Pozitif görüntü (IMAGE) taşıyan ama ses bandı (SOUND TRACK) olmayan film şeridi.
PICTURE RELEASE NEGATIVEKOPYA NEGATİFİKurgulanmış iş kopyası ile eşlenmiş ve gösterim kopyalarının (RELEASE PRINTS) basımı için kullanılacak olan negatif.
PILOTPİLOT FİLMBir televizyon dizisinin öncüsü olan, genellikle 90 dakika veya 2 saatlik film. Bu film iyi bir seyirci tepkisi alırsa, dizinin yapımına girişilir.
PILOT PINS (= REGISTER PINS)CONTRGRİFFilm, kamera veya baskı makinesinin kızağından geçerken durakladığı anda, diş deliğine (perforasyona) girerek penceredeki karenin hareketsiz kalmasını sağlayan diş.
PINCUSHION DISTORTIONYASTIK ÇARPILMASIBirbirlerine dikey düz çizgilerden oluşan bir kafesin görüntüsünde, karenin kenarlarındaki çizgilerin içe eğik hale gelmesine neden olan objektif hatası.
PITCHFilm şeridinde bir diş deliğinin alt kenarından peşindeki diş deliğinin alt kenarına kadar olan uzaklık. Kamerada normal şekilde kullanılacak negatiflerde kısa olan bu uzaklığa “Short pitch” denir. Projektörlerde kullanılacak pozitif filmlerde uzaklık daha uzundur ve buna da “Long pitch” denir. 35 mm filmlerin her türü hem uzun, hem kısa uzaklıklarla üretilir.
PLAY (i)OYUN1) Genellikle perde ve sahnelere bölünmüş, diyaloglar ve kısa sahne açıklamaları içeren ve bir tiyatro gösterisinin temeli olan kitap.
2) Oyuncuların, seyirciler önünde oynadığı tiyatro gösterisi.
PLAY (f)İyi işlemek (This scene will play).
PLAYBACKBir müzikal sahne çekilirken çalınan, önceden kaydedilmiş müzik veya şarkı.
PLOTKONUBir hikâyenin, birkaç cümleyle özetlenebilecek ana çizgisi.
PLOT POINTBir senaryodaki (SCREENPLAY) olayın dönüm noktası.
POCPRODUCTION OFFICE COORDINATOR sözcüklerinin kısaltması.
POINTPUANBir film veya televizyon projesinin net veya brüt kârının yüzde parçası. Puanlar genellikle
yönetmenin, bazan da, gücüne göre, yazarın veya oyuncunun sözleşmesinin bir parçası olarak ele alınır. Bir yıldız (STAR) bu şartı ileri sürebilirse, puanları genelde olduğu gibi net kâr değil, brüt kâr üzerinden hesaplanır.
POINT OF VIEW (SHOT) (POV)OYUNCUNUN GÖZÜNDENBir oyuncunun gözüyle bakılıyormuş etkisi uyandıran çekim.
POLAROID FILTERBak. FILTER, DEPOLARIZER.
POLECATLamba ayağı.
POLISHCİLABir senaryonun elden geçirilerek hafifçe değiştirilmesi. WRITERS GUILD OF AMERICA kurallarına göre bu iş için ayrı bir ödeme yapılır. Cila çok kapsamlı olursa, bir revizyon haline gelir.
POLYVISIONCINERAMA'nın öncü sistemi. Bu üç perdeli projeksiyon sistemini 1927’de yaptığı Napoleon filmi için Abel Gance icat etmişti.
POSITIVEPOZİTİFBir negatiften basılan veya kamerada dönüşümlü (REVERSAL) hamfilmle çekilen ve gerçek renklerin doğru şekilde göründüğü film.
POST-PRODUCTIONPOSTPRODÜKSİYON, YAPIM SONRASIYapımdan sonra, kurgu (EDITING), dublaj (LOOP), müzik kaydı (SCOR), ara planlar (INSERTS), ses etkisi (FOLEY), miksaj (MIX) vb.nin, başka bir deyişle, filmi bitirmek için gerekli her şeyin yapıldığı süre.
POST-SYNCHRONIZATIONDUBLAJKonuşmaları (DIALOGUE) veya sesleri, özel akustikli bir yerde yeniden kaydetmek. Çekim sırasında alınan seslerin yetersiz kaldığı veya çekim sırasında ses alınamadığı zaman yapılır.Konuşmaları yabancı bir dile çevirerek kaydetmek için de bu sistem kullanılır. Bak. ADR, DUB, LOOP.
POTBak. DIAL.
PRACTICALİŞLEYEN, KULLANIMLIGerçekten çalışan, işleyen bir aksesuar veya dekor parçası (duş kolu, kapı kilidi, silah gibi). Sette yanan bir lamba için de söylenir.
PRE-MIX (= PRE-DUB)Bileşik ses bandı hazırlamanın ilk basamağı. Birçok ses bandı tek bantta birleştirilerek son miksaj basitleştirilir.
PRE-PRODUCTIONYAPIM ÖNCESİÇekimler başlamadan önceki hazırlık süresi. Senaryo yazımı, senaryo dökümü, bütçe hazırlanması, mekân araştırması, kostüm tasarımı, setlerin kurulması gibi işler bu devrede yapılır.
PREQUELBir özgün filmden sonra yapılan, fakat o filmdeki olaylardan önceki olayları anlatan film. 'Baba' filminden sonra yapılan 'Baba 2' filmi buna iyi bir örnektir.
PRE-SCORINGFilm çekilmeden önce müziğinin kaydını yapmak.
PRESSURE PLATE1) PENCERE KAPAĞI - Kamera veya projektörde filmin kızaktan çıkmasını önleyen kapak.
2) BASKI TABLASI - Bir kamera, projektör veya optik printerin kızağındaki film karesini kızağa bastırarak filmdeki görüntü alanını objektifin odak alanında tutan çerçeve veya tabla.
PRESS AGENTBak. PUBLICIST.
PRESS JUNKETHalkla İlişkiler Bölümünün (Public Relations Dep.) oyuncular, yönetmen, yapımcı ile söyleşi yapmaları için çok sayıda basın üyesini bir araya getirip çekim mekânına düzenlediği gezi. Film gösterime çıkınca da yönetmen ve oyuncular gösterimin yapıldığı yere yollanarak filmin reklamı yapılır. Masraflı bir yol olduğundan, çok reklam isteyen büyük bütçeli filmler için uygulanır.
PRESS KITBASIN PAKETİBelirli bir film hakkında yazmalarını teşvik etmek için çeşitli basın üyelerine yollanan fotoğraf, dergi, basın bülteni gibi malzeme paketi. Bu malzemeyi, ekip reklamcısı ve Halkla İlişkiler Bölümü hazırlar.
PREVIEWÖNGÖSTERİMFilm gösterime (vizyona) girmeden önce sınırlı bir gruba yapılan özel seans. Film, hakkında iyi bir söylenti yaymaları için davetlilere (basın, sinemacılar, dostlar) ya da, tepkilerini ölçmek için, para ile bilet alan seyircilere izletilir. Bir öngösterimden sonra, filmde kimi değişiklikler yapıldığı sık görülür. Pek çok yönetmen, bir veya iki öngösterim hakkını kontratlarına yazarlar. Bak. SNEAK PREWIEW.
PRIMARY COLORSASAL RENKLERTuruncu-kırmızı, yeşil ve mor-mavi renkler. Renkli fotoğraf deyimiyle, renk yaratmanın iki yolu vardır:
1) Katmalı yöntem, asal renkli ışıkları alıp belirli oranlarda karıştırarak istenen rengi elde eder.
2) Çıkartmalı yöntem, beyaz ışıkla, yani tayftaki tüm renklerle başlar ve bir kısmını filtre ederek (eksilterek) istenen rengi bırakır.
Katmalı yöntemdeki asal renkler biraraya gelince beyazı oluşturur. Karışımdaki oranların değişmesi ile bütün renkler elde edilebilir. Çıkartmalı yöntemin renkleri (ikincil renkler) siyan, sarı ve magenta, katmalı yöntemdeki asal renklerden ikisinin birleşmesiyle oluşurlar. Bu renkler kırmızı, yeşil ve mavi dalgaboylarını emerek beyaz ışıktan eksiltirler. Değişik oranlarda kullanıldıklarında, tayfın tüm renkleri, hatta siyah elde edilebilir (ışığın tüm renkleri emildiği için).
PRIME LENSSABİT OBJEKTİFDeğişken odaklı zum objektifin (ZOOM LENS) tersine, belirli bir sabit odak uzunluğu (FOCAL LENGTH) olan objektif.
PRINCIPAL PHOTOGRAPHYANA ÇEKİMLERSenaryodaki konuşmalı bölümleri kapsayan tüm sahnelerin çekiminin yapıldığı zaman bölümü. İkinci ekip (SECOND UNIT) sahneleri de aynı zamanda çekilebilir, ama bu çekimler çoğunlukla ana çekimden önce veya sonra yapılır.
PRINCIPAL PLAYERSBAŞROL OYUNCULARIBir film veya televizyon şovunda başlıca karakterleri canlandıran aktör ve aktrisler.
PRINT (i)KOPYAÖzgün (ORIGINAL) veya dup negatiften (DUPE NEGATIVE) alınan ve gösterim (PROJECTION) için kullanılan pozitif (POSITIVE) kopya.
PRINT (f)BASMAKBir negatiften bir pozitif ya da bir pozitiften bir negatif elde etmek için yapılan laboratuar işlemi. Dönüşümlü film (REVERSAL FILM) yöntemi ile negatiften negatif, pozitiften pozitif de elde edilebilir. Bak. CRI
PRINT AND PICK UPFarklı bir bakış veya oyunda ufak değişiklik için, çekimi tamamlanmış bir planın tümünü tekrarlamadan sadece bir parçasını yeniden çekmek.
PRINTERPRİNTER, MATİPO, BASICINegatif veya pozitiften kopyalar (PRINT) veya nesiller (GENERATIONS) üreten makine. Başlıca iki çeşitten biri olan optik basıcıda (OPTICAL PRINTER) görüntü, bir optik sistemaracılığıyla ham filmin (RAW STOCK) üstüne yansıtılırken, ikinci çeşit olan kontak basıcıda (CONTACT PRINTER) ham film, görüntülü filmle yüz yüze temas halinde pozlandırılarak kopya elde edilir. Kontakt basıcıda baskı işlemi de iki türlüdür: duraksamalı baskıda her görüntü karesi duraksayarak basılırken, akar baskıda film şeritleri sürekli hareketlidir.
PRINTER LIGHTBASKI IŞIĞI,ANKOŞBasıcıda bir kontrol düzeneği. Baskı sırasında değişik ayarlar uygulanarak negatifteki yoğunluk farklarını düzeltir.
PRINT ITBASILSINBaşarılı bir çekimden (TAKE) sonra yönetmenin verdiği emir. Kamera raporuna (CAMERA REPORT) ve devamlılık asistanının (SCRIPT SUPERVISOR) raporuna yazılır ve o çekimin negatifinden bir iş kopyası (WORK PRINT) basılması sağlanır.
PROCESS BODYİŞLEMLİ KASAÖzel şekilde yapılmış, önü ve yanları açılabilen ve böylece içi görüntülenebilen taklit taşıt otomobil, vagon vb.). İşlemli plan (PROCESS SHOT) için kullanılır.
PROCESSINGFilmi yıkamayı (DEVELOPING) ve bas-mayı (PRINTING) belirten terim.
PROCESS SHOTİŞLEMLİ PLANHareket halindeki tren, otomobil, uçak planları için kullanılan yöntem. Önceden çekilmiş arka plan (BACKGROUND) bir perdeye yansıtılırken, bunun önündeki 'işlemli kasa' (PROCESS BODY) içinde oturan oyuncular rollerini yaparlar. Bak. BACK PROJECTION, REAR PROJECTION.
PRODUCERYAPIMCIİdeal olarak, bir projeye ilk başlayan ve o projeden son ayrılan kişi. Yapımcının rolü bir proje bulup onu geliştirmek, senaryo yazarını veya yazarlarını kiralayıp senaryoyu yazdırmak, yönetmeni, aktörleri vd. kiralamak, para kaynağını sağlamak, yapımı planlamaktır. Filmin dağıtım ve işletimine de katılabilir. Kişisel projelerini gerçekleştiren kimi yönetmen ve oyuncular, kendi yapımcılıklarını da üstlenirler. Bak. HYPHENATE.
PRODUCTIONYAPIM1) Gerçekleşmekte olan bir film veya televizyon şovu.
2) Bir film veya televizyon şovunun çekiminin gerçekleştirildiği zaman bölümü.
PRODUCTION ASSISTANT (PA) (=GOFER, RUNNER)YAPIM YARDIMCISIYapım ekibine yeni katılan çıraklık evresindeki eleman. Görevi, yapımcı (PRODUCER), yönetmen (DIRECTOR), yapım yönetmeni (PRODUCTION MANAGER), yapım büro koordinatörü (PRODUCTION OFFICE COORDINATOR) için ufak tefek ama gerekli işleri yapmaktır.
PRODUCTION AUDITOR (= LOCATION AUDITOR, LOCATION ACCOUNTANT)YAPIM MUHASEBECİSİAna görevi, bir yapımın giderleri ve maliyetini günü gününe kaydetmek olan yapım kadrosu elemanı. Doğrudan yapım yönetmeni ve yatırımcı gruba bağlıdır.
PRODUCTION BOARDBak. PRODUCTION STRIP BOARD.
PRODUCTION BREAKDOWNBak. BREAKDOWN. PRODUCTION
COMPANYYAPIM ŞİRKETİBir film veya televizyon şovu projesini gerçekleştirmek amacıyla kurulan organizasyon.
PRODUCTION DESIGNERYAPIM TASARIMCISIYapımcının, sanat yönetmenine verdiği onur payesi. Büyük bütçeli yapımlarda, bir veya birkaç sanat yönetmeni, yapım tasarımcısına bağlı olarak çalışır.
PRODUCTION MANAGERBak. UNIT PRODUCTION MANAGER.
PRODUCTION MIXER(= SOUND RECORDIST) SESÇİSette çekim sırasında olabilecek en iyi ses kaydını yapmakla sorumlu ses mühendisi.
PRODUCTION NUMBER YAPIM NUMARASI, ATRAKSİYONBir film veya televizyon şovunda müzik, dans ve şarkılı numara, atraksiyon. Yapım içinde küçük bir yapımdır. Numaralar için genellikle özel setler ve kostümler vardır. Genelde bunları ayrı bir yönetmen yönetir.
PRODUCTION OFFICE COORDINATOR (POC) Doğrudan yapım yönetmenine (PRODUCTION MANAGER) bağlı yapım ekibi elemanı. Yapım süresince, yapım bürosu ile bütün öbür gruplar arasında bağlantı kurar.
PRODUCTION REPORTYAPIM RAPORUHer gün yazılan ve o günkü veya geceki çekim hakkında her türlü bilgiyi içeren günlük rapor. Bu raporu yazmak, baş ikinci yönetmen yardımcısının (KEY SECOND A. D.) görevidir. Raporun kopyaları yapım yönetmeni (PRODUCTION MANAGER) tarafından onaylandıktan sonra yapımcıya (PRODUCER), yönetmene (DIRECTOR), yapım muhasebecisine (PRODUCTION AUDITOR), yapım bir stüdyo adına gerçekleşiyorsa stüdyoya (STUDIO) ve yapımın günlük harcamalarıyla ilgili diğer yerlere iletilir. Rapor şu bilgileri içerir: çekilen sahneler, çekimi yapılan senaryo sayfaları, kullanılan hamfilm metrajı, bu sahneler için öngörülenden fazla veya eksik yapılan harcamalar ve nedenleri, o gün çalışan çekim ekibi elemanları ve oyuncular.
PRODUCTION STRIP BOARDYAPIM ŞEMASIBir filmin çekiminin ne kadar süreceğini ve hangi sahnelerde kimlerin bulunacağını kesin olarak belirlemek için yapım yönetmeni (PRODUCTION MANAGER) ve birinci yönetmen yardımcısının kullandığı planlama şeması. Senaryodaki her sahne iç, dış, gün veya gece oluşuna göre ayrı bir şeride yazılır. Bu şeritler, projenin en verimli ve ekonomik şekilde çekilmesini sağlayacak yönde sıralanarak birkaç bölümden oluşan bir panoya iliştirilir.
PRODUCTION VALUEYAPIM DEĞERİBir filmde yapım tasarımı, mekânlar, kostümler, ışıklandırma ve ses kaydı gibi unsurlardaki kaliteli birleşim, bütçeye ek harcama getirmeden filme artı değer katar. Bir servet harcamaya gerek kalmadan film, yüksek yapım değeri kazanır.
PROFITSKÂR, KAZANÇBu çeşit terimler her yeni kontratta, gelirden alınan payla ilgili olarak, yeniden belirlenir. Kimi şirketler standard tarifi veya kendi alıştıkları tarifi kabul etmiş olsalar da tanımlar hâlâ pazarlık ve tartışma konusudur. Her tür tanımı iki soru belirler :
1) hangi gelirler hesaba katılacaktır,
2) katılımcılara paylaştırılmadan önce bu gelirden neler düşülebilir. Bu işteki çok kişi bir filmin gelirinde gerçek kârı belirleme konusunda çıkarcıdır. Bu yüzden, müstakbel bir yatırımcı, kâr konusu tartışılırken, becerikli, deneyimli bir danışmana başvurmalıdır.
PROJECTIONPROJEKSİYON1) Bir kişinin, sesini uzak bir mesafeye eriştirebilme yeteneği.
2) Bir filmi projektörden geçirerek, bunun ışığının yardımı ile görüntüleri çok büyüterek bir perdeye yansıtmak.
3) Bir filmin gişe ve pazar gelirini tahmin etmek.
Bak. REAR SCREEN PROJECTION, BLUE SCREEN PROJECTION
PROJECTION BOOTHMAKİNE DAİRESİSinema salonunun gerisinde, içinde projeksiyon makinesinin bulunduğu ve buradan filmin perdeye yansıtıldığı küçük oda.
PROJECTIONISTMAKİNİSTProjeksiyon makinesini kullanan kişi.
PROJECTION PRINTERBak. OPTICAL PRINTER.
PROJECTION SYNCPROJEKSİYON SENKRONUSes bandındaki sesle onun eşlendiği kare arasındaki mesafe: ses, 35 mm.de 20 kare, 16 mm.de 26 kare öndedir.
PROJECTORPROJEKTÖRFilmdeki görüntüleri bir perdeye yansıtan aygıt. Yansıtma hızı 24 kare/saniyeye erişince, hareket duygusu doğar.
PROPAKSESUARPROPERTY sözcüğünün kısaltma-sı. Bir filmin belirli bir sahnesinde kullanılan her türlü hareketli malzeme. Bir oyuncunun ateşlediği tabanca aksesuar, duvarda asılı duran tüfek, kılıç gibi şeyler set malzemesidir (SET DRESSING).
PROPERTY1) Bak. PROP.
2) Bir sinema filminin temelini oluşturan herhangi bir fikir, roman, kısa hikâye, makale, senaryo vb.
PROP PERSON/ PROPERTY MASTERAKSESUARCIBirsetteki tüm aksesuarların bakımı, korunması ve yerleştirilmesinden sorumlu kişi.
PROP MAKERBir filmde gerekli aksesuarları yapmakla görevli inşaat bölümü (marangoz vb. gibi) elemanı. Aksesuarcı ile karıştırılmamalı.
PROPERTY SHEETAKSESUAR LİSTESİFilmde kullanılacak tüm aksesuarların liste ve kullanım programı.
PROTECTION MASTERBak. CRI, INTERPOSITIVE, MASTER POSITIVE.
PUBLICIST (= PRESS AGENT)REKLAMCIBir kişi, bir yer veya bir şeyin radyo, televizyon, gazete, dergiler gibi araçlarla tanıtımı ve reklamını yapan kişi. Reklamın amacı, reklamı yapılanı daha tanınan ve aranan hale getirmektir. Bir yapımdaki reklamcıya ekip reklamcısı (Unit Publicist) denir.
PUBLICITY STILLREKLAM FOTOĞRAFI, LOBİFilmin reklamında kullanılmak için çekim öncesi, çekim sırasında ve çekim sonrası çekilen fotoğraf.
PULLBACKGERİLEMEYakın planla başlayan bir çekim sırasında kameranın araba üzerinde geriye doğru uzaklaşıp orta plan veya uzak plana geçmesi.
PULL FOCUSNET GEÇİŞİÖn plan net, arka plan flu (bulanık) iken (veya tam tersi), net olanın flu, flu olanın net hale geldiği yarı sanatsal plan.
PUPPuanı toplanabilen 500 vatlık küçük lamba.
PUSH (= FORCE DEVELOP)ZORLAMA, FORSE ETMEBir filmi, daha yüksek bir duyarlıktaymış gibi banyo etmek (100 ASA bir filmi 200 veya 400 ASA imiş gibi yıkamak). Sonuçta görüntüler daha grenli (tanecikli) olacaktır ama kimi durumlarda çok zayıf ışık çekimi yapabilmek için tek çözüm olabilir.
QUARTER APPLENormal takozun çeyrek yüksekliğin- deki takoz.
QUARTER LOADSilah ve patlayıcı cisimlerde normalin çeyreği kadar patlayıcı doldurulduğunu belirten terim. Bak. HALF LOAD.
QUARTZ LIGHTKUARTZ LAMBATungsten halojen lamba ampulünü belirten genel terim. Ampule doldurulan bir halojen gaz (iyodin, klorin, bromin, flüorin veya astatin) ampulün kararmasını geciktirir ve doğru renk ısısını korur.
QUICK CUTBak. JUMP CUT.
QUIET ON THE SETSETTE SESSİZLİKKamera çekime başlamadan önce yönetmen yardımcısının verdiği komut. Yönetmen veya oyuncuların çalışmasını engelleyecek kadar gürültü olduğu zamanlar da bu komut verilir.
RKISITLIRESTRICTED RATING sınıflamasını belirten damga. Yanında ailesinden bir yetişkin olmayan 17 yaşından küçük seyirciler, bu sınıfa giren filmin gösterildiği salona alınmazlar.
RACK1) Bir filmi kurgu masasından veya projektörden geçirmeyi belirten eski bir terim.
2) Bir kareyi kamera, kurgu masası veya projektörün penceresine yerleştirmek.
3) Görüntü yönetmeninin, net ayarını önceden belirlenmiş bir noktaya yapması için kamera operatörüne verdiği kestirme komut.
RACK FOCUSMİZOPUANKonunun devamlı net olması için çekim sırasında objektifin netliğini sürekli ayarlamak.
RACKOVERİlk model film kameralarında, üstündeki filmle beraber kızağı yana çekerek objektifin ardına buzlu cam getiren mekanizma. Kamera operatörü provaları bu buzlu camdaki görüntüden izlerdi. Bugünkü modern kameralarda çekimi objektiften izleme olanağı vardır.
RAILSRAY1) Sette tepeden aydınlatma için kullanılacak lambaların asıldığı yüksek sehpalar.
2) Kaydırma arabası rayları.
RAIN EFFECTYAĞMUR ETKİSİBir sette (içerde veya dışarıda) yağmur etkisi yaratmak için hortumlar, delikli
borular ve fıskiyeler kullanılır. Çeşitli sistemler vardır. En yaygın olan, standard yağmur sistemidir. Yaklaşık 10 metre boyunda bir hareketli direğe bağlanan büyük bir püskürtücüden oluşur. Daha gerçekçi olması için bütün alanı önceden ıslatarak su birikintileri oluşması sağlanır, yerlere ve dış duvarlara ıslak görünümü veren parlak bir madde sürülür.
RAMPRAMPA1) İnişli çıkışlı alanda yürüyen oyuncuları izleyecek kaydırma arabasının düzgün gidebilmesi için kurulan meyilli platform.
2) Bir dublörün, kaskadörün (STUNTDOUBLE) kullandığı taşıtın başka bir taşıt üzerinden atlayabilmesi için kullanılan malzeme.
RANK CINTELTelesine olarak bilinen, filmin video banda aktarım işlemini yapan makinenin markası.
RATINGSINIFLAMAMotion Picture Association of America'nın, sinema filmlerini seyirciye göre sınıflandırma sistemi. Sınıflandırma basamakları şöyledir: G - (General Audience) Serbest, herkes seyredebilir.
PG - (Parental Guidence suggested) Anne-Baba refakati önerilir.
PG 13 - 13 yaşın altındaki çocuklar için anne-baba refakati şarttır.
R - (Restricted) Kısıtlı. 17 yaş altındakiler için anne-baba refakati şarttır.
X - 21 yaşından küçükler seyredemez.
MPAA, fragmanları da sınıflandırır. İki kategori vardır: Serbest ve Kısıtlı. Kısıtlı bir fragman, ancak R veya X sınıfı bir filmle gösterilebilir.
RATIOBak. ASPECT RATIO, SHOOTING RATIO
RAW STOCKHAM FILMPozlanmamış ve yıkanmamış film.
REACTION SHOTTEPKİ PLANIBir önceki planda veya çerçeve dışında söylenen veya yapılan şeye tepki gösteren kişinin yakın planı.
READOKUMAK1) Işıkölçerle ölçmek.
2) Setteki bir cismin perdede görünüp görünemeyeceğini gözle kararlaştırmak.( Is that sign too small to read on film?)
3) Senaryodaki bir sahne için kullanılmışsa, o sahnenin yumuşak, kolay anlaşılır şekilde oynanacağını belirtir.
4) Oyuncu seçiminde kişilere kısa pasajlar okutarak bir çeşit sınavdan geçirmek.
READEROKUYUCUBir stüdyo veya yapım şirketine sunulan proje malzemesini okuyup bunun bir özetini çıkartmak ve kendi görüşlerini yazmakla görevli hikâye bölümü elemanı.
READINGOKUMA1) Mevcut ışık değerinin ölçüsü.
2) Okuma provası.
3) Bir sahnenin sözlü bölümü. (I liked the reading in take 3 the best)
REALISATEURYönetmen sözcüğünün Fransızca karşılığı. Bak. METTEUR-EN-SCENE.
REAR SCREEN PROJECTIONARKADAN PROJEKSİYONGenel olarak perdenin ön tarafından yapılan projeksiyonun tersine, ışıkgeçirgen bir perdeye arka taraftan yapılan projeksiyon. Bu sistem, sinema salonlarında çok ender olarak kullanılır. Asıl kullanımı, yapım sırasında görülür. Yolda giden bir arabadaki iki kişiyi gösteren bir plan gibi dış geriplanlı bir sahneyi stüdyoda çekmek daha kolaydır. Arabanın camlarından yollar, binalar, ağaçlar gibi akıp giden manzaralar görürüz. Stüdyoda bu geriplanın yansıtıldığı özel perdenin önündeki arabanın içinde oyuncular rollerini oynar. Yansıtılan geriplan ya stok şutlardan (STOCK FOOTAGE) seçilir, ya da ikinci ekip (SECOND UNIT) tarafından çekilir. Bu tür çekimlere işlemli plan (PROCESS SHOT) adı verilir. Görüntü çok geniş bir alanı kapsıyorsa, daha karmaşık olan mat plan (MATTE SHOT, TRAVELLING MATTE) kullanılır.
RECORDINGKAYITÖnceden çekilmiş veya canlı çekilen resim veya sesi manyetik banda kaydetme işlemi.
RECORDIST (= PRODUCTION MIXER)KAYITÇI, SESÇİÇekim sırasında sette ses kaydetmekle görevli ekip elemanı.
RECOUPMENTBir yatırımcının parasının geri ödemesi.
RE-DRESSBir setin görünümünü değiştirmek. Bak. DRESS.
REDUCTION PRINTDAR KOPYAGeniş bir negatiften daha dar bir şeride, örneğin, 35 mm negatiften 16 mm şeride basılan kopya. Tersi işleme büyütme, agrandisman (BLOW-UP) denir.
REELBOBİN, KISIMFilm şeritleri, projeksiyon makinesine takılmak veya depolanmak için plastik veya madeni makaralara sarılır. Standard boyda bir 35 mm film makarası 300 metre (10 dakikalık) film alır. Çift kısım denen 600 metrelik makaraların kullanımı daha yaygındır. 10 dakikalık kısım anlayışı öylesine yerleşmiştir ki, bir filmin uzunluğu hâlâ kısım sayısıyla belirtilmektedir (36 kısım tekmili birden gibi)
REFLECTED LIGHTYANSIYAN IŞIKAydınlatılan konudan objektife yansıyan ışık. Bak. EXPOSURE METER.
REFLECTORREFLEKTÖR, YANSITICIIşığı istenilen yere yansıtmak için gümüş veya altın renkli yaldız tabakalardan yapılan yansıtıcı pano. Beyaz kartondan veya tabaka köpükten yapılmış reflektöre BOUNCE BOARD denir.
REFLEX CAMERAREFLEKS KAMERABir aynalar sistemi yardımıyla objektiften gelen görüntüyü çekim sırasında da izleme olanağı veren kamera. Bu sistem, paralaks hatasını ortadan kaldırır.
REGISTRATION PINS (=PILOT PINS)KONTRGRİFObtüratörün açıldığı pozlanma sırasında kamera kızağının penceresindeki filmin diş deliğine girerek onun kıpırdamasını önleyen tırnak, pim.
RELEASE1) Bir filmi genel veya sınırlı dağıtıma sokmak.
2) Serbest bırakmak (günlük işi biten bir oyuncuyu).
3) Kontrat bağlantısını çözmek (işten çıkarmak).
4) (Basın) Reklam bölümünün gönderdiği bildiri, haber.
5) Filmi çekilen bir kişinin, filmdeki görüntüsünün kullanılması için yapım şirketine verdiği izin belgesi.
RELEASE NEGATIVEDağıtım kopyalarının (RELEASE PRINTS) basımında kullanılacak ana negatif.
RELEASE PRINTDAĞITIM KOPYASISinemalarda gösterime hazır kopya.
REMAKEYENİDEN YAPIMDaha önce yapılmış bir filmin yeniden çekimi. 'A star is borne - Bir Yıldız Doğuyor' filminin Judy Garland/James Mason ve Barbra Streisand/Kris Kristofferson'un oynadığı her iki yapımı da, 1937'de çevrilen ve Janet Gaynor/Fredric March'ın oynadıkları orijinalin yeniden yapımlarıdır.
REPLAY (= PLAYBACK)1) Kaydın iyi yapılıp yapılmadığını kontrol etmek için bir görüntü veya ses bandını başa sarıp tekrar izlemek.
2) Filmin ses bandına konacak olan müzik parçasını önceden kaydedip, oyuncuların bu müziğe göre dans etmelerini veya davranmalarını sağlamak için çekim sırasında izletmek.
REPORT SHEETSRAPORKamera ve ses bölümlerinin, her çekim (TAKE) hakkında bilgileri yazdığı, hangi çekimlerin basılacağını, hangilerinin kötü olduğunu belirttiği günlük rapor.
REPORT TOEkip elemanlarının stüdyoda veya yerel mekânda (LOCAL LOCATION) çalışacağını ve mesailerinin, sete geldikleri anda başlayacağını belirtmek için çağrı kağıdına yazılan uyarı.
RE-RECORD1) Görüntüleri veya sesleri bir malzemeden başka bir malzemeye (film, bant, disk) aktarmak, kopyalamak.
2) Son miksajda birçok ses kanalını biraraya getirmek.
RE-RECORDING MIXERBütün diyalog, müzik ve ses etkisi bantları hazırlandıktan sonra bunların biraraya getirilip yoğunluk dengelerinin düzenlendiği son miksten sorumlu ses mühendisi.
RE-RELEASEYENİDEN DAĞITIMSinemalarda bir süre gösterildikten sonra dağıtımdan kaldırılmış bir filmin yeniden dağıtıma sokulması.
RESIDUALSSendikanın kontratına göre oyunculara, yönetmenlere vb. ödenen ve bir yazarın telif ücretine tekâbül eden ek ücret.
RESOLUTION (= RESOLVING POWER)ÇÖZÜMLEME GÜCÜ1) Bir objektifin görüntüye aktarabildiği ayrıntı miktarı.
2) Bir duyarkatın tespit edebildiği ayrıntı miktarı.
RE-TAKEYENİDEN ÇEKİMDaha önce çekilmiş bir sahnenin herhangi bir nedenle beğenilmeyip yeniden çekilmesi.
RETICULATIONBURUŞMABanyodaki ani ısı farkları veya kimyasal maddelerin etkisiyle, yıkanan filmin jelatin tabakasında oluşan ve insan cildindeki çizgi ve kırışıkları andıran buruşma.
RE-VAMPBir seti yeni bir sekans (SEQUENCE) veya yeni bir yapım için yeniden düzenlemek.
REVEALKaranlıktan açılarak veya kamerayla gerileyerek henüz görülmemiş bir şeyi ortaya çıkaran plan.
REVERSAL DUPEBir pozitiften alınan dup pozitif. Bak. DUPE.
REVERSAL FILMDÖNÜŞLÜ FİLMPozlanıp banyo edildikten sonra doğrudan pozitif görüntü veren film.
REVERSE ACTION (REVERSE MOTION)Filmdeki hareketleri geriye doğru gösteren teknik. Özel etki (SPECIAL EFFECT) veya komik unsur olarak kullanılır.
REVERSE ANGLE SHOT/REVERSEKARŞI AÇIBir önceki planın yaklaşık 180 derece karşı açısından çekilen plan. Genellikle, karşılıklı konuşan iki kişiyi veya kapıyı açıp bir odaya giren oyuncuyu gösteren sahnelerde kullanılır.
REVERSE SCENEBaskıda sağ-sol yönü ters döndürülen, böylece görüntünün, bir aynadan yansıyormuş gibi ters göründüğü plan.
REVISIONREVİZYONSenaryonun, ciladan (POLISH) daha geniş, yeniden tasarlamadan daha dar bir ölçüde elden geçirilmesi.
REWIND (i)ANRULÖZFilm bobinini bir makaradan diğerine aktarmak için kullanılan ve biri boşaltan, diğeri saran makarayı taşıyan iki koldan oluşan düzenek. Elektrik motoruyla çalışanları da vardır.
REWIND (f)SARMAKBir anrulöz kullanarak filmi makaraya veya takoza (CORE) sarmak.
RE-WRITESBak. REVISION.
RIFLE MIKEBak. SHOTGUN MIKE.
RIFLE SPOTUzun, dar bir huzme veren spot lamba.
RIGGERSBir sette iskele ve köprüleri kurmak ve buralara lambaları yerleştirmekle görevli ekip elemanları.
RIGGING (i)İSKELE, KÖPRÜSette lambaların asılacağı iskele veya köprü.
RIGGING (f)Çekimden önce stüdyoda köprülere ve iskelelere lambaları asmak.
RIM LIGHTKonunun arkasından verildiği zaman halo etkisi yaratan ışık.
RISEROyuncuları, aksesuarları vb. yükseltmek için kullanılan basamaklı yükselti, platform.
RITTERBak. WIND MACHINE.
ROLEROLBir oyuncunun canlandırdığı oyun.
ROLLBOBİNTakoza (CORE) sarılı film şeridi. Herhangi bir uzunlukta olabilir.
ROLLING TITLE (=CRAWL, CREEPING TITLE, RUNNING TITLE)AKAN YAZIPerdenin (SCREEN) altından yukarı doğru hareket eden jenerik yazıları (CREDITS). Bu tarz yazı baş jenerikten (FRONT CREDITS) çok son jenerik (END CREDITS) için kullanılır.
ROLL IT/ROLL CAMERA/ROLL PLEASE/ROLLINGBir çekimin (TAKE) başlamak üzere olduğunu belirtmek için birinci yönetmen yardımcısının yüksek sesle söylediği uyarı. Kamera ve ses kaydının başlaması için verilen işarettir (CUE). Ses kayıt makinesi tam devrini bulunca sesçi “Speed” der, kamera çalışmaya başlayınca kamera asistanı “Rolling” diye seslenir. Ancak bundan sonra yönetmen “ACTION!” (hareket, oyun) komutu verir.
ROLL NUMBERBOBİN NUMARASIBir filmin bobinlerinin sırasını belirleyen numara.
ROOM TONEODA SESİBir odada hareket veya konuşma olmadığı halde var olan hava veya ambiyans sesi. Vızıltı bandına (BUZZ TRACK) kaydedilen bu ses, son miksajda konuşma bandıyla (DIALOGUE TRACK) birleştirilince, konuşmalar arasındaki boşlukları doldurarak bir sahnenin seslerinin daha gerçekçi olmasını sağlar.
ROSTERÇeşitli birlik ve sendikaların, işe başlamaya hazır olan üyelerinin gösterildiği liste.
ROSTRUMPRATİKABL, YÜKSELTİKatlanabilen ayaklar üzerine kurulan ve kamera veya bir lambayı yükseltmek için kullanılan yükselti.
ROUGH CUTKABA KURGUBir filmin bütün sahnelerinin (SCENES), hikâyeyi kabaca anlatacak şekilde, sırayla peşpeşe eklendiği ilk kurgu (EDITING) basamağı.
ROYALTYTELİF ÜCRETİSatışlardan alınan ve pazarlığa açık gelir yüzdesi. Bak. RESIDUALS.
RUN-BYHareketli bir arabanın (ya da başka bir taşıtın) duran kameranın önünden geçtiği plan.
RUN LINESÇekimden önce oyuncunun sözlerini prova etmesi, ezber geçmesi.
RUNNERS1) Lamba, dekor parçaları vb. asılabildiği köprü ve iskele.
2) Yapımcı, yönetmen, yapım yönetmeni için ufak tefek işlere koşan yapım yardımcısı (PRODUCTION ASSISTANT)
RUNNING SHOTHareket eden bir kişi veya cismi izlerken kendisi de hareket eden kamera ile çekilen plan. Bak. TRACKING SHOT, DOLLY SHOT, TRAVELING SHOT.
RUNNING SPEEDGEÇİŞ HIZIFilmin kamerada veya projektörde, ses bandının kayıt veya dinleme sırasında makinede geçiş hızı. Filmin hızı kare/saniye (FRAMES PER SECOND),bandın hızı santimetre/saniye veya inç/saniye (INCHES PER SECOND) birimiyle ölçülür.
RUNNING TIMEGÖSTERİM SÜRESİNormal hızda gösterilen bir filmin toplam gösterim süresi. Bir sinema filminin gösterim süresi genellikle 85-110 dakikadır
RUN-OF-SHOWGünlük ve haftalık sözleşmelerin tersine, bir kişinin (genellikle bir oyuncunun) belirli bir ücretle belirli bir süre için (tüm yapım süresi) -bu süre içinde kaç gün çalıştığına bakılmaksızın- işe alındığını belirten kontrat terimi.
RUN-THROUGH (=WALK-THROUGH)Bir sahnenin oyuncular ve kamerayla yapılan provası.
RUSHESBak. DAILIES.
SAFE ACTION AREAFilm televizyonda gösterildiği zaman, karenin ekranda izlenebilen bölümü.
SAFETY BASE (= SAFETY FILM)YANMAZ FİLMAsetat selülozdan yapılan ve yavaş alev alan film tabanı. 1950 öncesinde filmler, çabuk alev alan nitrat tabanlıydı
SAGSCREEN ACTORS GUILD sözcükleri için kısaltma.
SAMPLE PRINTBak. CHECK PRINT.
SANDBAGKUM TORBASISet malzemesinin (GRIP PACKAGES) ana unsurlarından biri. Heybe gibi iki cepli ve her cebi kum doldurulup ağzı dikilmiş, branda veya plastikten yapılmış küçük torba. Sette kimi malzemenin (lamba ayağı gibi) devrilmesini önleyen ağırlık olarak kullanılır.
SATURATIONDOYGUNLUKBir fotoğrafta görüntünün rengindeki yoğunluk derecesi. Doygunluk ne kadar fazla olursa, renkler o kadar canlı ve zengin olur. Doygunluk azaldıkça renkler zayıflar, pastelleşir. Az doymuş renkler çoğu zaman belirli bir etki yaratmak için kullanılır.
SCALESendika veya meslek gruplarınca belirlenen asgari ücret. Deneyimli ekip elemanı, belirlenen bu ücretin üstünde para alır.
SCALE PLUS TENGenellikle oyuncu ücretinde yapılan bir uygulama. Kişiye ücretinden başka, menajerinin ücretini ödemesi için, ücretinin yüzde onu kadar fazla ödeme yapılır.
SCENARIOSENARYOİtalyan kökenli bu sözcük yerine günümüzde SCREENPLAY sözcüğü kullanılmaktadır. Eski sözcük bugün daha çok 'hikâyenin ana çizgisi, özeti' anlamında kullanılmaktadır.
SCENESAHNE1) Bir sahne, belirli bir mekânda (LOCATION) geçen veya kendi içinde bir hareket bütünlüğü olan tek plandan veya planlar dizisinden oluşabilir.
2) Senaryo dökümünde (BREAKDOWN) sahne, mekân ve zaman birliği içinde oluşan olay veya söylenen sözler anlamına gelebilir. Her sahneye bir numara verilir. Genellikle bir oyuncunun sahneye girmesi veya sahneden ayrılmasıyla sahne numarası değişmez ama bu, kesin bir kural değildir.
SCENE DOCKDEKOR DEPOSUDekorda kullanılan malzemenin depolandığı alan.
SCENE NAMESAHNENİN ADIOlayın geçtiği mekânın adı veya bir olaya verilen ad (Amy'nin odası, bıçak atma sahnesi).
SCENERYBir dekorun, mekân duygusu uyandıran herhangi bir bölümü.
SCENIC ARTISTDekorda kullanılacak bez panoları veya fon resimlerini boyayan sanatçı. Aynı zamanda dekorları ve eşyaları retuşlayıp onları yaşanmış, kullanılmış, eskimiş hale de getirir.
SCOOPGeniş bir alanı aydınlatabilen lamba.
SCORE (i)FİLM MÜZİĞİFilme eşlik ederek görüntüleri destekleyen müzik.
SCORE (f)Belirli bir filme müzik bestelemek.
SCORING STAGEMÜZİK STÜDYOSUMüzisyenlerin, perdede gösterilen film bölümlerini izleyerek film müziğini seslendirdikleri ve bu müziğin kaydedildiği ses stüdyosu (SOUND STAGE).
SCRAPERKAZIYICIYapıştırıcı ile film eklenirken duyartabakayı kazımak için kullanılan araç.
SCRATCHESÇİZİKFilm şeridinin yüzeyinde oluşan kazıntı izleri. Kamerada, laboratuar işlemleri sırasında, en çok da projeksiyon makinesinde meydana gelebilir. Aşınmaya (ABRASIONS) göre daha ciddi bir durumdur çünkü izler derindir ve duyartabakaya (EMULSION) zarar verebilir.
SCRATCH PRINT (= SLOP PRINT)Kurgulanmış iş kopyasından (WORK PRINT) basılan kopya. Zaman kazanmak isteyen kurgucunun isteği ile yapılır ve bir kopya negatif kesimciye, bir kopya da miksaj ve senkron için sesçiye gönderilir.
SCREENPERDEFilm gösterimi sırasında üzerine görüntünün yansıtıldığı yüzey.
SCREEN ACTORS GUILD (SAG)OYUNCULAR SENDİKASIÜcret, çalışma şartları vb. belirleyen oyuncular birliği.
SCREEN EXTRAS GUILD (SEG)FİGÜRANLAR SENDİKASISAG veya AFTRA kadar güçlü olmamakla birlikte, kendi üyelerine öbür birlik ve sendikaların verdiği hizmetlere benzer hizmetler verir.
SCREENINGDavetli bir seyirci grubuna (arkadaşlar, akademi üyeleri, dağıtımcılar vb.) bir filmin tamamı veya bir bölümünün izletildiği gösterim.
SCREENING ROOMGÖSTERİM ODASIKüçük bir film izleme salonu. Her büyük stüdyonun, her laboratuarın en az bir gösterim odası vardır. Çekilmekte olan bir filmin günlükleri (DAILIES) veya her işlem safhasında kontrol edilmek istenen bölümleri burada izlenir.
SCREENPLAY (=SCRIPT, SCENARIO)SENARYOKarakterlerin davranışlarının, sözlerinin (DIALOGUES) ve çoğu zaman kamera hareketlerinin belirtildiği, sahnelere ayrılmış, özel bir sayfa düzeninde yazılmış olan ve bir filmin temelini oluşturan metin. Çekim sırasında senaryoda değişiklikler yapılması sık rastlanan bir olaydır.
SCREENPLAY BYSENARYOYU YAZANSenaryo yazarına jenerikte verilen unvan. 'Yazan' (WRITTEN BY) unvanından farkı, senaryoyu yazanın, özgün hikâyeyi yazandan ayrı kişi veya kişiler olduğunu göstermesidir. 'Yazan' (WRITTEN BY), hem özgün hikâyeyi, hem de senaryoyu aynı kişinin yazdığını belirten unvandır.
SCREEN TESTDENEME FİLMİBir oyuncunun role uygun olup olmadığını anlamak veya bir kişinin perdede nasıl göründüğünü izlemek için yapılan deney filmi.
SCREENWRITERSENARYO YAZARISinema filmleri ve televizyon için film hikâyesi, tretman, senaryo yazan kişi.
SCRIMIşık yoğunluğunu azaltmak için ışık kaynağının önüne konulan, aralıklı örülmüş tel kafes.
SCRIPTSENARYOBak. SCREENPLAY.
SCRIPT BREAKDOWNSENARYO DÖKÜMÜBak. BREAKDOWN.
SCRIPT SUPERVISOR (=CONTINUITY CLERK)DEVAMLILIK YAZMANIHer çekimde sözler (DIALOGUE), jestler, hareket, kostümler, makyaj, kullanılan objektif vb. konularında ayrıntılı notlar tutarak bunların plandan plana ve sahneden sahneye farklılıklar göstermesini önleyip, devamlılığın sağlanmasıyla görevli ekip elemanı.
SECONDERY COLORSİKİNCİL RENKLERİki asal rengin birleşmesinden oluşan renkler: sarı, macenta ve siyan.
SECONDERY LOCATIONSTÂLÎ MEKÂNBaşoyuncular (PRINCIPAL PLAYERS) ve yardımcı oyuncularda (SUPPORTING PLAYERS) olduğu gibi, mekânlar da ana mekânlar ve ikinci derecede mekânlar diye sınıflandırılabilir. Mekân aranırken önce ana mekânları, sonra bunların yakınında tâli mekânları aramak doğru olur.
SECOND ASSISTANT CAMERAMANİKİNCİ KAMERA YARDIMCISIBirinci kamera yardımcısının (FIRST ASSISTANT CAMERAMAN) yardımcısı. Kamera malzemesini hazırlar, kasetleri doldurup boşaltır, kamera raporlarını (CAMERA REPORTS) yazar ve her çekimin başında veya sonunda klaket verir.
SECOND ASSISTANT DIRECTORİKİNCİ YÖNETMEN YARDIMICISIBirinci yönetmen yardımcısına (FIRST ASSISTANT DIRECTOR) ve yapım yönetmenine bağlı ve genellikle oyuncu ve ekipten sorumlu yapım bölümü elemanı. İş davetiyeleri (CALL SHEETS), yapım raporu (PRODUCTION REPORTS), oyuncu raporu (ACTOR'S TIME SHEETS), figüranların makbuzları gibi günlük kırtasiye işlemlerini yapmak ve gerekli yerlere dağıtmak, birinci yönetmen yardımcısı ile yapım yönetmeni ve yapım bürosu arasında bağlantı kurmak, figüranların ve kalabalığın yerleştirilmesi ve kontrolunda birinci yardımcıya (FIRST AD) yardım etmek, eğer varsa, birlikten gönderilen yönetmen yardımcısı stajyerinin (DGA TRAINEE) çalışmasını düzenleyip kontrol etmek de görevleri arasındadır. İkinci ekipte (SECOND UNIT) birinci yardımcılık görevi yapabilir. Bak. KEY SECOND AD, SECOND SECOND.
SECOND CAMERAİKİNCİ KAMERABir sekansı (SEQUENCE) ana kamerayla aynı zamanda çeken ek kamera. Zor veya tekrarlanması imkânsız sahnelerde (bir binanın yıkılışı, bir benzin istasyonunun havaya uçması vb.) kullanılır. Bak. MULTICAMERA.
SECOND CAMERAMANİKİNCİ KAMERAMANBak. CAMERA OPERATOR.
SECOND FEATURE (= B PICTURE)İKİNCİ FİLMİki film gösteren sinemada ikinci değerdeki film.
SECOND SECONDBir yapımda tek ikinci yönetmen yardımcısının yetişemeyeceği yoğunlukta kalabalık sahneler olduğu zaman, onun yönetiminde çalışacak bir veya birkaç ikinci yardımcı daha birkaç günlüğüne işe alınır. 'Taksi Şoförü' (Taxi Driver) filmi New York sokaklarında ve gece çekildiği için çok karmaşık bir yapım düzeni vardı ve bir ayrıcalık olarak filmin tamamında iki ikinci yönetmen yardımcısı çalıştı.
SECOND UNITİKİNCİ EKİPUzak yerlerde çekilen geri planlar (BACKGROUND), işlemli planlar (PROCESS SHOT) için çekilen geri planlar, ara planlar gibi baş oyuncuların bulunmadığı veya çok kameralı çekimin yapıldığı sahnelerde çalışan ek yapım ekibi. Bu ekibi, ikinci ekip yönetmeni (SECOND UNIT DIRECTOR) yönetir. Çoğu zaman, ikinci yönetmen yardımcısı, ikinci ekibin birinci yönetmen yardımcılığını yapar. Sendikaya bağlı olmayan yapımlarda kamera operatörü, ikinci ekibin görüntü yönetmenliğini üstlenebilir.
SECOND UNIT DIRECTORİKİNCİ EKİP YÖNETMENİBaşoyuncuların (PRINCIPAL PLAYERS) bulunmadığı sekansları yönetmekle görevli kişi. Bak. SECOND UNIT, INSERT.
SECOND UNIT DIRECTOR OF PHOTOGRAPHYİKİNCİ EKİP GÖRÜNTÜ YÖNETMENİİkinci ekip sınıfına giren sahneleri çekmek için işe alınan kameraman. Ana ekibin çekmeye zamanı olmadığı, özel beceri ve malzeme gerektiren (sualtı çekimleri gibi), uzak bir mekânda çekilecek sahneler veya ara planlar, ikinci ekip görüntü yönetmeni kiralama nedenleridir. Birinci ekibin kamera operatörü ve birinci kamera yardımcısı, ikinci ekibin görüntü yönetmeni ve kamera operatörlüğüne terfi ettirilebilir.
SEGSCREEN EXTRAS GUILD sözcüklerinin kısaltması.
SEGUERadyodan ve televizyonun ilk günlerinden gelen bir terim. Kısa bir müzik parçası eşliğinde bir sahneden öbür sahneye geçmeyi belirtir. Bak. MUSIC BRIDGE.
SELSYN MOTORİki makineyi (kamera ve ses kayıt makinesi gibi) uyumlu ve eşzamanlı çalıştırmak için kullanılan motorun markası.
SENIOR5000 vatlık spot lamba.
SENSURROUNDUniversal stüdyoları tarafından geliştirilen ses sistemi. Ses bandına düşük frekanslı titreşimler katarak olayın inandırıcılığını arttırır (EARTHQUAKE filminde olduğu gibi).
SEPARATION NEGATIVESÜç şeritli (THREE-STRIPE) TECHNICOLOR sisteminde kullanılan ve her biri bir asal renge duyarlı üç ayrı şeritten oluşan negatif.
SEQUENCESEKANSMekân (LOCATION), olay (ACTION), zaman veya hikâye bütünlüğü içindeki planların oluşturduğu bölüm.
SERIESDİZİYarım veya bir saatlik bölümler halinde haftalık veya günlük yayınlanan televizyon programı.
SETSETFilm veya televizyon programının çekildiği iç veya dış mekân. Bir setin görünümünden yapım tasarımcısı (PRODUCTION DESIGNER) veya sanat yönetmeni (ART DIRECTOR) sorumludur.
SET DECORATORSET DEKORATÖRÜBir seti, sahnenin karakterine uyacak şekilde mobilya ve aksesuarlarla dekore eden, 'giydiren' (DRESSING) kişi.
SET DESIGNERSET TASARIMCISISanat yönetmeni (ART DIRECTOR) veya yapım tasarımcısının (PRODUCTION DESIGNER) tarifi ve çizimine göre bir setin yapımını planlayan kişi.
SET DRESSINGBir seti dekore etmek için kullanılan mobilya, perde vb. malzeme.
SET ESTIMATORSetlerin yapımının maliyet tahminlerini yapmakla görevli sanat bölümü elemanı.
SET-UPÇekimden önce kamera, ışıklar ve diğer malzemeyle oyuncuları yerlerine yerleştirip seti düzenlemek.
SFXSOUND EFFECTS sözcüklerinin kısaltması.
SHARED CARDORTAK KARTONJenerikte bir seferde birden çok ismin göründüğü yazı.
SHARPNETDoğru odaklanmış objektifin verdiği keskin-berrak görüntü.
SHOOT (i)ÇEKİMBir filmi veya televizyon programını görüntüleme çalışması.
SHOOT (f)ÇEKMEKBir filmin veya televizyon programının bir bölümünü veya tamamını görüntülemek.
SHOOTING COMPANYBir filmin çekimini gerçekleştiren ekip.
SHOOTING RATIOÇEKİM ORANIÇekilen negatifin uzunluğunun, gösterim kopyasının (RELEASE PRINT) uzunluğuna oranı. 4:1 ekonomik oran, 20:1 müsrif oran olarak kabul edilir. Luis Bunuel, 1:1 çekmesiyle ünlüydü.
SHOOTING SCHEDULEÇEKİM PLANISenaryodaki her sahnenin ne zaman çekileceğini, çekimde nelerin, kimlerin gerekli olduğunu ayrıntılarıyla gösteren liste. Döküm sayfaları ve yapım tablosundaki (PRODUCTION BOARD) bilgilerden yararlanılarak hazırlanır.
SHOOTING SCRIPTÇEKİM SENARYOSUTüm diyaloglar (DIALOGUE), ayrıntılı kamera pozisyon ve hareketleri ve diğer bilgileri içeren son şekliyle onaylanmış ve yönetmenin kullandığı senaryo.
SHORT SUBJECT (= SHORT)KISA FİLM30 dakika veya daha kısa süren film.
SHORT ENDPARÇAPozlanmış bölüm kesilip kasetten çıkarıldıktan sonra artan pozlanmamış kısa film parçası. Pek çok öğrenci filmi ve deneysel film, parçalarla yapılmıştır.
SHOTPLANKesintisiz tek bir çekimle (TAKE) görüntülenen bölüm. Bak. SEQUENCE, SCENE.
SHOTGUN MIKETÜFEK MİKROFON Çok dar bir alandaki sesi alan tevcihli mikrofon (DIRECTIONAL MIKE). Alan açısı, tevcihli mikrofondan çok daha dardır. Tevcihli mikrofonu normal objektif kabul edersek, tüfek mikrofon teleobjektiftir.
SHOW CARDSBak. CUE CARDS.
SHRINKAGEDARALMA, BÜZÜLMEUzun süre depolanma veya laboratuar işlemleri sırasında nem kaybı yüzünden filmin boyutlarında meydana gelen daralma. Bunun sonucunda görüntünün şekli bozulabilir ve gösterim sırasında film yırtılmaya yatkındır.
SHUTTEROBTÜRATÖRFilm kamera kızağında hareket halindeyken pencereyi kapatan, kare yerinde hareketsiz kaldığı an pencereyi açarak duran karenin pozlanmasını sağlayan kamera parçası.
SHUTTLEMEKİKKamerada grifi taşıyan ve onun değişik yönlerdeki hareketlerini sağlayan parça.
SIDE CAR MOUNTARABA YANI MONTÜRKamerayı bir arabanın yanına tutturmak için kullanılan araç.
SIGNATORYBir birlik veya sendika ile uyuşma anlaşması imzalamış olan şirket.
SILENT (=SILENT BIT)SESSİZ ROLSöz söylemeyen, fakat sahnedeki olaya katılan oyuncu. Örneğin, başoyuncunun tabağına çorba dolduran garson, sessiz roldür. Masalar arasında dolaşan başka bir garson, figüran (EXTRA) kabul edilir.
SILENT PRINT (= PICTURE PRINT)Ses bandı (SOUNDTRACK) olmayan pozitif kopya.
SILENT SPEEDGörüntülerin yanında ses kullanılmayacaksa, filmin hızının 16-18 kare/ saniye olması yeterlidir.
SILHOUETTESİLÜETArkadan aydınlatıldığı için kameraya bakan tarafında ayrıntı görülmeyen, sadece kütlesinin çevre çizgisi ile ayırdedilen kişi veya cisim.
SILK (= BUTTERFLY)İPEKÇekim sırasında sert ışığı yumuşatmak için kullanılan büyük dikdörtgen beyaz kumaş. Çoğunlukla dış çekimlerde kullanılır.
SINGLE BROADBak. BROAD.
SINGLE CARDTEK KARTONJenerikte perdede tek kişinin adını gösteren yazı. Ortak kartona göre daha avantajlıdır.
SINGLE FRAME EXPOSURETEKKARE ÇEKİMFilmin, her seferinde bir (veya iki) kare pozlandırıldığı canlandırma (ANIMATION) sineması ve duraksamalı çekim (TIME LAPSE) tekniği.
SINGLESTEKLERBir sahnenin (SCENE) destek-örtü plânları (COVERAGE) çekilirken yönetmen, sözünü söyleyen veya söyleneni dinleyen (REACTION SHOT) oyuncuları tek tek görüntüleyen planlar çeker. Bu planlara, o oyuncunun tekleri denir. Tekler, yakın plan, bel plan veya boy plan gibi değişik ölçeklerde olabilir, yeter ki tek oyuncuyu görüntülesin.
SINGLE SYSTEMTEKLİ SİSTEMAynı film şeridine hem görüntü, hem de ses kaydedilen tarz. Ses kalitesi, görüntü ve sesin ayrı ayrı kaydedildiği ikili sistemdeki (DOUBLE SYSTEM) kadar iyi olmadığı ve kurguda sorunlar yarattığı için günümüzde yalnız haber filmlerinde ve kimi belgesellerde (DOCUMENTARY) kullanılmaktadır.
SKIP FRAMINGKARE ATLAMAHer iki veya üç karede bir kareyi (FRAME) basarak hareketi hızlandıran optik baskı tekniği. Bak. DOUBLE PRINTING.
SKY FILTERGÖKYÜZÜ FİLTRESİSiyah-beyaz çekimlerde kullanılan ve görüntüde fazla aydınlık olan gökyüzünü koyulaştıran filtre.
SLATE (= CLAPSTICKS, CLAPPERBOARD) KLAKETÜst kenarıda menteşeli bir çubuk bulunan yazı tabelası. Üzerine filmin, yönetmenin, görüntü yönetmeninin adları, bobin, sahne ve plan numarası, çekim sayısı ve tarih yazılır. Kurguda her çekimin görüntü ve sesinin eşlenmesini sağlar. Ancak klaket verildikten sonra 'başla' veya 'hareket' komutu verilir.
SLEEPERHerkesin beklediğinin tersine, büyük gişe başarısı sağlayan film.
SLOP PRINTBak SCRATCH PRINT.
SLOW MOTIONYÜKSEKKARE24 kare/saniyeden yüksek hızla çalışan kamerayla çekilen görüntülerde elde edilen etki. Tersi düşük karedir (ACCELERATED MOTION).
SLUGAMORSİş kopyasında yırtılmış, eksik veya sonradan yerine konacak bir planın yerine geçici olarak konan yanık veya bozuk film şeridi. Bak. FILL.
SMOKE/FOG EFFECTSDUMAN/SİS ETKİSİİç veya dış mekânda makineyle yapılan, gerçekçi ve çabuk elde edilen sis veya duman etkisi. Tehlikesiz ve uzun süre kalıcıdır.
SMPTESOCIETY OF MOTION PICTURE AND TELEVISION ENGINEERS sözcüklerinin kısaltması.
SNEAK PREVIEWİzleyicinin tepkisini ölçmek veya piyasada söylenti yaymak için bir filmi vizyona çıkmadan önce bir sinemada oynatmak. Bu gösterimden sonra izleyicinin tepkisine göre filmde değişiklik yapılması çok rastlanan bir şeydir.
SNOOTBORUIşığı sette belirli bir yere yöneltmek için ışık kaynağının önüne takılan koni şeklinde boru.
SNOW EFFECTKAR ETKİSİKar yağması gereken sahnelerde kuştüyü veya rendelenmiş plastik köpükle yapılır.
SOCIETY OF MOTION PICTURE AND TELEVISION ENGINEERS (SMPTE)Sinema ve televizyon endüstrisinde teknik standartlar koyan meslek kuruluşu.
SOFTYUMUŞAKDüşük kontrastlı negatifi veya kopyayı belirten terim.
SOFT FOCUSFLU, BULANIKKamera yardımcısı (FOCUS PULLER) objektifi (LENS) gerekli yere odaklamadığı zaman görüntünün (IMAGE) berrak olmadığını, bulanık göründüğünü belirtmek için kullanılan terim. Bu durum, bilinçli olarak romantik bir etki veya pus etkisi elde etmek için tül, vazelin veya yumuşatma filtresi (DIFFUSION FILTER) kullanılan durumlarla karıştırılmamalıdır.
SOFT LIGHTYUMUŞAK IŞIK, SOFT LAMBAIşık kaynaklarının önüne konan dağıtıcılarla (DIFFUSERS) veya filtrelerle (GELS) sağlanan, gölgelerin en az belli olacağı ışık tarzı. Aynı zamanda özel türde bir lambanın da adı.
SOFT WIPEYUMUŞAK SİLMESınır çizgisi keskin olmayan silme (WIPE).
SOUNDSESBir filmin, manyetik bant veya şeride kaydedilen işitsel (AUDIO) kısmı. Müzik, etki, konuşma gibi değişik bağımsız kanallara (TRACK) kayıt yapılır, sonra bunlar tek kanalda birleştirilip 'bileşik ses kanalı' (Composite Sound Track) elde edilir.
SOUND CAMERASESLİ ÇEKİM KAMERASIÖzel tasarlanmış, çekim sırasında mekanik kısımların sesini mikrofonun duyamayacağı kadar iyi ses yalıtımı yapılmış kamera. Bak. BARNEY.
SOUND CREWSES EKİBİGenellikle üç kişiden - ses kayıtçı (PRODUCTION MIXER/ SOUNDMAN/ RECORDIST), bum operatörü (BOOM OPERATOR) ve kablocu (CABLE PULLER) - oluşan ses kayıt ekibi.
SOUND EFFECTS (SFX)SES ETKİSİSes bandında, müzik ve konuşmalar dışındaki her türlü yapay veya doğal seslerin kayıtlı olduğu bölüm. Kapı açılması, kuş cıvıltısı, bardak kırılması gibi sesler ayrı olarak kaydedilir (WILD SOUND) veya arşiv bantlarından aktarılır.
SOUND SPEEDSES HIZIEşzamanlı (IN SYNC) ses çekimi yapılırken filmin kameradan geçiş hızı.
SOUND STAGESESLİ ÇEKİM STÜDYOSUGenellikle filmlerin iç sahnelerinin çekimlerinin yapıldığı geniş, ses yalıtımlı film stüdyosu.
SOUND STRIPEFilm şeridinin kenarına kaplanan ince manyetik tabaka.
SOUND TRACK1) Bir filmin üç veya dört kanala ayrılan işitsel bölümü: sözler (DIALOGUE), müzik, etki (EFFECT) ve ek etkiler için yedek bir kanal. Bu kanallar birleştirilip (MIX) optik ses kanalı üretilir ve laboratuarda film şeridinin kenarına aktarılır.
2) Bir filmin müzikleri kaydedilerek satışa çıkarılan plak, bant ve kompakt disk.
SOUPFilmlerin yıkandığı (DEVELOPMENT) kimyasal banyolar (DEVELOPER) için kullanılan argo terim.
SPAGHETTI WESTERN1960’larda pek yaygın olan bir film türü, İtalya'da küçük bütçelerle çekilen kovboy filmleriydi. Oyuncu Clint Eastwood ve yönetmen Sergio Leone bu filmlerle ün kazandılar.
SPECIAL CAMERA OPERATORSualtı, stedikam, hava çekimleri gibi özel kamera şartlarında uzmanlaşmış kamera ekibi (CAMERA CREW) elemanı. İşin uzunluğu ve karmaşıklığına göre genellikle günlük ücretle işe alınırlar.
SPECIAL EFFECTS (SP-FX)ÖZEL ETKİÖzel, olağanüstü olan ve yaratılması gereken etki. Dekorda normal çalışan bir lavabodan 'Yıldız Savaşları'ndaki karmaşık etkilere kadar çok çeşitli tarzlarda olabilir. Hava, su, ateş ve bunların her türü (yağmur, çamur, kar, fırtına, çığ vb.), özel etki bölümünün (SPECIAL EFFECTS DEPARTMENT) sorumluluğundadır. Bak. BLUE SCREEN SHOT, CHROMA KEY, MATTE SHOT, MINIATURE.
SPECIAL EFFECTS DEPARTMENTÖZEL ETKİ BÖLÜMÜBir yapımdaki bütün özel etkilerden sorumlu yapım ekibi (PRODUCTION CREW) bölümü (bazan da özel bir yapım şirketi).
SPECIAL PORTABLE CAMERAÇekimde akıcı hareketler yapabilmek için PANAGLIDE ve STEADICAM gibi sistemlere bağlanabilen kamera. Sehpa (TRIPOD) veya kaydırma arabası (DOLLY) üstündeki kamera ile çekilemeyecek sahneleri çekmek için kullanılır.
SPEED (i)HIZ1) Filmin kamera, projektör veya basıcının kızağından geçerken kare/ saniye (FRAMES PER SECOND) birimi ile ölçülen geçiş hızı. 35 mm filmin normal geçiş hızı 24 kare/saniyedir. Bak. FOOTAGE.
2) Bir ham filmin ASA, DIN, ISO sayılarıyla ölçülen ışığa duyarlığı.
SPEED! (f)HIZ!Çalışmaya başlayan ses kayıt aracı istenen hıza ulaştığında, ses teknisyeninin yönetmen için yüksek sesle verdiği uyarı.
SP-FXSPECIAL EFFECTS sözcüklerinin kısaltması.
SPIDERÜÇGENKamera sehpasının yerde kaymaması için kullanılan bağlantı parçası.
SPIDER BOXBAĞLANTI KUTUSUBirçok kabloya elektrik bağlantısı sağlamak için kullanılan ara bağlantı parçası.
SPILL LIGHTSette, olmaması gereken bir yere veya cisme düşen aşırı ve istenmeyen ışık.
SPLICEEKİki film şeridinin birleştirilmesi. İki şekilde yapılabilir: Sıcak ek (HOT SPLICE) veya yapışkanlı ekte (CEMENT SPLICE) parçaların birleşecek uçları kazınarak özel bir yapışkanla yapıştırılır. Bantlı ekte (TAPE SPLICE) uçlar, yapışkan bantla birleştirilir.
SPLICERYAPIŞTIRICIFilmleri eklemek için kullanılan araç. Yapışkanlı ek ve bantlı ek için ayrı türleri vardır.
SPLIT FOCUSARA NETBiri ön, biri arka plandaki iki kişi veya cismi de net görüntüleyebilmek için objektifi bu iki nokta arasında bir yere odaklama yöntemi.
SPLIT REELAYRILIR BOBİNİki yanağı göbekten ayrılabilen makara. Filmi sarıp yanakları ayırınca bobin takozun (CORE) üstünde kalır.
SPLIT SCREENBÖLÜNMÜŞ RESİMBirden fazla görüntünün (IMAGES) aynı karede (FRAME) birleştirilmesi temeline dayanan özel etki (SPECIAL EFFECT). 'Thomas Crown Affair', bu tekniğin örnekleri yönünden zengin bir filmdir. 1960-1970 yılları arasında çok kullanılan bu etki, optik basıcıda gerçekleştirilir.
SPOTLIGHT (= SPOT)SPOTIşık huzmesi daraltılıp genişletilebilen lamba. Film çekiminde en çok kullanılan lamba türüdür.
SPOTTING SESSIONYapım sonrasında (POST PRODUCTION) yönetmen, besteci ve kurgucunun, filmin müziklerinin hangi görüntüler üzerine düşeceğini kararlaştırdıkları toplantı.
SPROCKET HOLEPERFORE, DİŞ DELİĞİBak. PERFORATIONS.
SPROCKETSTAMBURKamera, projektör veya basıcıda (PRINTER) film şeridinin ilerlemesini sağlayan dişli makaralar.
SPUNCAM YÜNÜIşıkları yumuşatmak için ısıya dayanıklı olan cam yünü tabakalar kullanılırdı. Bugün bu iş için plastik tabakalar kullanılıyor.
SQUEEZE LENSSIKIŞTIRAN OBJEKTİFAnamorfik objektif için kullanılan endüstri terimi.
SQUIBFÜNYEBir hedefe kurşun isabet etmesi etkisi yaratmak için kullanılan, elektrikle uyarılan düzenek. İki kablonun uçları kimyasal bir maddeye bağlanır. Elektrik verildiğinde kablo uçlarında kısa devre olur ve küçük bir patlama meydana gelir. Bu düzenek bir oyuncunun
üstünde kullanılacaksa, oyuncunun vücudu ile fünye arasına bir koruyucu tabaka konur, böylece patlama dışarı doğru olur. Fünyenin yanına kan dolu küçük bir torba konarak 'vurulmanın' gerçekçi olması sağlanır.
STAGE1) Tiyatro sahnesi.
2) Dekorların kurulup film çekiminin yapıldığı iç veya dış mekân.
STANDARD SCRIPT FORMATSTANDART SENARYO FORMUSenaryonun daktilo edilmesinde tercih edilen tarz. Değişik bir tarzda yazılacak olursa, yapım yönetmeni (PRODUCTION MANAGER) için sahnelerin çekim süresini hesaplamakta zorluk çıkabilir.
STANDARD STOCKSTANDARD HAMFİLM35 milimetre genişliğindeki film.
STAND-INPROVA DUBLÖRÜBir sahne hazırlanıp ışıklar düzenlenirken, bir yıldızın dublörlüğünü yapan kişi.
STANDING SETSÜREKLİ DEKORİçerde veya dışarıda sürekli korunan dekor.
STARYILDIZBaş roldeki ünlü oyuncu. Çoğu zaman sadece bir yıldızın rolü kabul etmesi, projenin finans sorunlarının çözülmesini sağlar.
STARTEDBir oyuncunun çalışmaya başladığı ilk iş gününü belirtir. Bir takım kurallar bu günü temel alarak uygulanacağından, ilk iş gününü doğru saptamak önemlidir.
START MARKSTART, BAŞLAMA İŞARETİEşlemeyi (SYNCHRONIZATION) sağlamak için bobinin amorsuna (LEADER) ve ses şeridine (SOUND TRACK) konan işaret (CUE).
STATIC MARKSSTATİK İZLERİHızla açılan pozlanmamış film bobininde oluşan statik elektrik izleri. Genellikle soğuk havada oluşur.
STEADICAMSTEDİKAMSehpasız kullanılan kameranın sarsılmaması için yapılmış özel araç. Bu buluş 1977 yılında özel bir Akademi (Oskar) ödülü aldı.
STEENBECKBir kurgu masası markası.
STEP DEALAŞAMALI ANLAŞMAHer basamağın sonucuna göre öbür basamağa devam edip etmemeye karar verilen senaryo geliştirme yöntemi: sinopsis, tretman, ilk yazım gibi.
STEP OUTLINEBak. SYNOPSIS.
STEP PRINTINGTEKKARE BASKIOlası kıpırdamaları kesinlikle önlemek için her karenin kontrgrifle (REGISTRATION PINS) tutularak teker teker basıldığı optik baskı yöntemi. Özellikle geriplan projeksiyonunda ve travelig matta kullanılacak planların baskısı böyle yapılır.
STEREOPHONIC SOUNDSTEREO SES1950’den beri pek çok geniş perde (WIDE SCREEN) filmde kullanılan ses düzeni. Günümüzde pek çok standart formatlı film (düz film) de stereo sesli kopyalarla dağıtıma girmektedir. Sese gerçeklik ve hareket duygusu katar. Özellikle müzik ve ses etkileri için önemlidir.
STEREOSCOPIC CINEMA(= 3-D)ÜÇBOYUTLU SİNEMAÖzel camlı gözlüklerle seyredildiği zaman perdedeki görüntüye üç boyutlu etkisi veren teknik. Bu filmlerin çekimi de özel kameralarla yapılır.
STILLFOTOĞRAF1) Fotoğraf makinesi ile saptanmış görüntü.
2) Bir oyuncunun veya filmdeki bir sahnenin reklam amacıyla kullanılan 18x24 boyutta fotoğrafı.
STILL PHOTOGRAPHERSET FOTOĞRAFÇISIDevamlılığın sağlanması veya reklamda kullanmak amacıyla sette fotoğraf çekmekle görevli kişi.
STOCK (= RAW STOCK) HAM FİLMPozlanmamış ve yıkanmamış film.
STOCK FOOTAGE (= LIBRARY FOOTAGE)STOK ŞUT, ARŞİV PLANÇok değişik konuların önceden çekilip arşivlenmiş ve yeni bir yapımda kullanılabilecek planları. Yeniden çekimleri pahalı, zor veya imkânsız olan durumlarda kullanılır.
STOPDİYAFRAMBak. APERTURE, F-STOP, T-STOP.
STOP DOWNDİYAFRAM KAPAMAKObjektiften geçen ışık miktarını azaltmak ve alan derinliği (DEPTH OF FIELD) sağlamak için diyaframı kısarak objektifin açıklığını azaltmak.
STOP FRAMEDONUK KAREBak. FREEZE FRAME, HOLD FRAME.
STOP MOTIONDURAKSAMALI ÇEKİMHer bir veya iki kare pozlamadan (EXPOSURE) sonra çekilen cismin kıpırdatıldığı canlandırma sineması (ANIMATION) tekniği. Cansız cisimlerin hareket ettiğini gösteren reklam filmlerinde sıkça kullanılır.
STORY ANALYSTHİKAYE ARAŞTIRICIBir stüdyonun veya şirketin hikâye bölümüne her hafta verilen film konusu içerebilecek edebi eserleri (senaryo, tretman, roman, hikâye vb.) okuyup inceleyen hikâye bölümü elemanı. Bak. READER.
STORYBOARDSTORİBORD, TASLAKBir filmin kimi sekanslarının veya tamamının görüntülerinin çekildiği zaman nasıl görüneceklerini gösteren çizim veya fotoğraflardan oluşan taslak. Alfred Hitchcock, filmin tüm planlarının taslağını yapmadan çekime başlamamakla ünlüydü. Taslaklar, reklam filmlerinde çok kullanılır. Reklam ajansı bunları müşterisine gösterip onayını alır, sonra çekimi gerçekleştirmesi için yapımş şirketine verir.
STORY EDITORBir stüdyonun hikâye araştırmacılarının danışmanı olan hikâye bölümü elemanı. Araştırmacıların raporlarını okuyup, geliştirmek için eserin satın alınıp alınmaması önerisiyle patrona iletir.
STRAIGHT CUTKESMEAraya bir optik etki katmaksızın, bir plandan öbürüne geçmek.
STREAMERErime (FADE), ses erimesi, geçmeı (DISSOLVE), yazılar (TITLE) gibi özel etkilerin nerelerde uygulanacağını optik baskı laboratuarına, ses mühendisine, efektöre belirtmek için kurgucunun, iş kopyası üzerine çizdiği işaretler.
STRESS MARKSNegatifteki sürtünme veya sıkıştırmadan dolayı kopyada oluşan çizik. Bak. ABRASIONS.
STRIKE1-) Çekim tamamlandıktan sonra bir seti yıkmak. Günlük
iş kopyalarını görmeden dekor yıkılmaz
2-) Grev. 3-) Bir negatiften kopya basmak.
STRIPEManyetik sesli kopya yapılacağı zaman film şeridinin kenarına kaplanan manyetik tabaka. Son şeklini alan ses şeridi, bu manyetik tabakaya aktarılır
STROBESTROBOKısa aralıklarla yanıp sönen ışık altındaki hareketli cismin filmi çekildiğinde beliren sarsak, kopuk hareket etkisi. Bu etki genellikle, pozlamalar arasındaki aralıklarla cismin hareketi arasındaki uyumsuzluktan doğar.
STUDIOSTÜDYO (YAPI)Ön hazırlıklar, yapım ve yapım sonrası için yapım şirketlerine hizmet veren bürolar), çekim platoları, kurgu odaları, seslendirme salonları gibi birarada kurulmuş yapılar.
STUDIOSTÜDYO (KURULUŞ, ŞİRKET)Film ve televizyon gösterileri geliştiren, yapan ve dağıtan kurum, şirket. Hollywood'un eski günlerinde stüdyolar çok daha güçlü ve kendilerine yeter haldeydi. Yapımcı, yönetmen, oyuncu ve yazarları maaşla ve kontratla kendilerine bağlar, sanat, kostüm, makyaj, reklam bölümleri kurarlardı. Proje tasarımından, bitmiş kopyanın dağıtımına kadar, film yapımının her safhası için gerekli her şeyi, hatta gösterim salonlarını bile kendi bünyelerinde tutarlardı. Bugün stüdyolar bütün bu insanları maaşla bağlamak yerine gerekli süre için kiralamak yöntemini seçmektedir.
STUDIO ZONESTÜDYO BÖLGESİHer stüdyonun bulunduğu şehirde bir stüdyo bölgesi belirlenmiştir. Los Angeles'de bu bölge, La Cienega ve Fairfax merkez olmak üzere 30 mil yarı çaplı alandır. Bu alanın dışındaki her yer uzak mekân kabul edilir. Daha belirgin söylemek gerekirse, oyuncuların ve ekibin gecelemek zorunda kaldığı mekânlar, uzak mekân olarak tanımlanır
STUNT (= GAG)GAGBir oyuncu veya özel eğitimli bir dublörün yaptığı tehlikeli veya muhtemelen tehlikeli oyun veya hareket.
STUNT COORDINATORGAG DÜZENLEYİCİBir yapımda gagların düzenlenmesi ve uyumundan sorumlu ekip elemanı.
STUNT DOUBLE (= STUNTMAN, STUNT PHOTO DOUBLE)DUBLÖRBir oyuncuya benzeyen veya benzetilen ve tehlikeli sahnelerde onun yerine oynayan kişi.
SUBJECTIVE CAMERAKAMERA-GÖZBak. POINT OF VIEW
SUBMERGED PRINTINGISLAK BASKIBak. LIQUID GATE.
SUBTITLESALTYAZIYabancı dildeki bir filmde konuşmaların çevirisini veren, görüntü üzerine bindirilmi yazılar.
SUBTRACTIVE PROCESSEKSİLTMELİ BASKIRenkli filmde kopyayı doğru renkte basmak için beyaz ışıktan renk eksilterek baskı yapma metodu.
SUNGUNSANGANÇoğunlukla belgesel veya haber çekimlerinde kullanılan, akü veya pille beslenen güçlü portatif lamba.
SUNLIGHTGÜNEŞ IŞIĞIGökyüzünden gelen günışığ (DAYLIGHT) dışında, güneşten doğrudan gelen ışık.
SUNSHADEPARASOLEYBak. MATTE BOX.
SUPERIMPOSITIONKamerada veya optik basıcıda film birkaç kere pozlayarak her kareye üstüste birkaç görüntü çekmek.
SUPPORTING PLAYERSYARDIMCI OYUNCUBir film veya televizyon gösterisinde ikinci derecedeki roller oynayan oyuncu.
SWASHBUCKLERMACERACI, KAHRAMAN (HAFİYESİ ASIL OĞLAN)Errol Flynn, John Barrymore ve Harrison Ford gibi atılgan, yakışıklı, serseri tip. Bu tiplerin filmleri macera, heyecan ve eğlence doludur. My Favorite Year filminde Peter O'Toole, eski bir kahraman tipin başarıyla oynamıştıR.
SWEETENSes şeridinde küçük düzeltmeler yapmak.
SWING GANGSet dekoratörünün yönetimi altında dekorları hazırlayan ve yıkan ekip.
SWISH PAN (=WHIP PAN, ZIP PAN)YILDIRIM PAN, HIZLI ÇEVRİNMEBulanık görüntüler elde etmek için kamerayla sağa veya sola hızla pan (çevrinme yapmak. Dramatik etki için kullanılır.
SYNCSYNCHRONISATION sözcüğünün kısaltması.
SYNCHRONIZATIONSENKRON, EŞLEMEBir görüntü ve ona ait olan ses eşzamanlıysa, film senkrondur. Bunun dışındaki her durum, non senkrondur.
SYNCHRONOUS SOUNDEŞZAMANLI SES1) Bir filmde görüntüyle doğrudan ilişkili ses (bir ayak fren pedalına basarken duyulan fren sesi). Yolun ortasında dehşet içinde bakan kadın görüntüsü üstüne düşen fren gıcırtısı, asenkron ses örneğidir.
2) Kamera sahneyi görüntülerken eşzamanlı olarak kaydedilen ses.
SYNC MARKEŞLEME İŞARETİBak. START MARK.
SYNC MOTORSENKRON MOTORSesli çekimler için kullanılan sabit devirli motor. Doğru akımın 50 veya 60 frekansından aldığı uyarı, motor devrinin değişmemesin sağlar.
SYNC PULSEEŞLEME UYARISIGörüntüyle sesi eşzamanlı tutmaya yarayan 50 veya 60 frekanslık uyarı.
SYNOPSISSİNOPSİSTasarlanan bir filmin hikâyesinin kısa özeti. Aşamalı anlaşmada önce sinopsis, sonra tretman (TREATMENT), peşinden senaryo (SCREENPLAY) yazılır.
TACHOMETERTAKOMETREKamera çalışırken saniyede kaç kare pozladığını gösteren gösterge.
TAFT-HARTLEYTAFT-HARTLEY KANUNUBir birlik veya sendikaya katılmaya çağrılmazdan önce bir kişinin bir işte otuz gün çalışabileceğini belirten iş kanunu.
TAGTelevizyon şovlarının sonunda sonsöze benzer kısa bir sahne.
TAILBOBİN SONUBir film bobinin sonu.
TAILS OUTBOBİN SONDAKurgu masasında veya projektörde bir gösterimden sonra bobinin dışta kalan ucu, filmin sonudur. Yeni bir gösterim yapmak için bobini başa sarmak gerekir.
TAKEÇEKİMKamerayla bir seferde yapılan çekim. Yönetmen, oyuncular ve teknik ekipten istediği sonucu alana kadar bir planın pek çok çekimi yapılır.
TAKE-UP REELSARICI BOBİNProjektörden veya kurgu masasından geçen filmin sarıldığı makara.
TALENTÇerçeve içi veya çerçeve dışı oyuncular (hayvanlar dahil).
TAPEBANTBak. MAGNETIC TAPE.
TAPE SPLICEBak. SPLICE.
TARGETBak. GOBO, FLAG.
TEACHERBak. WELFARE WORKER.
TECHNICAL ADVISORTEKNİK DANIŞMANBir filmde, kendi meslek alanına giren bölümlerin doğru gösterilmesi için yardımına başvurulan uzman (747’nin pilot kabininde geçen sahnelerde, bu uçağı kullanmış emekli bir pilota başvurmak gibi). Senaryo hazırlığında kostüm, diyalog, makyaj için de teknik danışmanlara ihtiyaç duyulabilir.
TECHNICAL COORDINATORTEKNİK KOORDİNATÖRÇok kameralı çekimlerde yönetmene yardım eden kişi. Başlıca görevi, olaya ve birbirlerine göre kameraların hareketini düzenlemektir.
TECHNICOLORTEKNİKOLORBirinci dünya savaşı sırasında Herbert T. Kalmus ve Daniel F. Comstock tarafından icat edilen renkli film tekniği. Başlangıçta, özel bir projektör yardımı ile perdede yalnız iki rengi (kırmızı ve yeşil) yansıtabilen sistem çok pahalıydı ve doyurucu olmaktan uzaktı. 1932 yılında daha göz doyurucu bir sonuca ulaşılabildi: her biri bir asal renge (PRIMARY COLORS) duyarlı üç negatif şerit, tek bir pozitife basılarak çok renkli kopya elde edildi.
TELECINETELESİNEBir filmi manyetik banda aktarma işlemi.
TELEPHOTO LENSTELEOBJEKTİFNormal objektife göre daha uzun bir odak mesafesi olan objektif. Ana özelliği, uzaktaki cisimleri yakındaymış gibi görüntüleyebilmesidir. Bu objektiflerde alan derinliği azdır.
TELEPLAYTELEVİZYON SENARYOSUTelevizyon için yazılmış senaryo.
TELEPROMPTERReplik kartonunun (CUE CARDS) yerini alan elektronik sistem. Kamera objektifinin yanına konulan bir monitör ve objektifin önüne açılı yerleştirilen bir yarı-ayna yardımıyla, objektife bakarak konuşan oyuncu veya spikerin, monitörde beliren yazıları okuması sağlanır.
TEMPOTEMPOBir filmde olayların gelişme hızı ve ritmi.
TENNERONLUK10 kilovatlık spot lamba.
THEMETEMA1) Bir filmdeki temel fikir.
2) Bir yer veya kişiyle özdeşleşen müzik parçası (Dr. Jivago filminde Lara'nın temi).
THIN NEGATIVEZAYIF NEGATİFAz pozlanmış (UNDEREXPOSED) negatif.
THREADFilmi kamera, projektör veya basıcıda tamburlar (SPROCKETS), pencere kızağı (GATE) ve film geçiş yoluna yerleştirmek.
3-DÜÇ BOYUTLUBak. STEREOSCOPIC.
THREE-STRIPTECHNICOLOR sisteminin temel yapısı.
THROWÜstüne görüntünün düştüğü perde ile projektörün objektifi arasındaki uzaklık.
TIGHT SHOTOyuncu veya cismin yakın planı. Bak. CLOSE-UP.
TILTTİLT, DİKEY ÇEVRİNMEKameranın, yatay aks üzerinde yukarı ve aşağı doğru dönmesi.
TIME LAPSEARALIKLI ÇEKİMFilmde kareleri belirli aralıklarla pozlama sistemi. Film izlenirken hareketin hızlandığı görülür (topraktan hızla çıkıp büyüyen bitki, çok kısa sürede ağını örüp bitiren örümcek gibi).
TIMERPlanların renk dengesini değerlendiren ve gereken renk düzeltmelerini (COLOR CORRECTIONS) yapan laboratuar teknisyeni.
TIMINGZAMANLAMA1) Bir oyuncunun, oyununun ritim ve akışıyla, bir sahneye gereken doğru tempoyu yaratabilme yeteneği.
2) Laboratuar teknisyeninin, planların yoğunluk ve renk dengesini değerlendirmesi.
3) Bir senaryodaki sahnelerin, film bitip gösterildiğinde ne uzunlukta olacaklarını hesaplamak. Zamanlaması iyi yapılmış bir projede pek çok gereksiz masraftan kaçılmış olur. Çok uzun sahneler, kurguyu beklemeden senaryo aşamasında kısaltılır.
TITLESJENERİKFilmin başında ve sonunda görünen yazılar. Filmin adını gösteren yazıya 'başlık' (MAIN TITLE) denir. Konuşmaları yabancı bir dile çevirerek görüntünün altında gösteren bindirme (SUPERIMPOSED) yazılara 'altyazı' (SUBTITLES) denir.
T-NUMBERBak. T-STOP.
TONAL KEYGörüntünün aydınlık ve karanlık bölgelerinin değer oranı. Parlak ışık (HIGH KEY), bol ışıkla aydınlatılmış, sert gölgeleri olmayan, 'zayıf ışık' (LOW KEY) ise loş aydınlatılmış, bol gölgeli görüntüler verir. Bak. HIGH KEY, LOW KEY.
TONETONDoğrusu, bir fotoğrafik görüntünün rengidir ama çoğunlukla (yanlış olarak) gri tonun değişik değerlerini belirtmek için kullanılır.
TONINGTONLAMAKimyasal işlemle bir filmin rengini veya tonunu değiştirmek.
TOP BILLINGBir oyuncu veya ekip elemanının adının, jenerikte veya afişlerde, filmin başlığına (MAIN TITLE) oranla avantajlı yerde gözükmesi (tek isimse, başlık öncesi ve ortalanmış, iki isimse, başlık öncesi ve solda). Eş değerdeki iki kişinin adlarının yazıldığı tek kartonda eşitlik sağlamak için sağdaki isim, soldakine göre daha yukarda yer alır.
TOP HATBak. HIGH HAT.
TOP SHEETBAŞ SAYFA, ÖZET SAYFASIBir bütçede bütün kalemlerin toplamını ve sonunda da genel toplamı veren özet sayfası
TRACK1) Ses Şeridi - Bak. SOUND TRACK.
2) Kaydırma arabasının (DOLLY) tekerlekleri altına döşenen ağaç veya madeni raylar.
TRACKING SHOTTAKİP PLANIBak. DOLLY SHOT.
TRADES/TRADE PAPERSGösteri endüstrisiyle ilgili günlük veya haftalık yayınlanan gazete.
TRAILERFRAGMANBir sinema filminin, kendine özgü kurgusu olan kısa film halinde özeti. Kısa bir süre sonra gösterilecek olan filme izleyicide ilgi ve talep uyandırmak amacını güder. Süreleri genellikle iki dakikadan kısadır. Günümüzde fragmanlar, kendi yapıları içinde bir sanat tarzı kabul edilmekte, gelişmiş teknikle estetiği birleştirerek pazarlama alanında etkili olmaktadır.
TRAINERHAYVAN EĞİTİCİFilmlerde oynayan hayvanları eğiten kişi. Genellikle, eğittiği ve numaralar yapmayı öğrettiği hayvanların sahibidir. Bir hayvanın oynadığı bölümler çoğu zaman her biri değişik numaralar öğrenmiş birkaç benzer hayvan kullanılarak tamamlanır.
TRANSFERTRANSFER, AKTARMAGörüntü veya sesin manyetik banda kopyalanması işlemi.
TRANSITIONAL EFFECTSGEÇİŞ ETKİSİBak. DISSOLVE, FADE, WIPE.
TRANSLITEBak. BACKING.
TRANSPARENCYSAYDAMProjeksiyon yapılabilen, cam veya film üzerindeki görüntü. İşlemli planlarda (PROCESS SHOT) sahnenin hareketsiz geri planının yansıtılmasında sık sık kullanılır.
TRANSPORTATIONULAŞTIRMAYapımla ilgili olarak ekip ve malzemelerin nakliyesinden ve araçlardan sorumlu yapım bölümü. Kimi durumlarda görüntü arabaları (PICTURE CARS) aksesuar bölümünün sorumluluğundadır.
TRAVELING MATTEDeğişik zamanlarda çekilmiş iki veya daha fazla hareketli planın tek planmış gibi birleştirildiği karmaşık işlem.
TRAVELING SHOTBak. DOLLY SHOT.
TREATMENTTRETMANAnlatımı geliştirilmiş ve sözlerin (DIALOGUE) ilk şekli yazılmış ayrıntılı sinopsis.
TRIANGLEÜÇGENBak. SPIDER.
TRICK PHOTOGRAPHYHİLELİ GÖRÜNTÜBak. SPECIAL EFFECTS.
TRIM (i)ŞUTBir filmin, kurgucunun kesip çıkardığı kullanılmayan bölümleri.
TRIM (f)1) Kurgu sırasında bir sahneyi kesip kısaltmak.
2) Bir ışığın parlaklığını azaltmak için lambanın önüne tül takmak.
TRIM BINBak. BIN.
TRIPACKHer biri asal renklerden birine duyarlı üstüste üç kat duyartabaka kaplı film şeridi.
TRIP GEARENTERVALOMETREKameranın, önceden belirlenmiş zamanlarda ve belirli aralıklarla tek veya birkaç karelik çekimler yapmasını sağlayan aygıt.
TRIPODKAMERA SEHPASIYüksekliği ayarlanabilir üç bacağı olan ve kamerayı taşıyan sehpa.
TROMBONELambaları setin duvarlarına asmaya yarayan maşa.
TRUCKING SHOTKAYDIRMA PLANIBak. DOLLY SHOT.
T-STOP/T-NUMBERHer objektifin kendine özgü ışık geçirgenliğine göre hesaplanmış diyafram değerleri.
TURNAROUND TIMEBir iş günündeki çalışmasını bitiren kişinin yeniden işbaşı yapması için geçmesi gereken en az tatil süresi. Cuma günü işini bitiren bir oyuncunun pazartesi günü işe başlaması için 58 saat tatil yapması gerekir. Bu süre kısalacak olursa, kişiye bir tazminat ödenir.
TURRETTARETZum objektifin icadından önceki kamera modellerinde (genellikle televizyon ve 16 mm) birkaç objektifin takıldığı ve döndürülünce, bu objektiflerin çabucak yer değiştirmesini sağlayan tabla.
TWO-SHOTİKİLİ PLANİki kişinin çerçeve sınırlarını doldurduğu yakın plan.
TYPECASTBir oyuncuyu, canlandıracağı karaktere benzerliği veya daha önce benzer roller oynadığı için bir role seçmek (Roger Moore'u uluslararası casus rolüne seçmek gibi).
TYLER MOUNTHelikopter veya uçaktan sarsıntısız çekim yapabilmek için kullanılan aygıt.
UHERBir taşınabilir ses kayıt cihazı markası. Bugün pek fazla kullanılmıyor.
ULTRAVIOLETMORÜSTÜGözle görülmeyen, fakat fotoğraf filminde mavimsi ton yaratan ışın.
UMBRELLA (= BOUNCE BOARD)Konuya ışık yansıtmak için kullanılan yansıtıcı. Patlak nokta (HOT SPOT) yaratmadan yumuşak bir ışık sağlar.
UNDERCRANKDÜŞÜK DEVİRKameraların elle çalıştırıldığı devirden kalma bir sözcük. Hızlandırılmış hareket (ACCELERATED MOTION) yaratmak için kamerayı normalin altında bir hızla çalıştırmayı belirtir.
UNDERDEVELOPEDAZ YIKANMIŞNormalden kısa sürede veya normal ısısının altındaki banyoda yıkanmış negatif. Sonuç, zayıf negatiftir (THIN NEGATIVE).
UNDEREXPOSEDAZ POZLANMIŞGereğinden az ışıkla veya gereğinden az süre pozlanmış negatif. Sonuç, zayıf negatiftir (THIN NEGATIVE).
UNDERGROUND FILMKonuları deneysel, başkaldırıcı, bohem veya dar bir izleyici kitlesine hitap eden filmleri belirtmek için 50’li yılların sonundan 70’li yılların başına kadar kullanılan terim.
UNDERLINEBak. BREAKDOWN.
UNDERSHOOTAZ ÇEKİMFazla çekimin (OVERSHOOT) tersi. Bir sahneyi bütünleyebilmek için gereken plan sayısından az sayıda plan çekmek. Fazla çekim bütçede aşırı masraf yaratabilir, ama az çekim, çok daha büyük masrafa sebep olur. Planların eksikliği ancak yapım sonrasında (POST PRODUCTION) anlaşılır ve eksik malzemenin tamamlanması için yeniden çekime girmek gerekir. Kurgucu ile yakın işbirliği içinde çalışan deneyimli bir devamlılık yazmanı, bu tehlikeli durumu önleyebilir.
UNDERWATER HOUSINGSUALTI KUTUSUSu altında güvenlikle çekim yapabilmek için kameranın içine konduğu su geçirmez kutu.
UNDERWATER PHOTOGRAPHYSUALTI FOTOĞRAFÇILIĞIÖzel kameralar, ışıklar ve mercekler kullanarak su altında çekim yapmak için geliştirilen fotoğrafçılık dalı.
UNION (= GUILD)BİRLİK, SENDİKAÇalışma şartlarını belirleyerek üyelerinin çıkarlarını koruyan işçi kuruluşu. Güçlerine ve ne kadar iyi teşkilatlanmış olmalarına bağlı olarak hukuki danışmanlık, sağlık ve emeklilik yardımı, eğitim programları gibi hizmetler verenleri, film şirketi sahibi olanları vardır.
UNITBir filmin çekiminde çalışan ekip (CREW).
UNIT MANAGEREKİP AMİRİ, PRODÜKSİYON AMİRİ Belirli bir film ekibinde yerel yönetim ve yapım yönetmenliğiyle görevli yapım bölümü elemanı.
UNIT PRODUCTION MANAGER (UPM) (= PRODUCTION MANAGER)YAPIM YÖNETMENİYapımcı (PRODUCER) adına bir yapımın (PRODUCTION) tüm yönetim, mali, teknik ayrıntılarını düzenleyip yönetmek ve tüm ekibin (CREW) çalışmasını gözetmekle görevli yönetici.
UNIVERSAL LEADEREVRENSEL AMORSGösterim kopyalarında her bobinin başına ve sonuna eklenen amors. Makiniste, şanjmanın yaklaştığını haber verir. Giderek akademi amorsunun yerini almaktadır. Bak. ACADEMY LEADER, FILM LEADER.
UNSQUEEZEGENİŞLETMEKAnamorfik mercekle (ANAMORPHIC LENS) çekilen bir filmde yanlardan sıkıştırılan görüntünün düzgün izlenebilmesi için projeksiyonda da anamorfik bir objektifle genişletilmesi gerekir. Bak. WIDE SCREEN.
UPSTAGE (i)Bir setin en gerideki, kameraya en uzak bölümü.
UPSTAGE (f)MASKELEMEK, ROL ÇALMAKİsteyerek veya istemeden bir oyuncunun başka bir oyuncuyla kamera arasına girip onu maskelemesi ya da oyun sırasında seyircinin dikkatini kendi üzerine çekecek hareket veya mimikler yapması. Çocuklar ve hayvanlar en büyük rol hırsızlarıdır.
UTILITY PERSONSette değişik bölümlerde yardımcılık yapan ekip elemanı.
VARIABLE-AREA SOUND TRACKDEĞİŞKEN YOĞUNLUKLU SES BANDISeslerin, siyahtan açık griye kadar değişik yoğunluklarda yatay çizgiler halinde kaydedildiği optik ses bandı.
VARIABLE FOCUS LENSDEĞİŞKEN ODAKLI OBJEKTİFBak. ZOOM LENS.
VARIABLE SHUTTERAYARLANIR OBTÜRATÖRFilm karesinin pozlanmasını kontrol eden ve açıklığı dereceyle belirtilen özel obtüratör. Sabit parçası yanında, açıklığı değiştiren hareketli bir parçası da olduğu için, kamerada erime ve geçme yapmayı mümkün kılar.
VARIABLE SPEED MOTOR (=WILD MOTOR )DEĞİŞKEN MOTOR4 kare/saniye ile 50 kare/saniye arasında hızlarda çalışabilen ve düşükkare veya yüksekkare çekimlerde kullanılan kamera motoru. Bak. OVERCRANK, UNDERCRANK.
VAULTDEPOGenellikle negatiflerin ve bantların saklanması için nem ve ısısı kontrollü ve yangına karşı emniyetli depo.
VEHICLEYapımda kullanılan her türlü taşıt.
VELOCILATORBak. CRANE.
VIDEO1) Manyetik bant üzerine elektronik görüntü kaydeden sistem.
2) Bir video bandının görüntü bölümü.
VIDEO ASSISTVİDEO KONTROLUÇekim sırasında kamera objektifinin verdiği görüntüyü aynı zamanda bir video cihazına da aktaran ve çekilen planın videoda izlenerek kontrolunu sağlayan araç.
VIEWERKurgu masasında filmi izleyebilmeyi sağlayan ekran.
VIEWFINDERVİZÖR, BAKAÇFilm karesine düşen görüntüyü izlemeyi sağlayan kamera parçası. Bak. RACKOVER, PARALLAX.
VIGNETTEVİNYETGörüntüdeki ilgi alanını net bırakıp, onun etrafındaki alanı bulanıklaştırmak.
VISUAL EFFECTSGÖRSEL EFEKT, GÖRSEL ETKİGeniş anlamda özel etkiyi, bazan da özel laboratuar işlemi, özel aydınlatma, set, filtreler ve filmin zorlanması gibi belirli bir hava sağlayacak yolları belirten terim. Büyük bütçeli yapımlarda çoğu zaman bir görsel etki danışmanı da bulunur.
VOICE OVER (VO)DIŞ SESKonuşan kişinin görüntüde gözükmediği diyalog veya anlatım.
WAGENİŞ AÇIWIDE ANGLE sözcüklerinin kısaltması.
WALLAHRABARBAGeri plandaki kişilerin ne dedikleri anlaşılmayan konuşma sesleri.
WALKIE-TALKIEEL TELSİZİGenellikle yönetmen yardımcıları sette hızlı haberleşme için kullanır.
WALK-ONYÜRÜYÜŞ, GEÇİŞBir filmde oyun gerektirmeyen, sözsüz kısa bir rol, görünüş.
WALK-THROUGHBak. RUN-THROUGH.
WARDROBEKOSTÜMBir film, sahne oyunu veya televizyon şovunda bir oyuncunun, üzerinde taşıdığı her türlü kumaş eşya.
WARDROBE MISTRESS/MASTERBak. COSTUMER.
WARNING BELLUYARI ZİLİTek zil, çekimin başlamak üzere olduğunu, herkesin ve herşeyin sessiz olması gerektiğini belirtir. İki zil, çekimin bittiğini, herkesin rahat edebileceğini bildirir.
WASHYIKAMA, DURULAMABanyodan çıkan filmin üstündeki kimyasal maddelerin temizlendiği 'su banyosu'.
WAXINGCİLALAMAKBanyodan yeni çıkan kopyaların projektörden rahat geçmesi için bobinlerin kenarları hafifçe yağlanarak cilalanır.
WEAVEFilm şeridinin kamera veya projektör kızağından geçerken iki yana doğru kıpırdaması.
WEDGE (= CINEX STRIP)Laboratuarın, günlük kopyaların yanında yolladığı kısa prova parçaları. Görüntü yönetmeni bunlara bakarak, bir gün önce kullandığı negatifin kalitesini ve yaptığı pozlamanın doğruluk derecesini anlar.
WELFARE WORKER/TEACHERReşit olmayan çocuk oyuncularla çalışırken uyulması gereken kurallara uyumu kontrol ve sağlamakla görevli kişi.
WESTERNVESTERN, KOVBOY FİLMİAmerikan sinemasına özgü bir film türü. Kovboylar, kızılderililer, atlar, kötü adamlar, iyi adamlarla doludur. Hikâyeleri hep Amerika'nın batısında geçer. John Ford ve Howard Hawks, bu türün en büyük ustaları idi.
WESTERN DOLLYBozuk, engebeli alanlarda kullanılan, büyük lastik tekerlekli kamera kaydırma arabası.
WET GATEBak. LIQUID GATE.
WGAWRITERS GUILD OF AMERICA sözleri için kısaltma.
WHIP SHOTBak. SWISH PAN.
WHIRLYBak. CRANE.
WIDE ANGLEGENİŞ AÇINormal objektifin gördüğünden daha geniş bir alanı kapsayan ve geniş açı objektifle çekilen plan.
WIDE ANGLE LENSGENİŞ AÇI OBJEKTİFNormal objektifin gördüğünden çok daha geniş bir alanı gören objektif. Perspektifi iyice zorladıkları için ön plandaki cisimler normalden büyük ve yakın, geri plandakiler normalden küçük ve uzak görünür. Normal objektiflerin görüş açısı 45-50 derece iken, geniş açıların 60-65 ve daha üstüdür.
WIDE-SCREEN PROCESSESGENİŞ PERDE SİSTEMİNormalden daha geniş görüntüler veren sistem. Bak. ASPECT RATIO, CINEMASCOPE, ANAMORPHIC.
WIGWAG (= WARNING LIGHT)UYARI IŞIĞIİçerde film çekildiğini belirtmek için stüdyonun dışında yanan, genellikle kırmızı renkli ışık.
WILD MOTORBak. VARIABLE SPEED MOTOR.
WILD PICTURESESSİZ ÇEKİMBeraberinde ses kaydedilmeyen film çekimi. Bak. MOS.
WILD SOUND/WILD RECORDINGÇIPLAK SESBeraberinde film çekilmeyen ses kaydı. Yapım sonrası miksajda kullanılacak ses malzemesini zenginleştirmek için kaydedilen bir mekânın doğal sesleri (oda sesi, rabarba, çevre sesi vb). Bak. SOUND EFFECT.
WILD TRACKBak. WILD SOUND.
WINDSARIMA-sarım (A-WIND) = duyartabaka dışta. B-sarım (B-WIND) = duyartabaka içte.
35 mm.de a-sarım baskıda, b-sarım kamerada kullanılır.
WINDINGSARMAKFilm şeridi veya ses bandını bir makaradan (REEL) öbürüne aktarmak, ya da takozun (CORE) üstüne geri sarmak.
WIND MACHINE (= RITTER)FANBir sette rüzgâr etkisi yaratmak için kullanılan araç.
WING ITBak. AD-LIB.
WIPEBir görüntüyü iterek veya silerek onun yerine geçen yeni bir görüntü yaratan optik etki. İki görüntünün yer değiştirme şeklinin sonsuz çeşitleri olabilir.
WORD OF MOUTHSÖYLENTİ, DEDİKODUBir film hakkında eşe dosta kulaktan kulağa yayılan, beğenen ya da kötüleyen sözler.
WORKING TITLEÇEKİM ADIKesin adı belirlenene kadar bir filme takılan ad. Kimi zaman gizliliği sağlamak ve korsanlığı önlemek için film gösterime girene kadar çekim adı kullanılır. Woody Allen'in pek çok filminin çekim adı, 'Woody Allen Movie'dir.
WORK PRINTİŞ KOPYASIGünlük kopyaların eklenmesiyle meydana gelen çalışma kopyası. Bu kopya üzerinde kurgu son halini alınca, negatif onunla eşlenerek kesilir.
WRANGLERBak. TRAINER.
WRAPTOPLANIN,PAYDOSGenellikle, o günkü çekimin sona erdiğini belirtir. Ama belli bir mekândaki çalışmanın sona erdiğini belirtmek için de kullanılır.
WRITERS GUILD OF AMERICASinema ve televizyon endüstrisindeki senaryo yazarlarının meslek kuruluşu.
WRITTEN BYYazarın, hem özgün hikâyeyi, hem de senaryoyu yazdığını belirtir.
XTek bir kareyi belirten kısaltma.
X-COPYİlk dup master ses bandı.
X-DISSOLVEÇapraz geçmeyi belirten kısaltma.
XFR/XFERTRANSFER'i belirten kısaltma.
XLSEXTRA LONG SHOT (çok uzak plan) için kısaltma.
X-RATED21 yaşından yukarı kişilerin seyredebileceği film. Aşırı şiddet ve seks sahneleri içerirler.
Y-CABLE/Y-JOINTBir kabloya iki kablo bağlayabilmek için ara parça.
YELLOWSARIAsal renklerden biri.
ZEPPELIN (= ZEPPELIN WINDSCREEN)Rüzgâr sesini azaltmak için bir mikrofona takılan parça.
ZIP PANBak. SWISH PAN.
ZOETROPESinemadan önceki zamanlarda hareket duygusu elde etmek için bir dizi resmi döndürerek izlemeye yarayan araç.
ZOOMZUMBir objektifin odak uzunluğunu değiştirerek görüntüdeki cismin boyutunu değiştiren sistem. Kamera ileriye zum (ZOOM IN) yaptığı zaman cisim büyür fakat alan derinliği azalır, görüş açısı daralır. Geriye zumda da (ZOOM OUT) bunun tersi olur. İleri veya geri kaydırma hareketinde ise objektifin görüş açısı değişmez.
ZOOM LENSZUM OBJEKTİFSinema, video ve fotoğraf kameralarında kullanılan, normal, genişaçı ve teleobjektif özelliklerini taşıyan odak uzunluğu değişken objektif. Değişik odaklı objektifler kullanmak için objektif değiştirmeyi gereksiz kılar. İleri veya geri zum yaparak kamerayı yerinden oynatmadan ve net ayarını değiştirmeden bir cisme yaklaşma veya ondan uzaklaşma etkisi sağlar.

Hakkında admin

“Çağımızda geçmiş yüzyılların bilmediği, kısa ömürlü bir yaratık yaşıyor. Sinemadan çıkmış insan. Gördüğü film ona bir şeyler yapmış. Salt çıkarını düşünen kişi değil. İnsanlarla barışık. Onun büyük işler yapacağı umulur. Ama beş-on dakikada ölüyor. Sokak sinemadan çıkmayanlarla dolu; asık yüzleri, kayıtsızlıkları, sinsi yürüyüşleriyle onu aralarına alıyorlar, eritiyorlar.” ― Yusuf Atılgan, Aylak Adam

İlgini Çekebilir

Altın Leopar (Pardo d'oro)

ALTIN LEOPAR (PARDO D’ORO) Altın Leopar ( Golden Leopard, Pardo d’oro) ödülü, 1946 yılında İsviçre‘de yapılmaya …

'